Herkes için Twitter Rehberi – 2

by Burak Bayburtlu on 07 Şubat 2010 · 3 comments


Zaman su gibi akıp geçiyor ve Herkes için Twitter Rehberi – 1 yazımdan bu yana epey vakit geçmiş. İlk bölümde ne olduğunu, temel kavramlarını detaylıca anlatmaya çalıştığım Twitter‘ın bu defa da nasıl kullanılması gerektiğine değinmek istiyorum.

Öncelikle Twitter‘da var olmakla bir blog açmak arasında en önemli fark güncelleme sıklığı ve paylaşılanların kapsamı. Twitter‘da kapsamlı bir makalenin bağlantısını ya da tatil fotoğraflarınızın Flickr sayfasını paylaşabilirsiniz. Ancak bunları Twitter‘a yükleyemezsiniz. Sınırlama da çok açık: 140 karakterde ne yazarsanız o. Bunun bilinciyle dünyanın içeriğini tek bir mesaja sığdırmak yerine daha kısa, daha rafine, daha özet bilgi paylaşmaya alışmanız lazım. Zaten kalabalık bir takip listesine sahip takipçilerinizin ana sayfasında çok kısa bir süre kalacağından dikkatini de aynı oranda çekebilme şansınız var.

Bu noktada #hashtag ve Twitter‘ın meşhur gerçek zamanlı aramaları devreye giriyor. Yazdığınız içeriğin daha erişilebilir olması için #hashtag adı verilen bu küçük aracı kullanmanız faydalı olabilir. İçeriğin içinde geçen kelimeleri # (diyez, kare, hash) işareti ile başlatırsanız sizi okuyan birinin bu kelimeyle aratınca çıkacaklara ulaşmasını sağlarsınız. Buna anlık meme‘ler ya da o an izlediğiniz bir organizasyonun muhabbetine katılmak da dahil (bkz: #socialtrippin, #tedxreset)

İçeriği kısa tuttunuz, #hashtag’lerle süslediniz, peki başka mecralarda paylaştıklarınızı nasıl Twitter‘a paslayacaksınız? Ya benim gibi yapıp bir FriendFeed hesabı açar, tüm servislerinizi bu hesaba bağlarsınız ve FF hesabınızdan Twitter’ınıza düşmesini sağlarsınız. Bir diğer alternatif ise Youtube ya da Facebook gibi servislerin Twitter güncellemelerini kullanmak. Ancak bu da daha sonra bunları yönetmenizi zorlaştıracağı için benim tercih etmediğim bir yöntem. Bir de son olarak TwitterFeed gibi bir üçüncü parti uygulama ile RSS formatındaki tüm içeriği Twitter hesabınıza otomatik yansıtırsınız. Tabii eğer isterseniz.

Gördüğüm kadarıyla otomatik paylaşılan içeriğin etkisi manuel girilen kadar yüksek değil – tabi eğer bir haber portalı ya da web sitesi hesabı işletmiyorsanız. Bu nedenle kayda değer bulduğunuz içerikleri, örneğin bu yazıyı :), direk kendiniz kısa bir özetle paylaştığınızda çok daha fazla kişiye ulaştırabilirsiniz. Elbette akıllı bir sistem kurmak mümkünse de bu, kişisel hesabınız için yeterli.

Twitter mesajınızı gönderdiniz ve başladınız beklemeye. Geri dönüş nasıl alıyorsunuz? Tabii ki “mention” yoluyla. Genelde tüm Twitter yazılımları yazılan bir mesaja yanıt göndermeye olanak sağlıyor. Siz ise bunları Twitter arayüzünde sağ sütundaki @username bağlantısı (mesela bende @burak olarak gözüküyor)  ile görebilirsiniz. Bu bağlantıya tıklayınca arama sonuçları gelecek ve size yönelik yazılanlar listelenecek. Eğer henüz bir şey  çıkmıyorsa takipçilerinizi sizinle diyaloğa teşvik edecek şeyler yazın, kısa sürede geri dönüş almaya başlayacaksınız.

Mention konusunda bir de uyarım olacak. Özellikle FriendFeed kullanıcılarında çok sık gördüğüm bir hata, bir insanın adının başına @ koyarak verilen yanıtlar oluyor. Örneğin Burak Yılmaz adlı bir kullanıcıya yorum yaparken @burak kullanmanızın bir anlamı maalesef yok. Hitap ettiğiniz kişinin kullanıcı adını kullanmadığınız sürece onlara ulaşamazsınız, lütfen dikkat edin.

Twitter hesabınızı izliyorsunuz, güncel içerikler paylaşıyorsunuz ama bir türlü yeni aboneler kazanamıyorsunuz, neden acaba? Sadece takipçi uğruna bazı servislere giriş yaparsanız kısa sürede onların SPAM makinesi haline gelmeniz riski çok fazla. Şimdi isimlerinden bahsedip de o sitelere girmenizi istemiyorum. Siz siz olun Twitter şifrenizi nereye girdiğinize dikkat edin, Twitter hesabınızı “günde 100-400 takipçi kazanın” gibi servislere güncelleme izni vermeyin, bugüne kadar bundan fayda gören ne gördüm ne de duydum. Hatta hazır yeri gelmişken Twitter hesabınızı güncelleme izni olan uygulamaları da Twitter / Connections adresine girip inceleyin, gereksizleri ya da tanımadıklarınızı hemen “Revoke Access” diyerek kaldırın.

Twitter sersinin bu bölümünde biraz olsun daha verimli Twitter kullanımına değinmeye çalıştım. Bir sonraki yazıda ise işimi kolaylaştıran, fotoğraf ve video gibi içerikler paylaşmanızı sağlayacak yazılımlardan, nispetenyeni özellikler olan GeoTagging ve List‘in kullanımından bahsedeceğim. Tabi eğer makul bir şekilde anlatabilirsem daha çok gerçek takipçiye nasıl ulaşabileceğinize dair bazı önerilerim de olacak, yani en güzel bilgileri sona sakladım ;)

O zamana kadar beni mesajlarınıza @burak yazarak sorularınız varsa sorabilir, http://twitter.com/burak adresinden takibe alabilirsiniz. Umarım bu defa arayı daha kısa tutarım ;)

{ 3 comments }

Sosyal medya ile iletişim

by Burak Bayburtlu on 13 Aralık 2009 · 43 comments

social_media_sitesPazarlama konusunda ahkam kesecek kadar “pazarlamacı” görmesem de kendimi, iyi gözlemlerim olduğunu düşünüyorum. İster istemez teknoloji üzerine yazdığım bu alanda yer yer sosyal medyada nelerin nasıl yapılması gerektiği üzerine yazmak istiyorum. Bugün de o günlerden biri zira Project House‘un ev sahibi olduğu Digital Marketing Forum 2009‘da sevgili Devletşah‘ın moderatörlüğünde bir panele katıldım: Sosyal Medya ve Pazarlama Paneli

Panel katılımcıları arasında benimle beraber Selçuk Hoca ve Esra Gökbayrak vardı. Cuma akşamı saat 5 sularında Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda gerçekleşen oturuma maalesef hava muhalefetinin de etkisiyle büyük bir katılım gerçekleşmedi. Ancak her zamanki gibi beklediğimden çok daha verimli geçtiğini itiraf etmem lazım.

En azından marka ve markaların iletişimin yapan kurumların dikkate alması gereken bazı notlar çıktı, en azından şimdilik bunları paylaşayım dedim. İşte o notlar:

  • Sosyal medya ile geleneksel medyanın en önemli fark bağımsızlıkta.
  • Ne yaparsanız yapın, bu bağımsızlık zincirini kırmaya çalışmayın.
  • Markanın sosyal medya ile iletişimi şeffaf olmalı.
  • İçerik üreticisinin emeğine saygı gösterin (forumcuların dediği gibi: emeğe saygı!)
  • Özellikle dağıtacağınız ürünler veya ücretsiz sunacağınız hizmetler karşılığında talepkar olmayın.
  • Eğer advertorial yayınlatma gibi bir amacınız var ise herkesin kendi alanında böyle bir yayına yer vermesinin bedeli vardır, bunu sorun ama yine şeffaf olun.
  • Bunu sorarken kesinlikle ve kesinlikle “olumlu yazınızın bedeli nedir” gibi saçma sapan sorular sormayın.
  • Özellikle blog yazarlarının en önemli değeri güvenilirlik, buna zarar verecek taleplere yanaşmayın.
  • Kriz oluştuğunda çözüm için açık ve çözüme yönelik iletişim kurun, dayatmalardan kaçının.
  • Troll ya da benim tabirimle deli dumrul adı verilen ve kargaşadan beslenen insanlar ile gerçekten sinirlenmiş kullanıcıyı ayırın.
  • Deli dumrul gördüğünüzde onu görmezden gelebilirsiniz, bu onun etkinliğini düşürecektir.
  • Eğer bir deli dumrul fazla ileri gitmedikçe (o çizgiyi siz çekin) yasal haklarınıza fazla sarılmayın.
  • Blogların gelir modeli henüz ülkemizde oturmadı, marka olarak yatırım yapın, uygun alanlara sponsor olun.
  • Sosyal medyada yaptığınız iletişimin markanıza olduğu kadar seçtiğiniz kişilerin kişisel markalarına da katkısı var, bunu doğru kişileri seçerek doğru mecraları markanızla beraber yükseltin, pişman olmayacaksınız.
  • Sosyal medya sizin ordunuz değil, onları yönlendirmeye ya da haksız şekilde eleştirmeye, bireysel olarak birini karalamaya falan kalkarsanız sağlam bir düşman edinebilirsiniz.
  • Sosyal medyanın bir parçası olmadan orada yer almaya çalışıp kendinizi komik duruma düşürmeyin, unutmayın insanlar başkalarının hatalarına karşı çok acımasız olabiliyor ;)
  • En önemlisi sosyal medyada iletişiminiz duyuru değil diyalog şeklinde olsun. Diyalogun anlamını bilmeyen birini sosyal medya iletişiminizin başına koymanızın cezası sandığınızdan büyük olabilir.

Bu liste daha uzayabilir ve ben de buraya aklımda kaldığınca yazdım. Diğer dostların da ilaveleri olacaktır, onları da takip etmeye bakın derim. Bu listenin en önemli özelliği katılan panelistlerin başından  geçen pek çok vakadan elde edilen deneyimlerin meyveleri olması. Umarım dikkate alırsınız :)

{ 43 comments }

Renault Fluence Ne Olsa Beğenirdiniz?

by Burak Bayburtlu 8 Aralık 2009

Renault Fluence dijital lansmanının baştan sona incelemesi ve Renault Fluence maceramız! Hepsi bu yazıda.

16 comments Yazının tamamı →

Herkes İçin Twitter Rehberi – 1

by Burak Bayburtlu 6 Aralık 2009

Herkes İçin Twitter Rehberi’nin ilk bölümünde en temel Twitter kavramları ile tweet, dm, mention, hashtag ve retweet gibi konuları anlatıyorum.

18 comments Yazının tamamı →

Blogger’s Block

by Burak Bayburtlu 6 Aralık 2009

Bir blogger’ın dramı

3 comments Yazının tamamı →

Avea, Turkcell ve Vodafone 3G Hız Testi

by Burak Bayburtlu 17 Ağustos 2009

3 operatörün 3G modemi Maslak İTÜ kampüsünde, ARI 2 Teknokent’te teste tabi tutuldu. Sonuçlar ve analiz bu yazıda.

81 comments Yazının tamamı →

3G ufukta gözüktü

by Burak Bayburtlu 3 Temmuz 2009

3G nedir? 3G bize neler getirecek? 3G’den sonra neler olacak?

20 comments Yazının tamamı →

THY Konkur ve 41?29!

by Burak Bayburtlu 25 Haziran 2009

THY Dijital Konkur ve 41?29!dakilerin kısa hikayesi

44 comments Yazının tamamı →

Sosyal medya nedir?

by Burak Bayburtlu 23 Haziran 2009

Sosyal medya nedir? Friendfeed nedir? Sosyal medyanın tanımı ve Türkiye’de sosyal medya.

31 comments Yazının tamamı →

Sansüre Sansür – Yay! Hareketi

by Burak Bayburtlu 10 Mayıs 2009

Türkiye’de İnternet üzerinde uygulanan sansüre karşı bir harekete destek vermek isteyenler, yine İnternet üzerinde toplanıyor.

4 comments Yazının tamamı →