Google News da cepte 28 Şubat 2006

Mobil servisler kervanına Google News da katıldı, darısı Google Reader’ın başına. Bence bunun için bile fazlasıyla geciktiler ama, geç olsun güç olmasın di mi? Google servisleri: genelde geç, ama her zaman pratik :-)
Kullanmak için üç adım var: telefonunuzun web browser’ını açıyorsunuz, “google.com” adresine gidiyorsunuz, “News” linkine tıklıyorsunuz. Ben yine de RSS okumayı tercih ederdim, ya siz?
Video: Çok nokta dokunmatik ekranlar
NYU’da çok nokta hassasiyetine sahip dokunmatik ekranlarla hazırlanan güzel bir çalışma ve onun harika videosu! Yakın gelecekte grafik kullanıcı arayüzleri ile etkileşimin nerelere varabileceği çok açık. İyice bilimkurgu olduk yahu! Buyrun:
[Kaynak: Vic Divecha’s Tech Blog]
Steve Jobs, Apple ve “fun” anlayışı

Bilmiyorum kaç kişi Apple‘ı merakla bekliyordu ama bekleyenlerin, uzun metrajlı film indirmeyi saymazsak, beklediği iki şeyden biri buydu (bkz: valleywag’deki anket) Apple’ın ve dolayısı ile Steve Jobs‘ın bekleneni vermesi güzel. Ancak benim “fun” anlayışımın bu olmadığını söylemem gerek. Özellikle heyecanla Apple iTablet beklediğim düşünülürse beni hiç kesmeyen iki ürün oldular. Hatta yine bugün ne duyurduklarını yakalamak için gezinirken rastladığım bir videonun bile daha ilgi çekici olabileceğini söyleyebilirim. Ürünleri daha detaylı incelemek isteyenler için adres tabii ki Apple.com
Sony Ericsson’dan Cebit Bombaları
Sony Ericsson, Cebit 2006 ile beraber uzun süredir beklenen telefonlarını birkaç küçük sürprizle beraber duyurdu. Nokia’nın bugüne kadar üzerinde durduğu sınıflandırma işini nihayet uygulayan SE, 4 ayrı sınıf ve bu sınıflarda farklı gelir ve ihtiyaç düzeylerini tatmin edecek modeller sunuyor. Bunlar neler dersek:
In tune serisi: Bu grupta Walkman telefonlar bulunuyor. Bu yıl piyasaya sürülecek modellerden W950 serinin tek UIQ 3.0 tabanlı cihazı ve haliyle tek smartphone‘u. 4 GB dahili belleğiyle de diğerlerinden ayrılan telefonda touchscreen yani dokunmatik ekran da mevcut. 3G data imkanı sunan W950‘de nedendir bilnmez, hiç kamera yok! Tek amaç müzik dinleten bir smartphone yapmak olmuş sanırım, ne kadar başarılı olduğunu yakında göreceğiz.
Diğer iki modele bakarsak: W810 bir önceki modelin güncellenmiş hali, tasarımı ve ekranı(ki oldukça iyi) dışında önemli bir gelişme yok. Asıl yenilik herkesin beklediği clamshell (kapaklı - istiridye tabir ettiğimiz) Walkman telefon: W300. Monokrom dış ekranı, alt seviye modellerde kullanılan 128×160 pixellik renkli iç ekranı ve 256 MB MemoryStick Micro hafıza kartıyla gelen telefon, giriş seviyesi model olarak bence önemli bir açığı kapatıyor. Çok popüler olacağını tahmin ettiğim modelin çıkışı Haziran’ı bulacak.
In Control serisi: Burada ise özellikle iş dünyasının heyecanla beklediği iki adet smartphone var. P990 firmanın prestijini yükseltecek güçlü bir ürün olacak, uzun süredir bekleniyor ve özellikle kartvizitleri üzerindeki fotoğraf makinesi ile adres defterine işleyebilmesi, yani karakter tanıma özelliği ile bir ilke de imza atıyor. Yakın zamanda duyurulan M600 ise SE’nin ne kadar doğru yolda olduğunun bir işareti. Bu yılın modası kesinlikle ince telefonlar ve M600 rakibi olabilecek diğer cihazlar arasında sıyrılmayı başarıyor. Birebir rekabet içinde olduğu cihaz ise kuşkusuz Blackberry 7100 serisi telefonlar olacaktır, klavye tasarımından da bu belli oluyor.
In Focus serisi: Burada Sony Ericsson ortaklığı, bir Sony markası olan CyberShot‘ı kullanıyor. Focus ingilizce odak anlamına geliyor ve bu telefonlar tamamen görüntüleme özellikleri ile ön plana çıkıyor. K790 ve K800 birbirine çok benzeyen iki model. K790 tri-band ve EDGE destekli bir terminalken K800 ise WCDMA ve GSM destekleyen bir dualmode 3G terminal. K800 video görüşmeleri için ön yüzünde bir VGA kamera da barındırırken her iki cihazın arkasında 3.2 mp çözünürlüklü, xenon flashlı, autofocus ve BestPic™ özellikli bir kamera var. Bu arkadaki kamera, özellikle Sony CyberShot T3/T5 kullanıcılarına tanıdık gelecek şekilde, kayan bir kapakla korunuyor. Her iki cihaz da oldukça şık ve K750 serisinin yerini alacak şekilde tasarlanmış. Tek sorun biraz daha uzun olmaları. Bu cihazlar da çok yakında olmasa da yaza cebinize girecek gibi gözüküyor.
Son bir grup daha var tanıtılan ancak bunlardan çok bahsetmek istemiyorum. In Touch serisi olarak geçen telefonlar en basit cep telefonu fonksiyonlarını kapsıyor ve muhtemelen en geniş kitleye ulaşacak ürünler de bu ailede. Kayda değer bir model olarak UMTS destekli bir telefon olan K610 var. Bu telefonu özel kılan, yukarıdaki fotoğrafta da göreceğiniz üzere Google Search ve Blogger entegrasyonu sunması. Sony Ericsson, bugün yaptığı basın açıklamasıyla Google ve Blogger ile entegre çalışan cihazlar üreteceğini de duyurdu. Bu kapsama giren ilk cihazlar ise K790, K800 ve K610 olacak. Google’ın son dönemlerde yaptığı atılımlar hanesine bir çizik daha. Servisin detayları henüz belirginleşmiş değil. Yine de buradan yola çıkarak cep telefonunda en yüksek veri trafiği yaratan servisin, browsingin daha da popüler hale geleceğini söyleyebilirim.
Gelecek ürünler arasında gerçekten şık kablosuz kulaklıklar da var ancak şimdilik bunlara değinmeyi düşünmüyorum.
Bütün detaylar ve bütün ürünler için tabii ki Sony Ericsson’un Cebit için hazırladığı sayfayı buradan ziyaret edebilirsiniz. Ben halen P990′ı el üstünde tutuyorsam da K790, EDGE ve 3.2 mp CyberShot kamerasıyla sürekli göz kırpıyor. Ya size hangisi göz kırpıyor?
Google Earth’te bir gezgin: q3c
Geçtiğimiz günlerde “Google’de AKP Protestosu” konulu bir yazı ile irkildik. Sonradan gördük ki işin aslı DHA Sivas muhabiri Soner Kavak’ın başlığından anladığımız gibi değilmiş olay. Bazen bu tip olaylar bana “Gazetecilik 101 diye bir ders var ve konularından biri Sansasyonel Manşet Atma heralde” diye düşündürüyor. Google yetkilileri de olaya karşı sessiz: heralde haberin içeriği doğru bilgi verdiği için bir işlem yapma gereği duymuyorlar.
Neyse, zaten derdim Doğan Grubu’nun MSN ile giriştiği işbirliğinden bu yana çıkan bir takım haberleri tartışmak değil; daha keyifli bir konu: Google Earth’te bir gezgin olan q3c takma adlı Jakub Michalski.
Öncelikle bununla diğer konuyu bağlamak gerek. Araştırmacı ruhumun etkisiyle bu haberde yazılan görüntüyü bulmak amacıyla daha önce ilgi göstermediğim Google Earth’ü indirdim. Haberde adı geçen mesajı görebilmek için Google Earth Community katmanını açmak gerektiği bilgisi ise sözlükten geldi. Sonuç: ben ve kaybolan birkaç saat daha!
Google Earth Community, düz bir forumdan farksız. Ancak olay kendi placemark, yani yer imlerinizi koymaya ve bunların üzerine sağ tıklayıp insanlarla paylaşınca ortaya çıkıyor. Bu paylaşım forum üzerinden yapılıyor ve Google Earth bu foruma gönderilmiş KMZ dosyalarını bölgeyi geçerken haritada gösteriyor.
Michalski ise bu noktada devreye giriyor: nereye baksam gördüğüm onlarca placemark ile GE’yi resmen baştan sona donatmış. Özellikle çalıştığım ve yaşadığım Maslak bölgesinden Levent’e uzanan yol üzerinde tanımlanmamış önemli bina bırakmayan q3c‘yi tebrik etmeyelim de ne yapalım?
İlgili linkler:
Jakub Michalski’nin Google Earth Community’de yazdıkları
Başarılı bir tasarımcı olan Jakub Michalski’nin kişisel web sitesi
Ve tabii ki Google Earth!
Blogosphere’de bir ünlü daha

Blogosphere, yani Türkçesiyle “blog dünyası“, bir ünlüyü daha karşıladı: MC Hammer! Blog “reklam” dünyası için artık gerçek bir mecra, ki bence ünlülerin İnternet üzerindeki en güzel temsilcileri. Değeri de, ünlü bloggerlar da her geçen gün artıyor.
Bir zamanlar herkesi zıp zıp zıplatan MC Hammer, blogunda teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanmış: Blogger hesabı ile Blogspot üzerinde yayınladığı sitesi, Sidekick kullanarak çektiği fotoğraflarıyla dolu(Sidekick ve fotoğraf denince Paris Hilton geldi nedense aklima ;-)). Google Video‘da videolarını yayınlayan MC Hammer, podcastlerini yayınlamak için Audioblogger kullanıyor. Site daha yeni olduğu için içeriği biraz kısıtlı. Hayranlarının sürekli ziyaret edeceğini tahmin ettiğim sitenin adresi ise çok ilginç: mchammer.com falan değil düpedüz mchammer.blogspot.com! Bu da gösteriyor ki “Blogspot” PR yetkilileri işlerini iyi yapıyor: darısı bizimkilerin başına ;-)
PR demişken: MC Hammer’ın ekibini de hafife almayalım: bütün bu servisleri MC Hammer babasının hayrına kullanmıyor(dur diye umuyorum, belli mi olur, bizim hızlı rapper çulsuz kalmış da olabilir)
Blog tutan tek ünlü tabii ki MC Hammer değil, kısa bir araştırmadan sonra birkaç liste buldum:
- Celebrity Blogs - About.com’daki ünlülerin blogları listesi
- Celebrity Blogs - Bu da IceRocket’taki ünlülerin blogları listesi, Bruce Willis’in sitesi kapalı ama David Duchovny’nin bir süre tuttuğu blog’unu görmek bir “The X-Files”-sever olarak beni sevindirdi
- Diarist.net Links - Bu içlerinde en kapsamlısı çıktı, kesinlikle sizin de sevdiğiniz birileri çıkacaktır
Ünlülerin “blogging” mevzusuna daha yakın olmasını umardım. Bu hem hayranları ile daha sıcak bir ilişki içine girmelerine hem de günümüzün en güçlü mecralarından biri haline gelen İnternet üzerinde daha yaygın olarak bulunmalarını sağlayabilirler. Benim bildiğim ünlü Türk blogger iki tane. Biri Serdar Kuzuloğlu’nun “Podcast Rehberi“, diğeri de Nokia N-Series sponsorluğunda doldurulan Mithat Bereket’in “Pusula Rehberi”
Siz kimlerin blogunu okuyorsunuz ya da okumak isterdiniz?
eski yazılar »




