Mobil cihazların hayatımızda önemli bir yere sahip olduğu gerçeğini çoğumuz artık kabullenmiş durumdayız. Bundan 10 yıl önce ajandalı saatler tüm gençlerin kolundaydı. Bugün ise güçlü ancak gücü henüz keşfedilmemiş cep telefonları herkesin cebinde. Aradaki en önemli fark ise dün geek tabir ettiğimiz bu işlere meraklı kişilere hitap edecek teknolojik yenilikler artık sokaktaki adamın ilgi alanında ve bu son yılların bence en büyük gelişmesidir.
Pekiyi, son 10 yılda neler oldu? Öncelikle taşınabilir cihazlar o kadar güçlendi ki, bundan çok değil 3-5 yıl öncesinin masaüstü bilgisayarlarını teknoloji, işlemci saat hızı, depolama alanı vbg. özellikler açısından zorlar hatta yer yer geçer oldular. Sadece “güç” açısından mı? İşlevselliği de çok gelişen mobil cihazlarda tek elle bir PC fonksiyonelliğine erişmek, bu fonksiyonaliteyi cepte taşımak artık mümkün.
Öyle ki, bir iş adamı/kadını ya da bir öğrenci, tüm dokümanlarını cebindeki bir cihazda taşıyabiliyor, gelen mesajlarına anında ulaşabiliyor, bunları açıp okuyabiliyor, düzeltmeler yapıp başkalarına gönderebiliyor. İşin güzel yanı saydıklarımı yapabilmek için bilgisayar dehası olmanıza gerek yok, kullanılabilirlik geçen 10 yılda çok büyük yol katetti.
Bunları 1999′da Ipaq‘imde de yapabiliyordum diyenlere verilecek bir cevap elbet var: tanıdğınız kaç kişinin Ipaq‘i vardı? Evet bu soru işin bambaşka bir boyutunu ortaya koyuyor: erişilebilirlik ve yaygınlık. Aynı soruyu şöyle yöneltsem: Tanıdğınız kaç kişinin Nokia 6600/6630/6670/7610… kısaca S60 telefonu var? Evet artık ürünler çok daha fazla insan artık akıllı mobil cihazlara sahip. Bunun iki temel sebebi var: aslen bir Ipaq‘ten geri kalmayacak bir cihaza, üstelik de telefon özelliği ile beraber neredeyse o dönem bir Ipaq alınabilecek fiyatların yarısına edinmek bugün mümkün. Bu işin erişilebilirlik ayağı.
Yaygınlığı sağlayan ise sunum farkından kaynaklanıyor. Ipaq, “cebinizdeki PC” olarak sunulduğu zaman aslen bir PC’nin temel özelliklerini sunabilmekten öteye gidemiyordu. Keza diğer PDA örnekleri de öyle: aslında iyi yapamadıkları bir çok görevi yerine getirdiğini iddia ederek hem kullanıcıların gözünü korkuttu, hem de gözü korkmayan kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı bu ilk nesil cihazlar. Bir PC gibi yaygın uygulama desteği yoktu, PC ile yapabildiğimiz her şeyi kısmen yapabiliyorduk ve bir de yeni bir PC alacak parayı döküyorduk.
Mobil cihazlarda evrim teorisi konusuna bu noktada geçebiliriz. Bugün pek çok insanın farkında olmadan akıllı telefon kullanıyor olması sunuşun, kullanılabilirliğin ve erişilebilirliğin ortak sonucu: yaygınlık. Her ne kadar elindeki cihazın potansiyelini farkında olan kesim, azınlık da olsa, ortada milyonlarca insanın içindeki bir azınlık var. Bu teknolojinin gelişimini hızlandıran bir talebin olmasını sağlıyor.
Sunuş, kullanılabilirlik, erişilebilirlik, yaygınlık.. Bütün bunlar mobil cihazlarda evrimleşmeyi, özellikle son 10 yılda yaşanan atılımların kabul görmesini hızlandırdı. Son 3 yılda ise iş farklı bir boyuta taşındı. PC‘ler ve dizüstü PC‘ler ufalırken PDA kulvarında ise Palm V boyutlarından HP Ipaq hx4700 boyutlarına geçildi, yani gözle görülür bir büyüme yaşandı. Kullanıcılar daha bilinçli ve ne alması gerektiğini düşünür hale gelirken, üreticiler yoğun rekabet sebebiyle ARGE‘ye ve yeniliklere daha çok önem verir hale geldiler.
Sonuç ise kaçınılmazdı: fonksiyonellik açısından bir PC ile yarışabilecek ancak taşınabilirliği çok yüksek, bugünün ve yarının en önemli mecrası olan İnternet‘e anında erişim sunabilen ve fiyat olarak astronomik rakamlardan uzak terminaller. Bundan 5 yıl önce tasarım temelleri atılan bu ürün sınıfı, Nokia 770 ile 2005 yılı son çeyreğinde kullanıcıyla tanıştı. Açık kaynak kodlu özgür yazılım temelleri ile su yüzüne çıkan Nokia 770‘i kısa bir süre sonra Origami kod adlı UMPC‘ler takip etti.
Bütün bunlar bir sürecin sadece küçük birer adımı. Teknolojinin evrimleşmesi sürüyor, beklentiler ve gerçek bir PC’yi her zaman yanında taşıyabilme lüksü, lüks olmaktan uzaklaşan rakamlarla kullanıcıyla buluşuyor. Bu buluşmalar sırasında rekabet git gide artıyor, 2004′te söylediğim gibi yeni bir rekabet alanı ortaya çıkıyor ve burada Nokia ve Microsoft birebir rakip hale geliyor.
Önümüzdeki 3 yıl için beklentilerime gelirsek: sıradan PDA‘ların tamamen piyasadan kalkmasına neredeyse kesin gözüyle bakıyorum. Tablet PC’ler ve UMPC türü cihazlar ise masaüstü PC’lerin tüm özelliklerini 500$ altına sunarken maksimum hareket özgürlüğüne herkesin sahip olmasını sağlayacaklar. Bu tabii ki altın çağını yaşayan dizüstü PC’lere olan ilgiyi farklı bir boyuta taşıyacak.
Bir de uçuk gelebilecek düşüncem var ki, UMPC‘lerin ve cep telefonlarının birleşip masaüstü PC’lerin yerini alması hayali! Onun nasıl olacağını şimdi anlatmayacağım ancak bunun da evrim sürecinin önemli sayılabilecek bir adımı olacağından eminim, siz ne dersiniz? :-)
Like this post? Post Comment, Download and Subscribe RSS
{ 3 comments… read them below or add one }
bana göre şu wimax teknolojisi sayesinde internetin ulaşmadığı yer kalmayınca, bi nebze de olsa umpc ler cep telefonu özelliği taşıyabilecek. tabi sim kart takıp gsm şebekesine bağlamakta gayet mümkün gibi.
evrimin sürecinde de hep şu yaşanıyor bahsettiğiniz gibi. ilk mobil cihazlar kocamandı. bi aralar en küçüğü yapma hevesi sardı üreticileri. vay be dedik. şimdi ise boyutlar tekrar artıyor. ve eminim ki gene düşecekler. “pil” sorunu bi aşılsa hantallık büyük ölçüde gidecek ama olmuyor işte :)
WiMAX’in mobilitenin çehresini değiştireceği aşikar. VoIP, WiMAX, “sanal operatörlük” gibi kavramları yan yana koyunca Origami de bir çeşit telefon haline gelebiliyor ancak ilk nesil cihazların telefonların yerini alabilmesini olası görmüyorum.
Diğer yandan Türkiye’de de bu konuda çalışan kurum ve kuruluşlar olduğunu da düşünürsek belki 3G’de kaçırdığımız treni WiMAX’le yakalarız diyorum, o zamana kadar bu cihazlar da küçülmüş olur biz de rahat ederiz.
ppc’ler bana bu evrimin yeterince hızlı olmadığını gösterdi. bunu nnedeni de dediğin gibi yaygınlık ve bulunabilirlik gibi alanlarda oluyor.
yazı için tebrik ederim bu arada :)
PPC’lerin asla olması beklenen kadar yaygın olmaması eksik bir vizyondan kaynaklanıyor. Onları ne bir mp3 player, ne bir ajanda ne de telefon olarak konumlandırabildik. Ajanda ise neden palm pilot gibi pili dayanmıyordu, mp3 player veya multimedia aleti ise neden yeterince küçük veya kapasiteli değillerdi?
Telefon olmamaları en büyük sorundu ama belki de en vurucu noktaları değildi.
Bir çok uzman hibritleşmenin işe yaramaycağını söylerken bence “diğer işlevleri yapabilen bir X cihazı”‘ndan bahsetmiyorlar. İşe yaramaycak olan “Her şeyi yapabilen bir cihaz”.
Tam anlatamadım, demek istediğim çok fonksiyonlı cihazların en sıkı takipçilerinden biriyim ama bu cihazlar kendilerini en azından iyi 1 alet olarak konumlandırmalılar.
Herşeyden biraz, ortaya karışık olduklarına güçlü oldukları noktayı bulmak zorlaşıyor.
Geek ile common costumer’ı birbirinden ayıran konumlandırmadır. Geek’in bir tekonolojik aleti alması için onun konumlandırılmış olmasını beklemesi gerekmez, adı üstünde o zaten “geek” tir.
Ama standart bir kullanıccı’ya ulaşmak için firmaların ürünlerini iyi konumlandırmaları gerekir. Çünkü standart kullanıcı pazardaki teyzedir. O teyze sebze almaya geliyorsa sebze istiyordur. Sebze istediğini biliyordur.
Burada işin içine pazarlama ve ürün geliştirme bölümlerinin beraber oturup yoğurması gerken bir süreç geliyor. Günümüz dünyasında geek mühendisler tarafından yaratılmış bir ürünün reklam firmasının önüne “al işte bişi bu” diye attığı ürünün başarılı olması çok zor.
Bunun yerine beraber gelişen bir süreç izlenmeli.
PPC’lerin gelişimi yavaş oldu demiştim. Evet 1999′dan beri ipaq ile yapabildiklerim ile şu an hw 6515 arasında yaptığım işlevler arasında çok fark var diyemem. En önemli kullandığım özellik telefon ve 6515 i yanımda taşımamın tek nedeni telefon olması.
Başka bir şey değil. O benim için ilk önce telefon