Popüler Teknoloji » 2007 » Mart

Mart 2007 arşivi

Microsoft Deepfish – Live Labs’ten yeni tarayıcı

Microsoft DeepfishWindows Mobile 6′nın özelliklerini daha tam anlamıyla sindiremeden, Windows Live Labs ekibi yeni web tarayıcılarını tanıttı. Şu an için deneyecek donanımım olmadığı için demosunu incelemekle yetindiğim Deepfish, aşağı yukarı yeni nesil S60 web tarayıcısının özelliklerini WiMo dünyasına taşıyor.

İlk bakışta Mobil web dünyasına bir yenilik gibi sunulan özellikler, S60 dünyasının aşina olduğu “masaüstü web deneyimini cebe taşımak”tan öte değil. Yenilik yok diyorsam da Deepfish’i özel kılan sadece bir tarayıcı değil, bu tarayıcının kullanılmasını sağlayan bir servisi de kapıyor olması. Arka tarafta çalışan kod, sayfaların masaüstü tarayıcılarda görüntüsünü yaratıyor ve size bir çeşit minimap çıkarıyor. Siz daha sonra sayfaya yakınlaşıp uzaklaşarak (zoom in – zoom out) sayfanın içeriğine ulaşıyor, formları dolduruyor ve sitelerde geziyorsunuz.

Read more

Script kiddie’lerden hain saldırı :)

Bazı insanların gerçekten boş vakti çok ve kafası çalışmıyor. Gayet leziz bir kebap ziyafetinin ardından eve döndüğümde sitedeki son yazımın silindiğini gördüğümde canım çok sıkıldı. Ancak bir sığırdan beklenecek incelikte uyarı mesajı, bana açıklarımı kapatmayı emrediyor, sayfamı ise açılmayan bir siteye yönlendiriyordu. Klasik bir defacement  ile karşı karşıya kalınca insan ilk olarak soruyor: neden?

Elbette bir nedeni olmadan yapılan bu komik hareketin sonuçlarını da yazayım ki, kendini NASA’yı hack etmiş gibi hisseden script kiddie arkadaş nasıl büyük bir gerizekalı olduğunu anlasın:

  • Sayfayı hemen düzelttim, refresh’i atlatmak o kadar da zor değildi.
  • Wordpress’in yeni versiyonunu yükledim ancak TinyMCE problem yarattı.
  • Onca çözümü deneyip de hiç birinin işe yaramadığını gördükten sonra Wordpress’i sildim, yeniden kurdum.
  • Bu arada bunlar normalde sürmesi gerekenin yaklaşık 7-8 katı uzun sürdü: sürekli kopan ADSL bağlantımda emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum.
  • Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece 4:00′e kadar oturup yazdığı yazıyı yerine koymak için dostum Selçuk’u aradım:  her gün yedek aldığı için Sadece Hosting‘e teşekkürler :)
  • Yedeği almak yeterli değildi: bunu yerine koymak için MySQL ve DBTools indirmem, bir de bunları öğrenmem gerekti.
  • Site eski haline geldiğinde saat 23:00′ü geçiyordu ve bütün bir günümü öyle ya da böyle bu saçmalığı temizlemekle geçirdim.

Şanslıydım çünkü yedeğim vardı, bunları yerine koyabilmek ise kolay olmasa da mümkündü. Peki ya yedeği olmayan şeyleri sadece bana “açıklarınızı kapatınız” demek için silmiş olsalar ne olacaktı? İnanın bilmiyorum. Google’a Wordpress’in kullandığım versiyonunu yazıp bu versiyona sahip siteleri ellerindeki üç kuruşluk exploit’le kirletmekle harcadıkları zamanı keşke işe yarar bir şeye harcasalardı.

Sonuç: Bütün günümü ekran başında gayet verimsiz bir iş olan Wordpress güncellemesi ve DB yedekleriyle boğuşarak geçirmeme sebep olan Spygrup.org, KingHackTeam, Akrep__KraL ve bykruis@gmail.com‘un kulaklarını ben çınlattığım, siz de çınlatın lütfen :)

Nokia N95 – nihayet satışa sunuldu!

Nokia N95Uzun zamandır çıkması beklenen ve S60 kullanıcıları için pek çok ilki barındıran Nokia N95, nihayet Avrupa ve civarında satışa sunuldu. Resmi fiyatı 700€ civarında olacak olan N95, ülkemizde muhtemelen 1 ay içinde mağazalardaki yerine oturacak, tabii bu fiyatın biraz üzerinde(mesela 750€) ve KDV’li olarak. Kısaca bu telefona sahip olmak isteyenler 1.600 YTL civarı bir parayı gözden çıkarmak zorunda kalacak. Nokia N95‘in ilk olduğu konular:

  • Her ne kadar bizim için daha hiçbir şey ifade edemese de HSDPA
  • Dahili GPS
  • 5 megapixel kamera
  • 2.6 inch boyutunda dev ekran
  • Çift taraflı kaydırma
  • Ve multimedya tuşları

Özetle çok güçlü bir multimedya bilgisayarı Nokia N95 ve her gadget-freak‘in uzunca süredir rüyalarını süslüyor. Daha önce yazdığım Nokia N95 – GPS’li Multimedya Bilgisayarınız başlıklı yazıda teknik özelliklerine değinmiştim. O yüzden bu yazıda en önemli sorulara değineceğim:


Read more

smart2go Mobile Navigator satın almalı mı?

Bugün rutin Hepsiburada gezintim sırasında bir ürün gözüme çarptı: smart2go Mobile Navigator. Mart ayında pek çok dergide Nokia tarafından yayınlanan reklamını gördüğüm smart2go, temel özelliklerine ücretsiz olarak sahip olunabilen bir harita yazılımı. Bir sonraki nesil S60 telefonlara entegre gelecek bu yazılım ve dahili veya harici GPS alıcınız sayesinde yerküre üzerindeki yerinizi bulabilir, kaybolmadan gezebilir, dahası bulunduğunuz yere en yakın hastane, restoran, otel, müze ve aklınıza gelebilecek pek çok önemli noktaya doğru tarif alabiliyorsunuz.

Buraya kadar harika gözüken smart2go, şu an için beta, yani tam olgunlaşmamış bir yazılım. Bunu Nokia N93 telefonuma kurup denediğimde yaşadığım problemler de doğruladı. S60 kullanıcılarının alışık olduğu takılıp kalmalar, duraklamalar, telefonun kilitlenmesi, bu uygulamada da sürüyor. Ancak hazır olduğunda harika olacağına eminim: arayüz Nokia’dan alıştığımız şekilde oldukça pratik ve estetik, çalıştığı sürece hızlı ancak hepsinden de önemlisi bedava! Alternatifleri onlarca Euro’ya satılırken sırf bu özelliği için bile tercih edeni çok olacaktır.

Üzerinde sadece detaysız bir Dünya haritası ile gelen smart2go, telefonunuzun GSM, GPRS, EDGE, 3G veya WiFi bağlantısından en uygununu seçiyor ve gerekli haritayı İnternet’ten indiriyor. Daha sonra bu haritalar kaydediliyor ve gerekmedikçe tekrar inmiyor. 3G veya adım başı hotspot olan ülkeler için iyi, Türkiye gibi mobil İnternet erişimi çok pahalı ülkeler için kötü. Hadi WiFi olan bir yerde gezdik tüm İstanbul’u indirdik haritayı diyelim: bu da daha önce bahsettiğim performans problemleri yüzünden adeta bir sabır testi olacaktır. İşte tam bu noktada dostum Baran’ın yönlendirmesiyle smart2go web sayfasındaki MapLoader‘ın farkına vardım.

MapLoader, seçtiğiniz bölgenin haritasını bilgisayarınızın İnternet bağlantısı ile telefonunuza indiren bir yazılım. Topu topu 3 mb bile etmediğinden hemen indi ve kurulum başlattığım gibi bitti. Ekrandaki uyarıları takiben gelen arayüzden hemen Avrupa’yı seçtim. Gelen listede bazı ülkelerin yanında 0.0 MB yazdığını, 0.0 MB yazan ülkelerin haritasının olmadığını ve bu ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu gördüğümde çok şaşırdığımı söyleyemem. Her ne kadar ben kendi İstanbul haritası testimde bir takım yollar görebildiysem de burada olmaması, Nokia‘nın reklamlarına rağmen beni şaşırtmadı.

Bütün bunları Hepsiburada’ya bağlayacağım, merak etmeyin. Hepsiburada’daki smart2go Mobile Navigator‘ın açıklamasını gördüğümde şaşırdığımı itiraf etmem lazım, işte aynen kopyaladığım açıklama:

SMART2GO MOBİLE NAVİGATÖR

ŞEHİR ONDAN SORULUR…
İçerisinde Bulunan İller : Agri, Balikesir, Kayseri, Kirsehir, Samsun, Adana, Ankara, Antalya, Ardahan, Aydin, Bayburt, Bilecik, Bolu, Bursa,Canakkale, Diyarbakir, Duzce, Edirne, Eskisehir, Gaziantep, Giresun, Isparta, Istanbul, Izmir, Kahramanmaras, Kirikkale, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Nevsehir, Osmaniye, Rize, Sakarya, Trabzon, Usak, Yalova

Paket İçeriği : Bluetooth GPS cihazı, Araç Şarj Cihazı, Kullanma Kılavuzu, Yazılım CD’’si, Haritaların Bulunduğu Hafıza Kartı, Seyahat Şarj Cihazı, Cihaz Askısı

Açıklamada sayılan şehirler, Türkiye’nin şehirleri. Anlaşılan Haritaların bulunduğu hafıza kartında da bu şehirlerin haritaları var. O zaman:

Soru 1: Gibraltar’lı Joseph MapLoader kullanarak kendi ülkesinin haritalarını indirebilirken neden ben bu haritaları indiremiyorum?

Soru 2: Alternatif GPS alıcısı olan Realtek marka GPS X-Mini 189,73 YTL’ye satılırken, benim ücretsiz sahip olmam gereken haritaların olduğu ve muhtemelen çöpe atacağım bir hafıza kartı ile birkaç ucuz aksesuara daha sahip smart2go Mobile Navigator 436,39 YTL’ye satılıyor. Bu iki ürün arasında aksesuar ve harita dışında ne kadar büyük bir fark var ki biri diğerinin iki katından pahalı?

Bütün bu bilgiler ışığında çıkış sorumuzun cevabını kendiniz verebilirsiniz diye umuyorum. Beni sorarsanız: bu soruların cevabını görmeyi bekleyeceğim.

Tumbleblog nedir?

Her gün yeni bir web servisi ile tanışmak için çok çaba sarfetmeye gerek yok. Bugün Lifehacker’da gördüğüm bir siteye bakmadan edemedim: Tumblr.

Tumblr, bu yazının ilham kaynağı olan site, harika bir blog yazılımı. Ama bildiğiniz bloglardan tutmuyor: tumbleblog tutuyor. Bu konuda biraz bilgi vermek gerekirse: Wikipedia’ya göre ilk kez 12 Nisan 2005′te kullanıla bu terim, eski usûl tutulan blogların yeni nesil adı. Başlıkların olmazsa olmaz olmadığı, Movable Type, Wordpress, Blogger gibi uygulamaların olmadığı, her bir yazının kısa birer makale, yorumların değil kendini ifade etmenin önemli olduğu günlerde (hatırlayan var mı?) tutulan bloglar genelde elle güncellenen sayfalardan, içerikleri de kısa bir paragraf, bir küçük fotoğraf, bir özlü söz veya bir linkten oluşurmuş (sanırım o zaman blog da değil “kişisel sayfa” deniyordu).

RSS feed ve blog post yani yazılar dışında pek standart bloglarla ortak yanı da yok. Pratik oyuncakları seven bendeniz de denedim ve bütün özelliklerini kullandığım bir sayfa yaptım. Yeni ne var diyenlere bunu anlatabileceğimi sanmıyorum: belki inanılmaz pratik ve hafif arayüz, belki de her şeyin çok basit olması sanki yeni bir şey icat edilmiş gibi hissetmeme sebep oldu. Hele bir de sayfanın sonuna /mobile eklenince (örneğin: burak.tumblr.com/mobile) iyice kırpılmış versiyonunun geldiğini görünce yüzümdeki ifadeyi görmeliydiniz.

Belki bir gün ben de bu kadar basit ve zaten çok da sevmediğim yorumların olmadığı bir yapıya geçerim, kim bilir?

[Link: Tumblr]