2007 Mart - Popüler Teknoloji (BETA)
jump to navigation

TTNet’in son icraatı - Youtube’a erişim yasağı 7 Mart 2007

Youtube'un son hali

TTNet daha önce Ekşi Sözlük’e “esrar” başlığındaki bir takım yazılar yüzünden sitenin DNS kayıtlarını değiştirmiş, bu sayede pek çok sıradan kullanıcının günlerce siteye erişememesine sebep olmuştu. Temelde TTNet’in yaptığı uygulama kendine gelen emri uygulamak. Bu noktada iki sorun vardı:

Şimdi de son dönemde yayınladığı bir video öne sürülerek Youtube’a erişim engelleniyor, TTNet aboneleri DNS değişikliği yapmadan Youtube’a erişemiyor.

Olayı özetlemek gerekirse:

(more…)


Türkiye’de İnternet nedir? 6 Mart 2007

Bu konuda uzun süredir yazmak istiyorum ancak bir türlü nereden gireceğimi kestiremiyordum. Bugün bloguma “bu forumdakilere yardımcı olmak”tan bahseden bir yorum geldikten sonra ilham geldi ve yazmaya karar verdim. Hatırlarsınız, dial-up döneminin en ünlü servis sağlayıcılarından ve benim de o dönem kullanıcısı olduğum Superonline’ın sloganıydı: “Türkiye’de İnternet = Superonline” Tabii bu sorunun cevabı tabii ki bu değil.

İsterseniz hemen tipik Türk İnternet kullanıcısına bakalım: sabah uyanıyor, işe ve/ya bilgisayarın başına geliyor. Gündemsiz yapamayacağı için favori haber kaynağına yöneliyor. Sabah ilk yapılan iş kesinlikle bu: borsa mı düşmüş? dolar mı yükselmiş? ihtilal mi olmuş? her şeyi İnternet’in en önemli kaynakları olan haber sitelerinden öğreniyor. Sonra onu email takip ediyor: “şu ne kadar güzelmiş ahahaha göndereyim Börkecan’a da o da gülsün ahuahzuzuzuz”, gereksiz İnternet trafiğinin başladığı nokta da bu oluyor. Anında mesajlaşma varken, kolay tüketim varken, uzun cümleler kurmaya gerek yokken kim uğraşır anlamlı emailler göndermekle? Geleni okumadan fwd ediyor çoğu insan. Bunları kimin hazırladığını kimse bilmiyor: arkadaşımın, arkadaşının, arkadaşı!

Günlük haber ve FWD ihtiyacını tatmin ettikten sonra haydi hop Youtube! E iş yapacaktık? Yok ama iş biraz bekleyebilir ;) Hemen şu komik videoları maille msn’le yayalım. Yaydık mı? Tamam. EnBiSüperSözlük’e(hangisi olduğu farketmez, herkesin favori sözlüğü kendine) de yazdık. Ooooh! Hemen cevaplar geldi süper! Feedback aldık mı şimdi? Evet aldık - arkadaşlar çok güldü sabah sabah. Sonra? Şimdi sıra işte. Biraz çalışalım. Gelen emaillere cevap vermek nasıl olacak? Okumayı sevmediğimiz gibi anlamlı şeyler yazmayı da sevmiyoruz: “-tşk -byz -slm” bu kelimeler iyice içimize işlemiş, kurumsal yazışmalarda dahi yer buluyor kendilerine. Ne kadar pratiğiz di mi? Teşekkürler yerine tşk yazınca nasıl olsa anlıyor karşı taraf. Gramatik asaletle ne işimiz olur?

Sabah geldik, ihtiyaçlarımızı giderdik, iyi kötü iş de yaptık, haydi İnternet’e devam! Gün boyu MSN, ICQ, GTalk hatta hatta AOL ile mesajlaş da mesajlaş. Bir yandan işe devam. Arada kafamıza takılanları da yüce Google’a sorduk. Bu da harika. Hadi şuna da bi bakalım. Oo güzel bir oyun, hadi oynayalım. Bir yandan zaten Yonja, Seksenbin (80630′a böyle diyorlar), Ekşi (sözlük olan) açık, onlara da bişeyler yazalım. Tamam işte süper!

Bu noktaya kadar dikkat ettiyseniz en önemli konu bireyin kendisiydi. Türk İnternet kullanıcısı ne yazık ki çok bencil, sürekli bir şeyler yazmaya, göndermeye, “ben” olmaya çalışıyor. Bunları her yerde görebiliyoruz:

Türk kullanıcısı diyorum ama yanıltıcı olmak istemem: Dünya’nın geri kalan ülkelerinde de kullanıcılar çok farklı değil, zaten bu Web 2.0 dediğimiz şey tamamen kullanıcıların katılımcılığını tatmin eden bir kavram. Ancak gördüğüm kadarıyla bilinç düzeyi bizde daha düşük olduğundan heralde, girdiği sayfanın ne olduğunu bile farkında olmadan, hatta sayfayı açıp okumadan yorum yazmaya meyilli bir kitle var karşımızda. Kendini ifade etmek en önemli şey! Sandığa gitmeye üşenen bir millet için kendini ifade etmenin bu kadar önemli olması ise tek kelimeyle ironik.

Email adresi olarak “www.aleminkıralı.mynet.com” yazan, “nasıl olsa her şeyi buluyorum” düşüncesiyle Google’dan başka site bilmeyen, hatta sitelerin adreslerine gitmeyi bilmediği halde adını(mesela Hürriyet) Google’a yazarak gelen ilk linkten siteye giren bir milletiz. En sevdiğimiz şey ise ahkam kesmek, yorum yapmak, forum açmak, polemik yaratmak (bu yazı da bunun ispatıdır).

Sonuç: Türkiye’de İnternet = üretmeden tüketmek, her alanda olduğu gibi.


iPhone’a bugünden sahip olun 5 Mart 2007

Biraz sansasyonel bir giriş olduğunu farkındayım ama kabul edin: iPhone‘un çok nokta dokunmatik ekranı ve oryantasyon algılayıcısı en önemli yenilikleri. En azından bildiğimiz kadarıyla böyle. Onun dışında klasik Apple yaklaşımı sonucu güzel bir arayüz, etkileyici kullanım özellikleri ve Steve Jobs usulü ilüzyon pazarlama teknikleriyle birleşince çevremde pek çok insana “adamlar cep telefonunu baştan yarattı” dedirtti.

İlk ekran görüntüleri ve Jobs’un sunumundan bu yana pek çok modifiye meraklısı hızlıca arayüzü taklite başladı. Sonuç genelde aynıydı: yayınlanan temalar Apple’ın bu konuda artık uzmanlığını kanıtlamış ekibince kaldırtıldı, siteler kapattırıldı, videolar yayından alındı. Apple bunu hep yaparken bu kadar insanın Apple’ı adeta bir ilah yerine koymasını anlayamasam da bu saldırgan tavırları bende “bu adamlar ürünleriyle ilgili gerçeği gizlemeye mi çalışıyorlar?” hissi uyandırdı, antipatiyle beraber.

Aşağıdaki video, Malezyalı bir meraklı tarafından hazırlanan bir Pocket PC(model vermek gerekirse bizde Casper Hand Office M600 olarak da geçen E-Ten M600) modifikasyon ve uygulamalarla geliştirilmeye açık sistemlerin iPhone’un arayüz özelliklerini donanımı imkan verdiğince taklit edebileceğini gösteriyor. Orjinal videoyu Apple her zamanki gibi hızlı davranarak kapattırmışsa da bundan rahatsız olan bir diğer youtuber videoyu tekrar yayına almış.

Video şu an yayında, az sonra olmayabilir bu yüzden elinizi çabuk tutun. Ben özellikle sona doğru müzik listesini kaydırırken Steve Jobs‘u sözler ve hareketlerle taklit ettiği sahnede çok güldüm, bakalım siz ne düşüneceksiniz?

[Kaynak: MS Mobiles aracılığıyla Tzywen]


Mynet’in WAP portalı yenilendi! 4 Mart 2007

Mynet Mobil - Nokia N93 üzerinde

Türkiye’nin en büyük portalı Mynet‘in WAP sayfaları, geçtiğimiz hafta yerini XHTML tabanlı bir mobil siteye bıraktı. Henüz benim de bildiğim birkaç problemi dışında cep telefonunuzda renkli ve gayet şık bir arayüzle Mynet‘in en rağbet gören içeriklerini, emaillerinizi ve mobil siteye özel blog, sohbet gibi servisleri cebinize taşıyor. Bu konuda objektif bir yorum yapamıyorum zira geliştirilmesinin başından sonuna kadar içindeydim. Bu yüzden size soruyorum: nasıl olmuş? :)

[Link: Mynet Mobil]


Youtube Mobile ile videolar cebinizde

Mobil Youtube

“Ne gerek vardı?” sorusunu duyar gibiyim ama ben yine de bu olayı gözardı edemezdim. 3GSM‘in önemli olayları arasında Nokia‘nın seçilmiş modellerinin Youtube içeriğine ulaşabileceği duyurulduğunda genel tepki şaşkınlıktan ziyade “hmm evet bunu bekliyorduk” şeklinde oldu.

Youtube’un yaptığı her zamanki gibi basit ve güzel bir fikri hızlıca hayata sürmekten ibaret: videolar 3GP, site XHTML, sonuç her zamanki gibi pratik ve kullanışlı. Videolara tıkladığınızda telefonunuzun Real Player’ı açılıyor ve kısa bir yüklemeden sonra videoyu izlemeye başlıyorsunuz. Denemek için kullandığım Nokia N93‘üm evimdeki sınırlı 256K ADSL üzerinden videoyu gayet seri bir şekilde izletti. Gönderilen videonun özelliklerine bakınca çok tanıdık birkaç özelliğe rastlıyoruz: çözünürlük 176×144 pixel yani QCIF, bit rate: 37 kbps. Bunun cebinize maliyetini de şu bilgiden yola çıkarak hesaplayabilirsiniz: 2 dakikalık bir Youtube videosu 500-600 KB civarı bir trafik yaratacak. Bu videolar şu an için kaydedilmiyor, ama illa kaydeden bir site çıkar.

(more…)


Telefonunuzun arama motoru: Nokia Mobile Search

Benim arama tembelliği olarak adlandırdığım bir hastalığım var: artık kendime ait bilgiyi organize etmekte çok detaycı olmak yerine arama kullanmayı tercih ediyorum. Web’de zaten yeni bir şey ararken kullandığım sayfa belli: Google arama. Masaüstünde ise Outlook üzerinde arama yapan Lookout search ve Google Desktop Search ile işleri götürüyorum. Gmail hesabımda ise arşivle/unut/gerektiğinde-arar-bulursun yöntemi yine aynen geçerli. Her yerde arama kullanan biri için cep telefonunda arama yapması da kaçınılmaz.

(more…)


« yeni yazılar