Popüler Teknoloji » 2007 » Ekim

Ekim 2007 arşivi

Nokia N95 8GB, N81 – hangisini ne kadara alacağız?

Nokia N81 - Nokia N95 8GB

 Kısa bir süre önce duyurulan Nokia N95 8 GB ve Nokia N81/N81 8GB, çeşitli merkezlerde satışa sunuldu. En çok merak edilen şeyi yazayım da rahatlayın: telefonların Avrupa fiyatları yaklaşık olarak şöyle(operatör paketsiz, SIM kilitsiz):

  • Nokia N95 8GB: 650-700€ arası
  • Nokia N81 8GB: 500-580€ arası
  • Nokia N81:  450-500€ arası

Henüz çok yaygın olmadıkları için göreceğiniz üzere fiyatlar da oturmadı. Türkiye fiyatları ise malum, %20 kadar daha pahalı olacak. Bunda ağır vergi yükünün etkisi ne yazık ki çok fazla.

Hangi telefonu seçmeliyim diyenlere de cevap vereyim:

  • Bütçesi kısıtlı oyunculara Nokia N81
  • Yanında hem oyun hem de bir sürü MP3, video, podcast taşıyacak oyunculara Nokia N81 8GB
  • Fotoğraf ve video fanatiği multimedya canavarlarına ise iPhone’un şu an dünyada da en güçlü rakibi olarak görülen Nokia N95 8GB

diyerek işin içinden çıkacağım. Bu arada Nokiacıları kızdırmayalım: Nokia N95 8GB, iPhone’un çok ilerisinde yazılım desteği ile gelen, tüm teknoloji delilerinin başını döndürecek bir cihaz. Umarım bahsedilen performans iyileştirmeleriyle gerçek potansiyelini gölgelemez.

Şimdiden pek çok sitenin incelediği Nokia N95 8GB‘la ilgili ilk izlenimlere gelirsek: çok daha hızlı ve %25-30 civarı daha uzun pil ömrü olduğu söylenior. Özellikle yeni hafıza yönetimi ile çok güçlü ve çok stabil bir hal gelen N95 8GB, Nokia’nın bir sonraki amiral gemisi olacak.

Nokia N81 ailesi ise hem bütçeyi daha az yoran hem de Nokia’nın iPod-vari yeni tekerleğiyle ve ekranın üst tarafına yerleştirilmiş oyun tuşlarıyla geliyor. Pek çok N95 8GB kullanıcısı bu iki özelliği kıskanacak. Her iki cihazın içinde yüklü gelecek 3 boyutlu bir menü ise ortak noktaları ve OVI’ye geçiş niteliğinde. Bu menü en çok kullanılan çoklu ortam özelliklerini ve N-Gage arayüzünü barındırıyor. S60′ı sürekli görsel olarak ileri götüren Nokia’dan bu epeydir bekleniyordu zaten.

Son olarak iki de iyi haberim var: bu modeller Türkiye’ye ilk geldiğinde buradan incelememi okuyabileceksiniz, eğer bu cihazları satın almayı düşünüyorsanız siteyi takibe devam edin. Diğer iyi haber ise Nokia’nın Türkiye’de N-Gage platformunu duyuracak olması. Bunun anlamı şu: dünyanın dört bir yanındaki diğer N-Gager’larla aynı anda oyunları indirip telefonunuza yükleyebileceksiniz. Bu da Nokia’nın Türk oyuncu camiasını ne kadar önemsediğine dair bir işaret olsa gerek.

Şimdilik bu kadar, gelişmeler için favori fiyat arama motorunuzu takip etmeye devam edin derim.

Karaokeli, BarCamp’li, Nokia Super Sound’lu haftasonu

Noa Manzarası - Nokia Super Sound 2007′denKaraoke yapar mısınız? Sanırım son dönemde en keyif aldığım aktivitelerden biri haline gelen bu acayip Japon hastalığının bu kadar bulaşıcı olmasının tek anlamı var: delilik! Her ne kadar mekanda kendi yaş grubumdan insan sayısı parmakla sayılacak kadar az da olsa, Mido Karaoke‘de haftasonu göreceğiniz kalabalık şaşırtıcı boyutlara ulaşabiliyor. Karaokenin iki kötü yanı var: sabaha kadar sürdüğü için ertesi gününüz çok erken başlayamıyor ve benim gibi Unchain My Heart’ı söylerken kendinizi kaybedip sesinizi Joe Cocker’ınkine benzetmeye çalışırsanız ertesi gün küçük çocukları kaçıracak derecede korkunç bir sesiniz olabiliyor.

Anlayacağınız bu Cuma gecesi epey yorucu bir karaoke gecesi geçirmiş ben, Cumartesi sabahı tabii ki çok erken kalkamadım. Kalktığımda da halimi siz düşünün :) Yine de saat 1 sularında Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsüne ulaşmayı başardım (Alemşah ve Özay sağolsun)

Türkiye’nin ilk BarCamp’i

İşte bu noktada size bir diğer sevdiğim aktivite türünden, bolca teknoloji konuşabileceğim geek aktivitelerinden bahsetmem gerek. Bugüne kadar hep old-skool partilere katılmışken Türkiye’deki geek camiasının büyüklüğünü ve bu tip bir organizasyona olan ihtiyacı farkına varan pek çok kişi ve kurum, Emre Sokullu önderliğinde harika bir organizasyona imza attı: BarCamp İstanbul


Read more

Nokia, Apple’ın izinde

Bazen bir video, yüzlerce kelimeye bedel oluyor. Biz aylar sonra MoMo İstanbul heyecanı yaşarken Londra’da Symbian tarafından düzenlenen Smartphone Show’da Nokia’nın yeni nesil dokunma tabanlı S60 arayüzü çoktan tanıtılmış.

Nokia’nın artık özellikleri ile bir cep bilgisayarına yaklaşan yeni nesil telefonlarında yaygın olarak kullandığı S60 işletim sisteminde, özellikle 3rd Edition FP1 sürümünde, stabilite ve performans gibi pek çok sorunu ortadan kaldırmayı başardı, bu bir gerçek. Bunun yanında ilk sürümden bu yana arayüzün temel özellikleri neredeyse hep aynı kaldı: menü tasarımı, iki softkey tabanlı tek elle kullanılan arayüz, klasörler, tek tıklamayla açılan program ikonları…

Bugün uzunca bir video ile tanıtılan yeni arayüzde ise S60, ilk ciddi kullanıcı deneyimi değişimini yaşıyor. Nokia’nın bu kararı iPhone’dan önce ya da sonra aldığını söylemek güç: böyle bir tasarım 1-2 aylık çalışmanın ürünü olamaz. Ancak şunu söyleyebilirim: yeni nesil Nokia’lar tıpkı iPhone gibi olacak. Hatta belki biraz daha fazlası ;)

[Link: S60'ın yeni arayüzü]

iPhone hakkında

iPhone hakkında uzunca süre önce birkaç şey yazmıştım, takip edenler bilir. Bu kadar eksiğine rağmen bir gün iPhone almak isteyeceğimi hiç düşünmezken sevgili Burç’un New York’tan elinde bir iPhone‘la gelmesi, her şeyi değiştirdi.

iPhone‘un eksilerini saymakla bitiremezsiniz, bitiremedim de. Her yerde yazılanları hızlıca hatırlatmak gerekirse: pili sabit, AT&T’ye kilitli, MMS yok, 3G yok, sanal klavye rahat değil, 3rd party uygulamalar sadece web tabanlı, iTunes’a bağımlısınız… daha da çıkar eminim.

Bütün bunları göre göre neden iPhone aldı 1 milyon insan? Bunu vakti zamanında S60 kullanım alışkanlıklarını inceleyen Nokia‘nın araştırma sonuçlarında görüyoruz. Buyrun:

  • İncelemeye katılanların %79′u müzik dinlemiş, toplamın %34′ü birden çok kez, %14′üyse en az gün aşırı müzik dinlemiş. iPhone‘da alâsı var.
  • Radyo, ki bu özellikle Türkiye’de çok rağbet gören bir özellik, sadece %44′ü tarafından kullanılmış ve toplamın sadece %9′u haftada birkaç defa radyo dinlemiş. Burada iPhone bir eksi alıyor.
  • Fotoğraf ve video ise çok kullanılan özellikler arasında. Ortalama bir katılımcı ayda 18 fotoğraf ve 4 video kaydediyor. Aşağı yukarı herkes fotoğraf çekerken %71′i en az 1 defa video kaydetmiş. iPhone’un Video kaydetmemesi çok kötü, bunu kabul etmek ve yeni sürüm yazılımlarda video kayıt olanaklarının gelmesini beklemekteyiz.
  • Ve gelelim dataya. %98 oranında kullanımla en ilgi gören servis olan data, en çok trafiği webde dolaşarak yaratmış. Burada da WiFi’a yoğun bir eğilim gözüküyor, her yerde olmamasına rağmen toplam trafiğin %41′i kablosuz ağlarda yaratılmış. Bu alanda da iPhone‘un pek bir eksiği yok fazlası var: Safari. 3G zaten iyice yılan hikayesine dönerken uzun süredir kullandığım N93′ümü muhafaza ettikçe 3G endişem de olmayacak.
  • Uygulamalarda ise çalıştırılan uygulamaların sadece %10-12 civarında bir kısmı cihaza sonradan yüklenmiş uygulamalar ve ağırlık IM (MSN, ICQ, vs) uygulamalarıyla İnternet uygulamalarında. iPhone‘un da bildiğiniz üzere browser üzerinden çalışan pek çok uygulaması var, doğal olarak IM de bulunuyor listede. Bir sorunu daha çözdü gibi.

Sonuç olarak iPhone birkaç eksi ve pek çok artı puanla, ortalama smartphone kullanıcısının video hariç tüm ihtiyaçlarını karşılayabildiğini gösteriyor. Bu da iPhone’un aslında o kadar da eksik bir cihaz olmadığını, Jobs’un güzel iş çıkardığının ispatı (sanki 2,5 ayda 1 milyon satış değilmiş gibi)

Bir süredir “teknoloji için yaşamak” yerine “yaşamak için teknoloji” felsefesini benimsemeye çalıştığım(İngilizce live to geek vs. geek to live) ve Nokia dışındaki alternatiflere de bakmam gerektiğini düşündüğüm için bir iPhone sipariş ettim. Bakalım uzun vadeli kullanımda 1.nesil iPod nano’mun ve Nokia N93′ümün yerini alabilecek mi?