Popüler Teknoloji » 2008 » Ağustos

Ağustos 2008 arşivi

Altın Sim Kart Ödülleri Sahiplerini Arıyor

Mobil dünyanın Oscar’ları olacak Altın Sim Kart Ödülleri için geçtiğimiz hafta düğmeye basıldı ve Mobiletişim‘in düzenlediği yarışma duyuruldu. Cep Telefonu, Operatör ve Mobil Teknoloji alanında olmak üzere 3 ana kategoride ödüller sahibini bulacağı yarışmada toplam 20 ödül verilecek. Kategoriler ve ödüller şöyle:

Cep Telefonu Ödülleri

  • Yılın Cep Telefonu
  • Yılın Müzik Telefonu
  • Yılın Multimedya Telefonu
  • Yılın İş Telefonu
  • Yılın Kamera Telefonu
  • Yılın Çift SIM Kartlı Telefonu
  • Yılın Stil Telefonu

Operatör Ödülleri

  • Yılın En Beğenilen Operatörü
  • Yılın En İyi Tarifesi
  • Yılın En İyi Kampanyası
  • Yılın En İyi Operatör Yan Sitesi
  • Yılın En iyi Operatör Servisi

Mobil Teknoloji Ödülleri

  • Yılın En İyi Mobil(Wap) Sitesi
  • Yılın En İyi Kamu Mobil(Wap) Sitesi
  • Yılın En İyi Mobil Bankalık Servisi
  • Yılın En İyi Mobil Servisi

Jürisinde benim de olacağım yarışmanın ilk adımı olan ön tanıtım süreci 5 Eylül’e kadar sürecek ve o günden itibaren Halk Oylaması başlayacak. Bu aşamada oy kullananları Sony Ericsson W960, Nokia N81, Sony FW serisi dizüstü bilgisayar gibi gayet ilgi çekeceğine inandığım ödüller bekliyor.

Altın Sim Kart kazananlara ise ödülleri 10 Ekim 2008‘de Cebit Bilişim Eurasia’da düzenlenecek törende verilecek ve halen sponsor olma şansı varken sektörün önemli isimlerine de ellerini çabuk tutmalarını öneriyorum.

[Link: Altın Sim Kart Ödülleri]

Pagerank’imi geri istiyorum!

Bugün Friendfeed‘e sorduğum sorunun sebebi bu: kaybolan Pagerank’imi geri istiyorum!

  • Konuyla ilgili tartışmadan çıkan bilgileri özetlemek gerekirse:
  • Google’a link sattığım yönünde bir ihbar gelmiş olabilir
  • Sitemde çok fazla kategori var, bunları category-spam olarak algılamış olabilir
  • Bana link veren yüksek PR’li sitelerden birinin PR’ı düşürülmüş olabilir
  • Veya hiçbir şey olmamış, sadece güncellenen algoritmaya göre daha aşağıda yer alıyor olabilirim

Çözüm olarak sunulan Google Webmaster Araçları’nın içinden değerlendirme talebimi yaptıysam da webden doldurduğum bir forma büyük bir firmadan cevap beklemek gayet de sevmediğim bir iş. Bakalım ne olacak?

Nokia N85, N79 ve lifeviNe – N Serisine taze kan

Uzun süredir sesi soluğu çıkmayan N serisinin bir tıkanma noktasına geldiği aşikarken dün yapılan lansmandan daha sansasyonel modeller beklemiyordum desem yalan olur. Yine de N85 ve N79‘un yeniliklerine hızlıca değineceğim – özellikle N85‘in çok önemli bir yeri dolduracağı kesin. Nokia N85‘i anlatırken Nokia N81‘le olan farklarını yazarak anlatacağım. Bunlar:

  • Daha büyük bir OLED ekranla daha canlı ve parlak renkler sunarken pil ömrü artırılmış
  • Kamerası artık 5 megapixel ve Carl Zeiss imzası taşıyor
  • A-GPS yani GSM şebekesi sayesinde daha hızlı bağlanan bir GPS alıcısı var
  • Kapağı aşağı kaydırınca N95′deki gibi kumanda tuşlarına ulaşabiliyorsunuz
  • Tasarımcının bizzat verdiği cevaba göre kazara Play tuşuna basılması sorunu da ortadan kaldırılmış

 

Daha ne diyebilirim bilmiyorum? Beraber piyasaya çıkacağını tahmin ettiğim N96 madden ya da şeklen büyük gelenler için biçilmiş kaftan.

Nokia N79 ise hakkında daha az konuşacağım bir model olacak. Bunun sebebi kesinlikle cihazın kendisi değil, benim ilgi alanıma girmeyen bir model olması. N serisinin ilk değiş-tokuş kapaklı modeli olacak ve teknik özellikleri neredeyse N85′le aynı (belki gözümden kaçan bir detay vardır diye neredeyse dedim). Kapağın rengine göre tema renginin değişmesi de genç kızların rüyası olmasını sağlayacaktır diye tahmin ediyorum :-)

Her iki telefonun yanında bir de daha Alpha test aşamasında olan Nokia lifeviNe tanıtımı yapıldı ki bence esas vurucu ürün buydu. Daha önce sadece spor yapanları hedefleyen Nokia Sportstracker’ın bloggerları hedef alan versiyonu olan lifeviNe ile

 

  • Dünya üzerindeki konumunuzu paylaşabiliyor
  • Çektiğiniz fotoğrafları konum bilgisiyle yayınlayabiliyor
  • Sosyal medyadaki feed’lerinizi güncelleyebiliyor
  • Kısaca çevrenize “ben burada bunu yapıyor çok eğleniyorum” diyebiliyorsunuz.

 

Son dönemin çılgınlığı micro-blogging veya lifecasting’in sınırlarını zorlayan bizler için harika bir uygulamaysa da dışarı çok açık olmaması yüzünden benden bir adet eksi puan aldığını da eklemem gerek.

Heyecanlı bir lansmandan sonra yeni cihazları, özellikle de N96′yı, beklemeye devam ederken halen Nokia 5800 yani Tube’u görememiş olmanın burukluğunu taşıyorum. Gel artık Tube!

VideoTurk – Hürriyet akıl veriyor, Doğan uyguluyor

Sevgili Özgür‘le Pazar günü konuşurken bana ilginç bir haberden bahsetti. Hürriyet’in Teknoloji sayfalarında yayınlanan haber şunu söylüyordu: Çin’de de Youtube yasaklandı ama yerel video siteleri bu açığı kapattı, biz hala Youtube açılsın diye uğraşıyoruz. Sansüre karşıyız AMA çözümü kendi içimizde aramalıyız.

Bu haber tek başına incelendiğinde çok haklı: Türk insanı Youtube‘a mahkum mu? Yapamıyor muyuz kendi TürkTube’ümüzü? Çekemiyor muyuz kendi videomuzu? Dalgalandıralım sanal ortamlarda şanlı bayrağımızı, bağıralım dünyaya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!” diye!

Oysa kazın ayağı öyle değil. Türkiye’de çok uzun süredir ücretsiz video izlenebilen portaller mevcut: İzlesene, Mynet Video, Vidivodo, hatta ve hatta Kanal D’nin ünlü şovmeni Beyazıt Öztürk’ün başlattığı Piknik Tube. Bunun da ötesinde halen kapatılmamış pek çok yabancı video portali de mevcut: Google Video, Vimeo, Metacafe, vs.

Saymadıklarım darılmasın ama, ortada bir çırpıda sayacak bu kadar çok portal varken bu haberi neye bağlayalım derken işin aslı astarı ortaya çıktı: VideoTurk.com.

Video Türk, adıyla sanıyla yerli malı yurdum malı, dört dörtlük bir portal olabilir (öyle demiyorum, bence diğerlerinden bir farkı yok, hatta emekleme dönemine yeni girdi). Ancak maalesef zihniyet çok çirkin, Video Türk’ü açtığı gün “sansürü bırak, Çin’liye bak, kendine örnek al” gibi dünyanın en yüzeysel yönlendirme propagandasını yapmak benim etik anlayışımla bağdaşmıyor.

Bu arada: konuyla ilgili habere yaptığım yorumu da yayınlamadılar doğal olarak, muhtemelen etik anlayışları bunu da kaldıracak türden. Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetesine de bu yakışırdı :-)

Microsoft Backchannel’da gündem Photosynth’ti

Bugün Microsoft’tan sevgili Nuri’nin kaydedilmiş konuşmasıyla(gülümseyerek izledik) başlayan PhotoSynth lansmanındaydım. Lansmanın en önemli haberi kuşkusuz Kültür Bakanlığı’nın web sitesi olan GoTurkey.com’la ortaklaşa yapılan çalışmaydı, detaylara GoTurkey.com’dan ulaşabilirsiniz. Bu çalışma çerçevesinde 100.000′in üzerinde fotoğraf çekilen çalışma çerçevesinde 41 önemli nokta Photosynth’e taşınmış da oldu. Bunun önemli yanlarından biri de Türkiye’nin tanıtılması açısından büyük değer yaratılmış olması. Microsoft Türkiye’nin bu başarılı çalışmasına yapılan oturumda da değinildi.

Oturum demişken, Nuri’nin konuşmasını takiben yine Microsoft’tan sevgili Burak Sarıca bize ürün hakkında bilgi verirken sanırım odadaki herkes ürünle ilgili bilgilerini tazeleme fırsatı yakaladı. Hatta gün içinde Windows makinaya erişimi olmayan Özgür dışında hepimiz de ürünü incelemiş, hatta bazılarımız kendi synth’lerimizi yaratmıştık.

Ürünün kısa hikayesini paylaşmak gerekirse: Photosynth, doktora çalışması olarak başlayan bir proje ve 2 yıldır Microsoft Research kapsamında geliştirilerek bugünkü haline geldi. Hedef iki boyutlu fotoğraflardan 3 boyutlu bir model ve bu fotoğrafları yaratılan model üzerinde sanal olarak gezilebilecek bir sistem üretmekti, ki bugün bu rüya başarıya ulaşmış durumda.

Yaratılan bu yapıya synth adı veriliyor. Kullanıcıların yarattığı synth’ler şimdilik tüm dünya ile paylaşılıyor ve siz Almanya’da evini çekmiş bir kullanıcının bahçesinden Taç Mahal’e, oradan Eyfel kulesine, Aspendos tapınaklarına veya Mısır’daki Sfenkslere birkaç tıklamayla geçebiliyorsunuz. Ortamda gezmek çok kolay: mouse ile oyun oynar gibi web tarayıcısı içinden gezilebiliyor. Ayrıca ok tuşları ile de aynı navigasyon özelliklerini kullanabiliyorsunuz.

Demo sırasında öğrendiğim iki önemli kısayol tuşu da CTRL ve . (nokta). CTRL ile bastığınızda 3 boyutlu modeli görüp (bence) Photosynth’in esas başarılı özelliğine ulaşıyorsunuz. Nokta bulutu şeklinde fotoğraflarını çektiğiniz cismin 3 boyutlu görüntüsünü henüz sistemden alabilmek mümkün değil. Konuyla ilgili sorumuza bunun bir wireframe model olmadığını ve 30 yıla yakın süredir benzer akademik çalışmalar yapılıyorsa da henüz sonuç alınamadığını da öğrendik ki, bence artık çok daha yakınlar.

Bu pratik arayüzde lokasyon ve etiketlere bakabiliyorsunuz, yakında RSS feedlerin linkleri de bu arayüz üzerinden erişilebilir, paylaşılabilir olacak – şu an sadece embed kodu ile sitenize gömebiliyorsunuz.

Pekiyi nasıl synth yaratıyorsunuz? Ortalama bir synth için gereken fotoğraf sayısı 20den başlıyor. Komşuluk ilişkisi olan fotoğraflar kullanılması tavsiye ediliyor ve bunu yaparken elinize kamerayı alıp belli bir hızda kamerayı dairesel bir şekilde döndürmek en kolay yol. Anlaşılmadıysa sitede ilgili teknik pek çok video ile açıklanmış durumda.

Fotoğrafları çektikten sonrası en kolayı – Flickr’a fotoğraf yüklemekten farksız ve 20-30 fotoğraflık küçük bir synth 15-20 dakika içinde canlı yayına alınıyor. Daha büyükleri ise birkaç saati bile bulabilse de biz her ikisini de yapamadık: yoğun ilgiden dolayı şişen sunucular sadece birkaç saat içinde yeni synth kabul edemez hale geldi maalesef.

Tamamen Microsoft teknolojileri üzerine kurulu olsa da (örneğin DirectX ve yanılmıyorsam Silverlight yoğun kullanılmış) altyapı kodu düz(ANSI heralde?) C ve C++ ile yazılmış. Geliştirilen algoritmalar hakkında pek çok akademik makale yayınlandığı da düşünülürse oldukça heyecan verici bir proje diyebilirim. Başka platformlara aktarılması için ne yapar insanlar bilemiyorum.

Özetle en büyük eksisi Mac versiyonunun bulunmaması olan Photosynth, özellikle turizm ve emlak gibi mekan tanıtımının önemli olduğu sektörlere ışık tutacak pratik bir ürün. Sırf Türkiye’nin önemli tarihi yerlerini gezmek için bile bakmanızı öneririm.

[Link: Photosynth]
[Link: Photosynth Türkiye]
[Link: GoTurkey!]