Ekim 2008 arşivi

Mustafa’dan sonra

Dün sevgili Murat Kahraman’ın daveti üzerine gittiğimiz özel gösterimde Mustafa‘yı izledik. Filmin fragmanlarından bu yana kafamı en çok kurcalayan soru Atatürk‘ün, ya da annesinin deyişiyle Mustafa‘nın, nasıl canlandırıldığıydı.

Pek çok insan farkında olmasa da kurucumuz ve önderimiz Atatürk‘ün de etten kemikten bir insan olduğunu, doğruları, yanlışları, mutlulukları ve acılarıyla bizlerden biri olduğunu gözler önüne seren bir film olmuş Mustafa.

Yarın 29 Ekim 1923‘ten bu yana halen ayakta olan Cumhuriyetimizin 85. yaşını doldurduğu gün. Bu anlamlı günde gösterime girecek Mustafa‘nın izlenmesi, okuma tembeli bir toplum olan bizler için çok önemli. Belki bu sayede Atatürk‘ü bize okullarımızda öğretildiği gibi ya da bazı düşmanlarının istediği gibi değil de biraz daha olması gerektiği gibi hatırlarız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sosyal Medyanın Kara Cuması

Cuma sabahı bir avukat arkadaşımla konuştuğumda ‘şaka yapıyorsun’ dedim. ‘Blogger kapanacak çok sağlam kaynaktan duydum’ derken ‘maalesef’ ifadesini görebiliyordunuz. Detayları alacak fırsatım olamadan ayrıldık ve şok edici haber öğleden sonra Friendfeed gündemine oturdu: BLOGGER KAPANMIŞ! Benim gibi bir sosyal medya havarisi için müthiş bir doğum günü hediyesiydi (Evet, teşekkürler hakim bey/hanım)

Daha önce Ekşi Sözlük ve Wordpress gibi Türkiye’de sosyal medya için en önemli yayın kanallarının kapandığına ve tüm dünyaya rezil oluşumuza şahit olduk. Aralarında Youtube’un da bulunduğu halen kapalı olan 500′e yakın sitenin tam listesini merak edenler Engelli Web‘e bakabilirler. Aralarında kanun dışı ve topluma zararlı siteler çok fazla olduğundan durumu ‘kurunun yanında yaş da yanmış’ diye nitelendirebilirim. Nasıl mı?

Daha önce ilk olarak Şubat 2007′de sevgili Serdar’ın Radikal’den duyduğumuz (en azından ben ilk defa Sanal Alem’de okudum - bkz: Sansürün Tanıdık Ayak Sesleri) sansür yasası çıkar çıkmaz Türkiye’de İnternet’in nasıl baltalanabileceği gerçeğiyle kısa sürede yüz yüze geldik. İleride ‘Sosyal Medyanın Kara Cuması’ olarak anılabilecek 24 Ekim 2008 tarihinde binlerce insanın hayatlarının önemli bir parçası olan Blogger servisine halen bilmediğim bir nedenle erişim kapatıldı (öğrenince de ilave ederim)

Artık sebebi konuyla ilgili karar mercilerinin cehaleti midir, başvuruyu yapan ve soruşturmayı sürdürenlerin kötü niyeti midir, yabancı sitelerin yönetiminin basiretsizliği midir(evet bu da var, Google avukatları uyuyor heralde) bir önemi yok. Ortada bugün Türkiye’nin en çok ziyaret alan 10 sitesinden biri olan Blogspot.com ve Blogger servisi çocuk pornosu, müstehcenlik, Atatürk’e hakaret gibi konularda faaliyet gösteren sitelerle aynı kefeye konmuş ve siteye erişim toptan kesilmiş ise bu yasanın tekrar elden geçmesi gerektiği gerçeğini görmek için hukuk doktorasına gerek yok.

Bu satırları okuyanlar arasında muhakkak avukat, savcı ve hatta hakim vardır (yoksa da tanıdığınız hukukçular vardır). Bu konuda ne yapılabileceğine yönelik çalışmalar SansureSansur.org ve Sansür Kampanyası gibi olusumlarda ele alınıyor. Daha önce sitelerimizi kapatan bizler için Türkiye’de İnternet’in geleceği için hukuki yolları kullanma zamanı gelmiştir.

Hazır sırası gelmişken Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin’e hitaben birkaç satır yazma gereği duyuyorum:

Sayın Şahin,

Dünyanın her yerinde kişi ve kurumlar farklı yasalara tabi yaşıyor/çalışıyor ve bazı ülkelerde düşünce ve ifade özgürlüğü var, müstehcenlik gibi bazı kavramlar dünyanın geri kalanı için memleketimizdekinden farklı. Bu çerçevede bizim ülkemizde bir takım değerlere hakaret kabul edilen faaliyetler; yasalarca suç sayılan fikir beyanları(bunlara ulu önder Atatürk’e hakaret de dahil); kurumunuzca müstehcen sayabileceği bazı içerikleri sırf kurumunuz talep ediyor diye yayından kaldırılmasını beklemeniz bizi dünya genelinde çağ dışı gösteriyor. Konuyla ilgili örnek haberlere çeşitli ajanslardan ulaşabilirsiniz.

Sizden vatandaş olarak tek beklentim İnternet ile ilgili şu yasayı bir elden geçirmeniz, çağın şartlarına uygun hale gelmesi ve bizi dünya gözünde ’sansürcü karanlık ülke’ imajından kurtarmanız.

Arzu ederseniz konuyla ilgili her türlü mesaiyi karşılık beklemeden harcayabilirim, adımı çalışma grubuna yazmanıza bile gerek yok.

Saygılarımla,

Burak Bayburtlu

Dip Not: Sadece ve sadece Google aramalarında yukarıda çıkıyor diye Blogspot kullananlar için hiç üzülmediğimi itiraf edeyim. Yakın zamanda Google ile tüm ilişiğini kesmeyi düşünen bendeniz, eğer blogunuzu barındıracak bir yer arıyorsanız sevgili Selçuk‘un Sadece Hosting servisini gönül rahatlığıyla öneriyorum. Düzenli yedek alan, Plesk gibi bir arayüzü ‘monte’ etmek yerine kendi yönetim panelini geliştirecek kadar teknolojiye hakim bir firmadır, hatırlatayım.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Eski blogumu hatırlayan var mı?

Blog tutmaya 2006′da başlamadım: 2004-2006 arası İngilizce yazdığım blogum günde 100 küsur insan tarafından ziyaret ediliyor, hatta bazı yabancı sitelerde ilgi bile görüyordu. Sonra “Türkçe yaz Türkçe yaz” baskılarıyla burak.com’da yazmaya başladım. Öncesini hatırlayanlara nostalji, hatırlamayanlara ise bilgi namına blog.m8z.org’un web.archive’deki kopyası http://tinyurl.com/m8zorg adresinde.

Not: Blogu kapatmadım, çok sevdiğim Deniz rutin bir update sonrası uçurdu - farkına varmamış bile!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Vakit öldürmek için birebir - Robotombow

Sevgili 41-29cular Tombow için bir oyun yazmış: Robotombow! Tam olarak ‘çok oyunculu üstten görünümlü önüne geleni vur oyunu’ ya da ‘multiplayer topdown shooter’ olan Robotombow’u halen duymadıysanız buradan gidip oynayabilirsiniz. Robotum C7RU5 sizi bekliyor olacak :-)

[Link: Robotombow]

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Nokia 5800 XpressMusic ve Nokia’ya genel bakış

Bir yıla yakın bir süredir gündelik işlerimi görmek için yurtdışından aldığım bir iPhone kullanıyorum. Son Nokia telefonum olan Nokia N93 ise video kamera olarak kullanıyorum - VGA çözünürlükte 30 fps video kayıt benim için gayet yeterli nasıl olsa?

Bunca zamandır Nokia telefonları gündelik hayatımdan çıkarmamın en önemli nedeni kuşkusuz arayüz. Her ne kadar iPhone‘a kadar dokunmatik ekranlara önyargı ile baktıysam da kapasitif bir dokunmatik ekrana sahip olan iPhone‘la bu görüşlerim tamamen değişti. Bir diğer önemli konu da ekranın boyutudur ki henüz ben piyasadaki telefonlarda daha büyük bir ekrana rastlayamadım.

Ana konumuza dönersek, Nokia 5800 XpressMusic, geçtiğimiz günlerde tanıtıldı. Herkesin Nokia‘dan beklediği iPhone rakibi bu telefon mu bilmiyorum. Ancak görünen o ki telefonumuz gayet Nokia‘nın orta seviye modellerinden biri olacak.

Nokia Tube adı ile de çok kendinden bahsettiren cihazla ilgili ilk izlenimler fena olmadığı yönünde. En yaygın smartphone platformu olan S60 arayüzü epey değişikliğe uğramış gibi gözüküyor. Artık kaydırma çubukları, farklı yazı giriş metodları S60′ın bir parçası. Nokia N78′le beraber hayatımıza giren menü animasyonları ve özel temalar yine burada da yer alıyor. Bu sayede Nokia bir nevi iPhone’un geçişlerini imite etmiş diyebilirim.

Read more

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu