İlk gerçek işlerimden birinden kovulduğumda henüz 22 yaşındaydım, 2001′de Dolar 600.000 TL seviyesinden bir anda 1.000.000 TL seviyesine çıkar çıkmaz Kurdoğlu Holding “hemen işten adam çıkarın” dediği için Ticaretnet’te (sonradan Tradesoft’la birleştiler) Sistem ve Ağ Yöneticisi (çaylak) olarak çalıştığım işime son verildi. O zaman söylenen en önemli şey “senin performansınla değil şirketle ilgili bir karar bu” olmuştu. Nedense bu şirketlerin kendileriyle ilgili verdikleri kararlar benimle ilgili ancak benim performansımla ilgili olmuyordu.
O zaman çok gençtim, sevmediğim bir okulum vardı (İÜ Bilgisayar Mühendisliği) ve daha işimin olması kavramı bile oturmamışken işsiz kalmıştım. Bu bana o dönem Sanane Inc. olarak temelleri atılan, bugünün Oynasana.com’unda aktif bir rol alma fırsatı yaratmış, orada topluluk nasıl organize edilir, bir çevrimiçi topluluğu yönetirken herkesi memnun etmenin neden mümkün olmaz, Türkiye’de oyun camiası neden iflah olmaz gibi soruların cevabını öğrendim. Beraberinde Guncem.com’a ‘görece’ daha çok zaman ayırdım, çok eğlendim, çok gezdim, ancak itiraf edeyim: ailemin desteği olmasa bunları yapamazdım.
Kriz bitti, insanlar yeni kura alıştı, ben bir sürü organizasyonun içinde bulundum, o dönem pek çok insan tanıdım, boş zamanım sayesinde 15 kiloyu evde oturarak verdim ve mezun olduğum okulu kazanma şansı yakaladım. Hatta arada Ticaretnet’te yaz stajı yaptığımda kariyer yolum değişmiş, kaba tabirle ITci değil programcı olmuştum. Şansım dönmüş müydü bilmiyorum; ben daha önce de dediğim gibi o zamanlar ailemin desteği olmasa (maddi ve manevi) bu yolda o zamanın parasıyla aldığım üç kuruş ihbar tazminatı ile ne kadar daha ilerleyebilirdim bilmiyorum.
Doğuştan şanslı olduğumu düşünebilirsiniz ancak sadece ailem değil eski iş yerimdeki arkadaşlarım da bana çok destek oldular, beraber yaptığımız işler bana para kazandırmadıysa da çok büyük deneyim kazandırdı. Her zaman iyi insani ilişkiler kuran bir insan olmaya çalıştım, hatalarım varsa da bunlar beni yalnız bırakacak kadar büyük olmadı, size de bunu öneririm.
Aradan yıllar geçti, Mynet’te çalışırken, itiraf edeyim sıkıldığım bir dönemde, bana “seninle bordro ilişkimizi sonlandıracağız ancak sen bize danışmanlık yapacaksın” dediklerinde çok garip hissettim. Yaşımın ilerlemiş olduğunu düşünürseniz birikmiş param vardı, üzerine bir de kıdem ve ihbar tazminatımı alınca bir süre daha (6 ay, dişimi sıkarsam 1 sene) çalışmama şansım vardı. Hem danışmanlık bedava değildi, oradan da cüzi bir miktar gelirim olacaktı.
İlk kovulmamda hiçbir şey anlamayan ben ikinci kovulmamda hiç üzülmemiş, hatta hayatımın en keyifli 6 ayını geçirmiştim. Biraz daha mütevazi bir hayatım vardı ama eski şirketlerimin, sadece Mynet değil Tikle’nin de bana bir nevi ‘kucak açmış olması’ beni çok mutlu etmişti. Yine aynı mesajı tekrar etmek istemiyorum ama iş ve özel hayatımda kurduğum sıcak ve güzel insani ilişkiler beni hem hayata bağlıyor hem de bana pek çok iş fırsatı yaratıyordu.
Sonra Digiturk macerası başladı. Daha önce Mynet’te çalışırken iş ilişkilerim nedeniyle tanıdığım dostum Mert Sevinç, “Digiturk’e gelsene” dediğinde bir anda kendimi IP üzerinden yayıncılık işini, teknik adıyla streaming video’yu, çok yönlü bir şekilde öğrenip uygulayacak bu iş için görüşüyor, hatta işe başlamış buldum. Maaşlı bir işe devam etmek, itiraf edeyim, daha kolaydı. Zaten ben de kendi işimi yapmak için daha hazır hissetmiyordum, iyi de oldu.
Aradan geçen 10 ay içinde çok şey öğrendim. Bugün bir çok kuruma İnternet üzerinden canlı video yayınını nasıl yapabileceğini anlatabilecek deneyime ve çevrimiçi video dünyasının ne büyük fırsatlar taşıdığına dair çok geniş bilgim var. Bunlarla beraber Türkiye’de ve Dünya’da neler yapabileceğimi çok daha net görebilecek olgunluğa ulaştığımı hissediyorum, hayatıma daha iyi yön verebileceğim bir gelecek planı çizebilecek potansiyele sahibim. İşte bu noktada yine bir “krize bağlı işten çıkarma” ile karşı karşıya kaldığımda kendim için hiç üzülmediğimi itiraf etmeliyim. Türkiye’nin en büyük dijital platformu böyle bir tercihte bulunduğu için üzgünüm, bu tercihten benim kadar rahat sıyrılamayacak dostlarım ve iş arkadaşlarım için üzgünüm, yaşlı gözlerle uğurlayan ve uğurlananlar için üzgünüm.
Bundan sonra beni neler bekliyor bilmiyorum. İlk olarak biraz uyku düzenimi bozacağım, gece çalışmayı özlemişim - dün 22:00 sularında MYK’dan çıkarken Serdar’ın da tavsiyesi bu olmuştu. Bundan sonra daha çok basın davetine gideceğim, kişisel projelerimle daha yakında ilgileneceğim ve biraz daha az harcamaya çalışacağım. Benimle olan ve olacak herkese ise müteşekkirim - tek başıma hiçbir şey yapamayacağımı farkındayım, sizler de öyle olun.
Son Yorumlar