Android’e genel bakış: T-Mobile G1 İncelemesi
Son yıllarda akıllı telefon dünyasının en önemli gelişmelerinden biri Apple iPhone’du. Bunu hemen birkaç ay sonra duyurulan Open Handset Alliance ve Android takip etti. iPhone kullanıcı deneyiminde nasıl bir devrim yarattıysa OHA da Android ile akıllı telefon işletim sistemlerinde benzer bir devrimdi. Artık her donanım ve yazılım üretici bu açık platformu kullanarak kendi ürünlerini hayata geçirebilecek, dünya daha güzel bir yer haline gelecekti.
Aradan tam 1 yıl geçtiği şu günlerde bir Android kullanıcısı olarak Açık Kaynak ve Özgür Yazılım felsefesinin en genel sorunlarını mobil dünyaya taşıdığı için başta Google ve HTC olmak üzere OHA’yı tebrik etmek istiyorum. Arayüz kalitesinden önce fonksiyonellik arayanların seçimi olacak ilk Android telefonu olan T-Mobile G1‘la ilgili olan biteni anlatmaya başlıyorum.
Fotoğraflar
Donanım
- Öncelikle bir alıntı yapmak istiyorum. Eski bir Google çalışanı olan Ulf Waschbush‘tan alıntı yapacağım: bir telefonun tasarımı ancak bu kadar değişemez! İlk fotoğrafları ve videoları İnternet’e düştüğünden beri değişmeyen tasarım herkese göre değil.
- Ben kahverengiyi tercih ettim ama bir hata yapmışım: klavye aydınlatması açıkken ortalama ışık altında harfleri görememek gibi bir probleme sahip oldum. Siyahta bu sorun yok, klavye aydınlatmasını kapatamadığım için maalesef turuncu karakterleri yazmak için telefonu eğip duruyorum.
- Tuş takımına alıştığınızda çok rahat olduğunu göreceksiniz ancak bu insanların ön yargı ile yaklaştığı tasarımı görmezden gelmenizi mümkün kılmıyor. Sağ taraftaki fazlalık neden var bilmiyorum. HTC’nin özellikle Tytn II’deki tasarım yerine böyle ucube gibi gözüken ve alışması zor bir tasarımı tercih etmesinin sebebini merak ediyorum.
- Şarj ederken ya da müzik dinlerken yazı yazmak çok zor. Bir sürü işi aynı anda yapabilmeyi hedeflemiş bir telefon için ne büyük kusur!
- Ekranı gündüz güneş ışığında okunamıyor. iPhone’dan alıştığım bir şey, yadırgadım.
- Ekran kontrastı çok iyi değil, parlaklığı iyice açmadan güzel bir görüntü alamıyorsunuz.
- Kamera 3.2 megapiksel ve otomatik odaklamalı. Ancak sanırım fotoğrafları işleyen yazılımın geliştirilmesi gerek zira aydınlıkta da karanlıkta da çamur gibi fotoğraflar çekiyor, ışık ayarını doğru yapamıyor ve çok yavaş.
- Video kayıt maalesef yok. Teknik olarak mümkün olabilir ama bunu düşünerek tasarlamamışlar cihazı anlaşılan. iPhone gibi sonradan kazanırsa bu özelliği ’ses’ kötü kaydolacaktır diye tahmin ediyorum.
- Arka yüzeyi kaymıyor, eğik masalara koyduğunuzda korkmuyorsunuz.
- Siyah olanı tabii ki göremedim ama kahverengisi eski Nokia 7110′umdaki gibi bukalemun renkli - koyu kahve ile bakır arası gidip geliyor ışığa göre ve çok şık (bence)
- Hafıza kartı girişi gizli gibi resmen, Kafakafaya çekiminden sonra öğrendim yerini :-)
- Pil ömründen yazılım tarafında daha uzun bahsedeceğim ama iPhone ile haftasonunu şarjsız çıkarabilen ben G1 ile her gece şarj etmek zorunda kalıyorum.
Yazılım
- Cihazı aktif hale getirmek için bir Google hesabınız olması zorunlu - iPhone’daki gibi.
- Google hesabını 7/24 bağlantıda kalıp takvim, eposta ve rehber eşleştirmesinde kullanıyor. Bu da eğer benim gibi T-Mobile dışında kullanacaksanız ya eşleşmeyi kapatmanız ya da sağlam bir İnternet paketine sahip olmanız gerektiği anlamına geliyor. Denemelerimde ilk gün 10 MB, ikinci gün 40 MB trafik yarattı telefon ve benim 100 MB’lık paket sizlere ömür oldu :-)
- Bu 7/24 bağlantının pil ömrüne etkisi de korkunç. Blackberry’ler PUSH servisi ile 1 haftaya yakın pil ömrü sunarken ben PUSH açık iken günü çıkaramıyorum. Eğer ilerde pilin şarjı tam oturunca durum değişirse buraya not düşerim.
- Web tarayıcı Webkit tabanlı, Nokia S60′lar ve iPhone’daki ile neredeyse aynı. Cihaz hızlı olduğundan performansı da iyi. Ancak Flash yok! Bu kadar açık bir cihaza en yakın zamanda Flash çıkar diye umuyorum.
- Google Maps bildiğimiz gibi - bir farkla: Digital Compass özelliği olan bu telefonu Google’ın Street View görüntüleri olan yerlerde telefonu sanal bir göz olarak kullanabiliyorsunuz. Detayı Android’in demo videolarında izlemeniz mümkün (bkz: T-Mobile G1 Promo)
- Rehberin Gmail rehberi ile eşleşmesi canınızı sıkabilir. En iyi yol mevcut rehberinizi Gmail’e aktarıp Gmail üzerinde bunu temizlemeniz. Aksi takdirde Gmail’in ‘Tavsiye edilen kişiler’i canınıza okuyabilir. Ben bu süreci anlatmak için tamamen ayrı bir yazı bile yazabilirim. Sancılı.
- Bir önceki maddede yazdığım durumun mesulü ActvieSync ya da PC Suite gibi bir masaüstü eşleştirme yazılımının olmaması. Zaten telefonu kablo ile bağlayınca cihaz bir sürücü olarak gözüküyor. Bu da eksilerden.
- Android Market tabiri caiz ise ‘tıkır tıkır‘ çalışıyor. Çıkmadan önce ‘T-Mobile dışında kullanılamayacak’ spekülasyonları vardı, bilinsin diye yazıyorum.
- Android Market neden önemli? Çünkü telefonda bir Youtube dışında video izleme programı yok :-)
- MMS ayarlarını çalıştıramadım, garip bir APN yönetimi var, ‘internet için şu wap için bu mms için de bu APN kullanılsın’ diyemiyorsunuz.
- Sistem kendini sık sık güncelliyor ve sanırım benim GPRS paketini bitiren de bu oldu. Bir bakmışsınız telefon size ‘güncelleme indirdim, kurayım mı?’ diyor ve kur demenizle telefon bir kapanıp açılıyor, güncelleniyor. Örneğin bastığınız her harfi arka planda açık bir shell’e gönderdiğini keşfettikleri gün güncellemeyi indirip kurdum, artık herhangi bir yerde Enter’a basıp ‘reboot’ yazıp tekrar Enter’a basınca telefon baştan başlamıyor :-)
- Arayüzü kısaca anlatmak gerekirse: MENU tuşunu sağ fare tuşu gibi düşünebilirsiniz, neredeyse her yerde duruma göre bir işlem listesi çıkarıyor. Sola doğru dönen dairesel ok tuşu ise tam anlamıyla geri gitmeye yarıyor, bu uygulamalar arası bile geçiş sağlayabiliyor. Yeşil tuş arama başlatırken kırmızı da kapatıyor. Son olarak iztopu ile menüler arasında dolaşmak mümkün, hatta ok tuşları gibi çalışıyor diyebilirim. Bu kadar tuş olmasına rağmen yazılım tarafının bunları etkin kullanamadığını hissediyorum.
- Youtube uygulamasının iPhone’daki Youtube uygulamasından daha kötü olduğunu üzülerek gördüm. Bu kötüyü açıklamam zor, mesela önbelleğe almıyor videoyu ileri geri sararken hep baştan yüklüyorsunuz. Kalite iyi ama EDGE üzerinde nasıl olur kestiremiyorum, zaten soğudum.
- Müzikçalar arayüzü fena değil, iPod tarzı genel geçer arayüz tarzı oldu sanırım. Albüm kapağı ve detaylı bilgiler görüntülenebiliyor.
- Ofis dokümanlarını açacak bir uygulama yok. Gmail’in HTML çeviricisi ile görüntülediğim bir Word dosyası da çok çirkin gözüküyordu. Çok ilgi alanıma girmiyor, ihtiyacı olanlar detaylı incelesinler derim.
- Fotoğraf uygulaması çok yavaş. iPhone ile karşılaştırınca görselliğin bu kadar yavaş olmasına anlam veremiyorum zaten. iPhone’daki o ’su gibi akışkan’ olma durumundan çok uzağız.
- Yine bir iPhone alışkanlığı: uzun bir listenin sonuna gelince iPhone’da yazılar biraz yaylanır. Burada o esneklik, o his maalesef yok: liste anında duruyor - çirkin desem değil, sadece iPhone’daki o hissi yakalayamıyorsunuz.
- IM uygulamasındaki Windows Live Messenger ‘SIM kartta telefon numarası bulunamadı’ diyerek çalışmadı. Ben de eskisi gibi bir chat bağımlısı olmadığımdan önemsemedim. Çözüm olarak iPhone ile bazı AT komutlarını kullanarak SIM’e telefon numaranızı yazın diyorlar ama bu defa da SMS mi kullanacaklar ne yapacaklar bilemiyorum. WL Messenger için almayın diyeyim kısaca.
- Telefonun en orjinal özelliklerinden biri de şifre koruması olarak sadece sizin bileceğiniz bir şekil kullanabiliyorsunuz.
- Kopyala ve yapıştır destekleniyor, kısayollar da aynı: CTRL+C,X,V yerine MENU+C,X,V kullanıyorsunuz. Shift ile iztopunu sağa sola oynatarak da seçim yapabiliyorsunuz.
- Ve son olarak da MP3′ten zil sesi konusunu açayım. Evet MP3′leri zil sesi yapabiliyorsunuz ve daha ilk günden birkaç tane MP3 kırpma aracı bile Android Market’a düştü. iPhone’da olmayan ilginç bir özellik daha :-)
Daha aklıma gecenin şu saatinde gelmeyen bir sürü özelliği daha var ve sanırım burayı güncelliyor olurum. Özetle gelecek vaadeden ancak Google’ın yazılım felsefesini (beta olarak piyasaya sür, devamlı güncelle) birebir taşıyan bir platform olmuş Android. Symbian, Windows Mobile ve Mac OS Mobile ile çarpışacak, neler yapacak onu da zaman göstersin.
17 yorum var
Mustafa Tan @ 10 Kasım 2008 - 07:03
Selam Burak,
Eline sağlık çok güzel bir inceleme olmuş. Uzun süre referans teşkil edeceğine eminim :)
Mehmet Subasi @ 10 Kasım 2008 - 09:40
eline sağlık güzel yazmışsın. Bence Symbian ve Windows Mobile’da pek gelecek yok. Blackberry ve Mac OS Mobile gelecek için yarışacak, umarım Android de bu ikisi ile rekabet edebilecek bir OS durumuna gelir.
Burak Bayburtlu @ 10 Kasım 2008 - 10:10
@Erdem: cihazı ABD’den bir arkadaşım alıp getirdi. Oradan 550-650$ arası fiyata T-Mobile mağazalarından satın alabilir’mişsiniz’. Yalnız her T-Mobile’da da bulunmuyor.
@Mustafa: umarım referans da olur, vizyona katkısı da olur diyelim ;) Fotoğrafları birazdan çekip ekliyorum, görsellik bu kadar zayıf olmamalı di mi?
@Mehmet hocam, teşekkürler. Blackberry de kolay kolay havlu atmayacak gibi - sürekli kendini yeniliyor. Ben iPhone’un bir sonraki sürümünün ve Nokia S60′ın 5. sürümünün oyunu epey ilginç hale getireceğini tahmin ediyorum.
Burçak Sayınsoy @ 10 Kasım 2008 - 10:32
Merhaba,
Detaylı güzel bir karşılaştırma olmuş. G1 gelene kadar iPhone’a temkinli bakanlara ışık tutacak bir çalışma.
Elinize sağlık. Teşekkürler.
nurettin @ 10 Kasım 2008 - 11:11
Burak bey, yeni iphone aldım, eğer mümkünse size iki sorum olacak. Birincisi; gmail i pop a ayarlamak için ne gibi yol izlemeliyim. İkincisi. telefonumda Avea sim takılı, okulumda wi-fi var buna ve internete giremiyorum. Cevaplarsanız ya da bir link verirseniz sevinirim. Hoşcakal
cem @ 10 Kasım 2008 - 11:23
Eline sağlık Burak.. Süper olmuş
Burak Bayburtlu @ 10 Kasım 2008 - 12:27
Fotoğraflar da eklendi, daha güzel oldu :-)
Sahin @ 10 Kasım 2008 - 13:00
Burak, Iphone mp3 zil sesi malesef olmuyor demişsin ama lakin malesef oluyor yaa :) ki benimkinde mp3 zili çalıyor mesela.. saygilar
Yasin @ 10 Kasım 2008 - 13:39
nedense bir turlu sevemedim cihazi cok degisik bir tasarimi var gibi..
galiba en iyisi nokia 5800 beklemek olucak..
Burak Bayburtlu @ 10 Kasım 2008 - 14:02
@Şahin: bir günü de polemiksiz geçirsem ne güzel olacak :-) ben de biliyorum iPhone’umuza MP3′ten zil sesi yapılabildiğini. Ama senin benim bilmediğimi düşünmene şaşırmadım desem yalan olur. Esas sorun şu: bilgisi olmayan son kullanıcı iPod uygulamasında dinlediği müziği ‘haydi şunu bir zil sesi yapayım’ diyerek zil sesi yapamıyor. G1′da yapabiliyor. Arada ciddi bir fark olduğuna inandığım için yazdım.
@Yasin: ben de kapasitif olmamasına rağmen G1′ın dokunmatik ekran performansına bayıldım, o yüzden 5800′dan çok daha ümitliyim.
Uğur Özyılmazel @ 10 Kasım 2008 - 15:47
peki samimi olarak, iPhone mu Android OS’lu bir telefonmu? hangisini seçersin?
Burak Bayburtlu @ 10 Kasım 2008 - 16:09
Sıradan kullanıcı için: iPhone ve iPhone 3G
Open Source fanatikleri ve Geek’lere: T-Mobile G1
Developerlar mecburen her ikisini de :-)
G1 ‘cool’ bir cihaz değil, utilitarian bir his veriyor, daha sağlam duruyor elde mesela.
Nejat Brohi @ 10 Kasım 2008 - 19:11
Burak eline, klavyene sağlık, ufuk açıcı bir inceleme olmuş. alıp almama konusunda yol cizebiliyor.
yakın bir zamanda nokia 5800 içinde benzer bir inceleme yapman dileği ile, ona gore alıp almamaya karar vericem.
özkan @ 15 Kasım 2008 - 00:33
selam burak açıklamaların için teşekkürler
G1 ile tüm internet sayfalarını açabiliyor musun? örneğin banka sayfalarını açabiliyor mu? ıpohe açamıyor.teşekkürler
Mehmet Demirbilek @ 17 Kasım 2008 - 14:16
Koçum benim, coşmuşsun yine :)
Burak Bayburtlu @ 17 Kasım 2008 - 14:25
G1 ile tüm web siteleri açılsa da hepsini aynı derecede “düzgün” gösterdiğini söyleyemem. Özellikle çok dinamik sitelerde problem yaşıyor (bkz: turkcell.com.tr)
Ama “şunu açar şunu açmaz” diyeceğim kadar farklı olmadı. Bir de sayfaları kendi ekranında çok net okunacak şekilde görüntülüyor. Bu da bazen yazıların büyük gözükmesine sebep oluyor.
























Erdem @ 10 Kasım 2008 - 03:36
Bu aleti Türkiyeden ne kadarada edindiniz?