Geçen haftaya bir bakıyorum da, sanırım hayatımın son dönemlerde geçirdiği en yoğun ve belki de en keyifli haftalarından birini atlattım. Evet evet, hayatımın! Bundan kısa bir süre önce bir arkadaşım doğum haritama bakıp da (ki hayatta işim olmaz paranormalle, falla) bana “14 Aralık’tan itibaren hayatında bir değişim rüzgarı yaşayacaksın” dediğinde “hahah tabi tabi” demiş olduğumu hatırladığımda bu hafta benim için epey anlamlı oldu. Neler mi yaptım? Bu uzun yazıya başlamadan önce uyarayım – bu yazı bu blogun konseptiyle kesişen öğeler içerse de büyük ölçüde kapsam dışıdır, sonra uyarmadı demeyin.
İşte en uzun hafta:
- Haftaya spor ve ardından sevgili Techinox/Tart ofisinde başladım, arada 20 ytl karşılığı aldığım Kensington marka USB Hub da işin bereketi (hareket-bereket ikilisi malum) oldu diyeyim. Akşam olduğunda evin yolunu tuttuğumda beni bekleyenlerle ilgili en ufak bir fikrim bile yoktu. Ortada hiçbir sorun yokken çöken bir Windows diskini toplamak yeterince yorucu olmuştu.
- Salı özel işlerle dolu bir gün oldu, tabii sabah değil yeni hastalığım Friendfeed sebebiyle öğlen başladı. Öğle yemeğinde 41-29 vardı ve iyiki de vardı. Bakalım, yarınlar nelere gebe, beraber göreceğiz. Sonrası ise karşıda geçti ki, bürokrasiden ne kadar rahatsız olduğumu gördüm. Eve ancak akşam geçebildim maalesef.
- Çarşamba eski iş arkadaşlarımla bir yemek yedim. Akşama doğru ise Taksim’de süresini aşan bir toplantı sonrası önce MYK‘ya kısa bir uğrama, ardından ver elini Sadecehosting şeklinde geçti. Taksim’de ciddi bir fırsat kapımı çaldı diyebiliyorsam da şu an konsantrasyonumun o fırsat olamayacağını farkına varıyorum. Kapalı yazdım, kapalı da kalacak maalesef :-)
Sadecehosting’de Selçuk yeni yatırımlarından bahsetti, yeni projelerinden bahsetti, göğsümü kabarttı desem yeridir. Selçuk Saraç’ı tanımadıysanız tanıyın ilk fırsatta :-) - Perşembe sabahı nihayet haftanın ikinci ve son sporu ile başladı. Dedim ya, bu sıralar çok garip bir yoğunlukla geçiyor, spor da arada kaynıyor. Yeni yılla beraber daha düzenli gidebileceğimi umuyorum.
Perşembe gündüzü çalışmaya, blogumu Türkçeleştirmeye(ki az bir parça kalmıştı), gelen epostalara makul cevaplar vermeye ayırdım. Bir işim yoksa da çok eposta aldığımı, temizlemenin bile başlı başına bir iş olduğunu farkına vardım. Perşembe akşamı ise ikinci bir 41-29 toplantısı ve Marmaris Büfe ile kapanış vardı. - Cuma sabahı bu uzun haftanın gecelerini daha verimli kullanabileceğim düşüncesi ile başladı. İlk iş koşar adım Yeniköy Emek Kafe’de kahvaltı oldu. Evet sabahın 7’sinde kahvaltıda beni bekleyen OLPC projesinin ilk çocuğu XO PC ve onu bana taa Hong Kong’dan getiren Kaan’dı. Burdan kendisine de teşekkür etmem gerek, beni dünya vatandaşı hissettirdiği için :-)
Kaan’dan ayrılıp soluğu Kanyon’da aldım. Friendfeed’de de dediğim gibi, en doyurucu Likemind’lardan birini yaşadım ve pek çok yeni dostla karşılaştım. Hatta az sonra onlara birer eposta göndereceğim :-) XO PC’ye ilgi büyüktü, özellikle kendimi Bager’in öğrencilerine OLPC projesini anlatırken bulduğum anda kendimi bir misyoner(diğer bir deyişle ‘evangelist’) gibi hissetmedim değil.
Kanyon macerası Likemind‘dan sonra sevgili Yonca ile yenen yemek ve içilen kahve ile devam etti. Sağolsun, Nokia 5800′ı gelir gelmez benimle paylaştı bu yeni cihazı. Deneyimlerimi ve yazıyı kısa bir süre sonra burada, video incelemesini ise önümüzdeki haftalarda Kafakafaya’da bulacaksınız, hazır olun :-)
Cuma’yı erken kapattıysam da Cumartesi müthiş geçeceğinden enerji toplamam gerekiyordu. - Cumartesi sabahı benim gibi daha genç sayılabilecek bir insan için müthiş ilham verici bir konferansla başladı. Trend Show ‘09 kapsamında YGA‘nın Liderlik Konferansı vardı. İlham verici konuşmacılara ve beni davet etme inceliğini gösteren dostum Ali‘ye teşekkürler tekrar! O kadar uzun notlar almışım ki, yazıya dökmek bile başlı başına bir iş olacak sanırım. Belki bir ara konuyla ilgili bir blog yazısı yazarım, kim bilir? YGA ile ilgili detaylı bilgileri sitelerinden inceleyebilirsiniz.
YGA’dan koşa koşa 7d8 Demo Party‘ye ya da bu seneki adıyla Digital Festival’a gittim. Yolda sevgili Mehmet ile kendimizi hazırladıysak da müthiş sürprizlerle doluydu diyebilirim. Fotoğrafını çekmediysem de sevgili Julien’in kamerasından kaydettiğimiz 7d8′i yarın ve muhtemelen Cumartesi olmak üzere 2 bölüm halinde Kafakafaya’da paylaşıyor olacağız. Neler göreceğinize dair birkaç kelime yazayım: GP2X Wizz, Pandora, pek çok floppy mod, pek çok vintage gadget ve iControl Pad! Bunların çoğu ‘dünyada’ ilk defa Türkiye’de, 7d8′de ve Kafakafaya’da olacak – benden söylemesi :-) - Pazar günü epey hafif geçer diye düşünürken artık Time Machine kullanmak istediğimden sevgili Sarp’a giderek onun diskine mevcut depo diskimi boşaltarak başladı. Bugün dinlenme günü olmalı dediysem de önce NTFS olan diski boşalttık, sonrasında diski doldurmanın saatler süreceğine karar verdiğimizden ben diski Sarp’a bırakarak kendimi PS3′te PES oynayacağım Bora’nın evine ışınladım. PES müthiş ve her geçen gün daha iyi oynadığımı düşünsem de henüz sağlam ‘pesçi’ler ile kapışacak düzeye henüz gelemedim :-)
Göreceğiniz üzere: en kısa günü ve dolayısıyla en uzun geceyi de barındıran bu hafta benim için ekstra uzun geçti. Şimdi durulma zamanıdır, kafayı toplama zamanıdır derken sevgili Özay’ın bugün İstanbul sınırları içine girişi işleri karıştırdı ya neyse.. Bir yol çizmek için durup dinlenene kadar böyle devam etmem umarım.

{ 7 comments… read them below or add one }
Burak yücesin abi dünyada ilk filan herhalde bu….
Takdir ediyorum, hayran kaldım…..
Lütfen blog ile dalga geçmeyiniz :-)
Keyifli bir hayat için geçirilen keyifli ve tempolu bir hafta olduğu çok belli.
Enerjinin hiç bitmemesi dileği ile.
Saygılar.
abi senin icin evangelist oldu diyorlar dogru mudur ogrenmek istedim?
Eskidan bizlerle de bi kahve molası verirdin. Tamam, söyle de randevu alalım hani..
Selam ile…
Mehmet D.
Sevgili dostlar, yorumlarınız için teşekkür ederim. Enerjimi hep yukarıda tutmaya, tüm dostlarımla da bu enerjiyi paylaşmaya çalışmaya devam edeceğim. Ayrıca sevgili Özgür: evanjelist olmadım hayır :-)
burak bune enerjıdır abı engadget te cıkmadansende goruypruz herseyı ıste turkun guuc derım ben bunay a budur yanı