iPhone’la ilgili özlediklerim ve özlemediklerim

by Burak Bayburtlu on 03 Mart 2009 · 3 comments

iPhone 8GB’in N95 8GB ile cekilen fotografi

Daha önce yazdığım gibi, Burç’un iPhone’unu kurcaladığım anda tam anlamıyla aşık olduğum bir cihaz olmuştu iPhone. Kasım 2007′de satın aldığım iPhone’u 1 seneye yakın bir süre kullandıktan sonra evdeki gadget mezarlığına daha sonra ilgilenilmek üzere kaldırdım.

Kasım 2008′den bu yana T-Mobile G1, Samsung Omnia, Nokia N96, Nokia 6210 Navigator ve son olarak da Nokia 5800′ı düzenli olarak kullanma imkanım oldu. iPhone kullandığım döneme baktığımda bu cihazların hayatıma tekrar kattığı bazı şeyler olduğu gibi iPhone’la beraber hayatımdan çıkan şeyler de oldu.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi, Friendfeed üzerinde oldukça hareketli bir tartışma ortamı ve sürekli size yanıt veren dostlar var. Ayrıca oldukça hızlı ve pratik yazı yazılabilen, temiz bir arayüz de Friendfeed’i cazip kılan özellikler arasında. Böyle olunca bir micro-blog tutmak için bence ideal ortam Friendfeed oluyor.

Micro-blog deyip geçmeyelim. Bazı yazılar uzadıkça uzuyor, yapılan yorumlarla genişliyor, şekilleniyor. İşte iPhone kullanmadığım dönemden özlediklerim ve özlemediklerim de burada tuttuğum listeler arasında. O liste FF ile beraber tarihin sayfalarına gömülmeden sizlerle burada paylaşmak istedim (tabii eklentilerle). Önce özlediklerim:

  • Eğlenceli uygulamalar, oyuncaklar – Application Store açıldı açılalı iPhone bir başka güzel oldu, onu diğer mobil platformların önüne geçiren de şüphesiz bu uygulamalar.
  • Facebook, Friendfeed, Twitter güncellemeyi pratik hale getiren sosyal medya araçları – bunlar da uygulamalar ama amaca yönelik, kullanışlı ve benim gibi bir sosyal medya havarisinin hayatını çok kolaylaştırıyordu. Ne Symbian, ne de Android bu alanda beni tatmin edebilecek bir uygulama sunmadı.
  • Kullandığım en iyi dokunmatik klavye – Henüz Blackberry Storm kullanmadım ve o zamana kadar kullandığım en iyi dokunmatik klavyenin iPhone’da olduğunu itiraf etmeliyim.
  • Yatmadan önce uykudan gözüm kapanana kadar yatakta App Store’dan uygulama bakmak – bunu da itiraf.com kapsamında yazdım. Bu kadar uygulamayı bu kadar haberi nasıl takip ediyorsun sorusuna da cevap olmuş olsun. Bir insan bu kadar yoğun bilgi akışını ancak o akışla yaşayarak takip edebilir, ben de öyle yapıyordum.
  • Çok hızlı fotoğraf çekmek – bu her ne kadar Nokia 5800′da bayağı çözülmüş olsa da diğer telefonların fotoğraf makinesi uygulamasını açıp ekrana getirmesi ve deklanşöre basıp fotoğrafı kaydetmesi iPhone’dan çok daha uzun zaman alıyordu. Nokia 5800 ise bu konuda bir istisna – hayatımda bu kadar hızlı fotoğraf çeken bir cep telefonu daha görmek kısmet olmadı :-)
  • Masama oturduğumda standa yerleştirip tüm fotoğrafları bir klasöre atmak – bu iPhone 3G kullanıcılarının da özlediği bir özellik olsa gerek. iPhone’la beraber gelen masaüstü beşiği (cradle) benim için olmazsa olmazlardan. Muhtemelen herkes benim kadar önemsemediğinden bu aksesuar iPhone 3G’de yer bulamadı. 2.0 yazılımı ile beraber kablosuz eşleştirme özelliği kazanmış olması da önemli etkenler arasında. Diğer cihazlarda bunun için kablo kullanmak ya da kablosuz (bluetooth) erişimin yavaşlığına tahammül etmek gerekiyor.
  • Cam gibi soğuk olan ekranın hissini özledim – gün içinde o küçük ekranlara sığdırdıklarımızı düşünürseniz sürekli fiziksel temas halinde olduğumuz bir cihazın hissini özlemek de yanlış olmasa gerek?
  • Müzik dinlerken sağdan soldan bir şeyler çıkmaması – iPhone’un kulaklığı basitlik ve fonksiyonelliği bir araya getirmiş ve neredeyse görünmez düğmesiyle kullandığım en iyi tasarıma sahipti. Diğer üreticilerin bu alanda çok ders alması gerekiyor.
  • Sessize alma anahtarı (switch) – iPhone’u sessize almak için cebinizden çıkarmanıza gerek bile yoktur. Sadece yan yüzeyde duran anahtarı kapatmanız yeterli. Daha önce Treo’larda da yer alan bu özellik iPhone’u iPhone yapan basitlik felsefesinin de bir nevi özetidir.
  • Girdiğim sitelerin iPhone uyumlu versiyonlarını otomatik görmek – evet maalesef her telefonu desteklemeyi başaramayan siteler iPhone’a çok özel bir muamele yapıyor. Diğer telefonlara standart web arayüzünü ya da tarihe gömülmüş ve neredeyse çalışmayan WAP sayfalarını gösterirken iPhone kullanıcıları hemen destek görmeye başladı. Öyle ki Facebook bile aynı tarayıcıya sahip Nokia 5800 veya T-Mobile G1′a iPhone arayüzünü göstermek için tam 1 yıl beklemekte sakınca görmedi. Birinci ağızdan söylediğim halde T-Mobile G1′a destek vermeyen Garanti Bankası’nı kullanmam hiç mümkün olamadı mesela – onlara göre 1 adet müşteriyim, bana göre bankanın en önemli müşterisiyim ama umurlarında mı :-) Bu konuda biraz dertliyim, iPhone’a mal bulmuş mağribi gibi sarılan tüm kurumlarımıza oturup Nokia’nın, WiMo’nun veya diğer platformların 6-7 senedir uygulama desteği ve web tarayıcı gibi özelliklerle geldiğini öğretmek isterdim ama – ne fayda? Bunda tek suçlu servis geliştirenler değil tabi – operatörlerimiz de aynı düzeyde suçlular.
  • Parmağımı kaydırdığımda ya da bir uygulama ikonuna dokunduğumda bana bir iş başarmışım hissi veren arayüz – evet iPhone’un sırrı insana bir iş başarmış hissi vermesidir. İddia ediyorum, o kaymalar – dönmeler – ekranın yana devrilmesi gibi görsel öğeler (Apple’ın Core Animation teknolojisi) iPhone’un diğer cihazlardan çok daha popüler olmasının anahtarlarından biridir. Daha önce hiçbir cep telefonu kullanıcısına bu denli başarma(accomplishment) hissi vermemişti – halen de veremiyor.

Gördüğünüz üzere bunlar yarın gidip bir iPhone 3G alırsam sebeplerimdir. Diğer yandan tabii ki özlemediğim büyük ekskilerine de değinmek istiyorum. Eğer bir iPhone 3G almayı düşünüyorsanız bunları gözardı etmeyin derim:

  • Her uygulama açılmadan önce gelen o anlamsız animasyon ve efektlerle oyalanmak – bazen o başarma hissi hele hele aceleniz varsa yerini beklemekten mütevellit ızdırap seanslarına bırakıyor. Bu özellikle uzun süre kullanıp da binlerce SMS’i biriktirdiğinizde SMS uygulamasında, kalabalık rehberde (ki sonradan hızlandı epey) veya bir uygulamanın açılmasını beklerken yaşanabiliyor.
  • Hızlı ve her şartta bir şeyler çekse de fotoğraf makinesi – maalesef iPhone’un aydınlıkta çok başarılı karanlıkta ise çamur gibi fotoğraf çeken objektifi özellikle Nokia ve Samsung gibi markaların harika kameralara sahip telefonları yanında çok başarısız. Eğer sizin için fotoğraf makinesi önemliyse bir daha düşünün.
  • İzlenecek kalitede video çekemiyor olması – iPhone 3G’ye bir çok hendek atlatarak kuracağınız video kayıt uygulamalarının sonuçları ortada. Çözünürlük ve kalite asla alternatiflerinin ulaştığı noktalara (640×480 30 fps) ulaşamıyor. Hal böyleyken video kaydı önemliyse yine iPhone’u özlemeyeceksiniz diyebilirim.
  • Multitasking yapamıyor olması – iPhone ile arka planda sürekli MSN/GTalk gibi anında mesajlaşma uygulamaları çalışmıyor, web tarayıcıyla sayfaları gezerken aklınıza bir fotoğraf geldiğinde tarayıcı kapanıyor fotoğraflar açılıyor, kısaca aynı anda birden fazla uygulama çalışamıyor – multitasking/çok işlemlilik yapamıyor. Allah’tan müzik dinlerken bir şeyler yapabiliyoruz ki o da sisteme gömülü iPod uygulamasıyla yapılıyor.
  • Bilmediğim bir adrese giderken yol tarifi verememesi – bu da özellikle geçen yıl Navteq’i satın alan Nokia’nın uzmanlık alanlarından biri. GPS özelliği olan ortalama bir Nokia veya Samsung’dan yol tarifi alabilmek çok kolay. Her ne kadar halen mükemmelleşmemişse de aracınızla gideceğiniz yere ulaştıran bir yazılım ise iPhone’un çok uzak olduğu bir konu. Halen ses destekli yol tarifi yapan uygulama geliştirmek Apple’ın yazılım geliştirme lisansını ihlal eden bir iş – o madde kalkana kadar da geleceği yok. Yakın tarihte sadece ABD’yi kapsayan bir yol tarif yazılımı ise iPhone’un bu konuda halen biraz olsun ümit vaadettiği anlamına gelebilir.
  • İnsanların “aaa ne güzel ayfon bu di mi neler var bakabilir miyim” demesi – evet bu bir ayfon ve içinde kişisel bilgilerim var lütfen karıştırmayın. Her ne kadar diğer telefonlar genelin ilgisini çeken ilginç cihazlar olsalar da hiç biri iPhone kadar ilgi çekmiyordu. Şükür ki operatörlerimiz iPhone 3G’yi getirdi de bu söylemler zaman içinde yerini “aa ayfon mu bunun tiricisi çıktı hıh”a bıraktı.
  • Arkadaşlarımın telefonu eline alıp bidir bidir oyun oynayıp pilimi bitirmesi – dedim ya bu cihazın süper oyunları, oyuncakları var. İşte iPhone kullanıcısının genel dertleri arasında bu da var. Pili zaten az giden bir cihazı her önüne gelen kurcalayıp oyun oynamaya video izlemeye kalkarsa sonuç sizin en ihtiyaç duyduğunuz anda pili biten, hiçbir yerde şarjını bulamayacağınız (Turkcell’in sinemalardaki şarj ünitelerinde bile yok) bir telefonla başbaşa kalırsınız.
  • Bir MP3 atıp metroda dinlemek için itunes’u açıp library’den doğru ayarı yapıp bütün iPhone’u senkronize etmek – diğer telefonlarımın tümü tek bir dosyayı bluetooth ile atıp (tamam G1 hariç) onu yolda dinlememe olanak sağlarken iPhone’da bu bir işkence. Zaten iTunes’u hiç sevemedim, 3.parti yazılım falan kurmak yerine daha iyi bir iTunes’u hakediyorum sanırım?

{ 3 comments… read them below or add one }

1 Aydin Bolkar 04 Mart 2009, 21:16

En ustteki iPhone resmini cektigimizde daha N95 8GB’imin jelatinleri uzerinde duruyordu:) Cok iyi yazi olmus Burak kardes eline saglik. O N95 artik kardesimin narin ellerinde alelade bir telefon olarak surduruyor hayatini, bense Q klavye ihtiyacimi Nokia sevgisiyle birlestirecegim narin cihazlardan E71 ile mobil hayatima devam ediyorum. (itiraf etmem lazim blackberry javelin modeli cok cekici bir model olmus, allahtan su an icin Turkcell getirmiyor da kasinmiyorum…)

2 enes 09 Mart 2009, 14:51

burak abi süpersin:)) elinde ps3, wii si, psp si, artık aklıma gelmiyor oyunla ilgili her bir cart curta sahip birisi bile bu alette oyun oynamaya kurcalamaya bayılıyor. 37 ekran tv versem yurdum insanı film seyretmez aa bu ne ki gibilerinden, söz konusu iphone olunca sen buna hiç film atmıyorsun muhabbetleri. kesinlikle abartmıyorum, alet çok dikkat çekiyor. ve bu gerçekten kötü bir şey. gerçekten.

3 Hussein EROL 12 Mart 2009, 11:08

(bence) nokia navigasyonda zayıf kalıyor diğer rakiplerine göre, iphone ise (3. parti yazılımlar için) jailbreak şart, itunes’a mahkumsunuz. windows mobile esnek, ne verseniz yiyor ama o da topun ağzında. şişirdiler milleti altı-beş diye diye sundular bi makyajlı sistem alın size altı-buçuk. WinMo’7 hala muamma. Apple’ın elindeki altın bilezik multitouch’ı (iphone’da gördünüz ya bizimkine bayılacaksınız gibi saçma ve itici bir cümle ile pohpohlayıp) nasıl giydirip kullanmayı düşünüyorlar WinMo’7 de göreceğiz. sırf kendi inadım iphone almamak için gidip ipod touch aldım. Senelerdir Windows Mobile kullanıyorum ama internete şu an ipod touch ile giriyorum ne acı değilmi :)
ayrıca 2.nesil ipod touch için RedSnow çıkmış ilgilenenlere haber olsun.

Leave a Comment

Additional comments powered by BackType

Previous post:

Next post: