Pazarlama konusunda ahkam kesecek kadar “pazarlamacı” görmesem de kendimi, iyi gözlemlerim olduğunu düşünüyorum. İster istemez teknoloji üzerine yazdığım bu alanda yer yer sosyal medyada nelerin nasıl yapılması gerektiği üzerine yazmak istiyorum. Bugün de o günlerden biri zira Project House‘un ev sahibi olduğu Digital Marketing Forum 2009‘da sevgili Devletşah‘ın moderatörlüğünde bir panele katıldım: Sosyal Medya ve Pazarlama Paneli
Panel katılımcıları arasında benimle beraber Selçuk Hoca ve Esra Gökbayrak vardı. Cuma akşamı saat 5 sularında Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda gerçekleşen oturuma maalesef hava muhalefetinin de etkisiyle büyük bir katılım gerçekleşmedi. Ancak her zamanki gibi beklediğimden çok daha verimli geçtiğini itiraf etmem lazım.
En azından marka ve markaların iletişimin yapan kurumların dikkate alması gereken bazı notlar çıktı, en azından şimdilik bunları paylaşayım dedim. İşte o notlar:
- Sosyal medya ile geleneksel medyanın en önemli fark bağımsızlıkta.
- Ne yaparsanız yapın, bu bağımsızlık zincirini kırmaya çalışmayın.
- Markanın sosyal medya ile iletişimi şeffaf olmalı.
- İçerik üreticisinin emeğine saygı gösterin (forumcuların dediği gibi: emeğe saygı!)
- Özellikle dağıtacağınız ürünler veya ücretsiz sunacağınız hizmetler karşılığında talepkar olmayın.
- Eğer advertorial yayınlatma gibi bir amacınız var ise herkesin kendi alanında böyle bir yayına yer vermesinin bedeli vardır, bunu sorun ama yine şeffaf olun.
- Bunu sorarken kesinlikle ve kesinlikle “olumlu yazınızın bedeli nedir” gibi saçma sapan sorular sormayın.
- Özellikle blog yazarlarının en önemli değeri güvenilirlik, buna zarar verecek taleplere yanaşmayın.
- Kriz oluştuğunda çözüm için açık ve çözüme yönelik iletişim kurun, dayatmalardan kaçının.
- Troll ya da benim tabirimle deli dumrul adı verilen ve kargaşadan beslenen insanlar ile gerçekten sinirlenmiş kullanıcıyı ayırın.
- Deli dumrul gördüğünüzde onu görmezden gelebilirsiniz, bu onun etkinliğini düşürecektir.
- Eğer bir deli dumrul fazla ileri gitmedikçe (o çizgiyi siz çekin) yasal haklarınıza fazla sarılmayın.
- Blogların gelir modeli henüz ülkemizde oturmadı, marka olarak yatırım yapın, uygun alanlara sponsor olun.
- Sosyal medyada yaptığınız iletişimin markanıza olduğu kadar seçtiğiniz kişilerin kişisel markalarına da katkısı var, bunu doğru kişileri seçerek doğru mecraları markanızla beraber yükseltin, pişman olmayacaksınız.
- Sosyal medya sizin ordunuz değil, onları yönlendirmeye ya da haksız şekilde eleştirmeye, bireysel olarak birini karalamaya falan kalkarsanız sağlam bir düşman edinebilirsiniz.
- Sosyal medyanın bir parçası olmadan orada yer almaya çalışıp kendinizi komik duruma düşürmeyin, unutmayın insanlar başkalarının hatalarına karşı çok acımasız olabiliyor ;)
- En önemlisi sosyal medyada iletişiminiz duyuru değil diyalog şeklinde olsun. Diyalogun anlamını bilmeyen birini sosyal medya iletişiminizin başına koymanızın cezası sandığınızdan büyük olabilir.
Bu liste daha uzayabilir ve ben de buraya aklımda kaldığınca yazdım. Diğer dostların da ilaveleri olacaktır, onları da takip etmeye bakın derim. Bu listenin en önemli özelliği katılan panelistlerin başından geçen pek çok vakadan elde edilen deneyimlerin meyveleri olması. Umarım dikkate alırsınız :)
Comments
Powered by Facebook Comments













{ 3 comments… read them below or add one }
Sosyal Medya’ya Giriş Ders 1 tarzında bir yazı olmuş. Eline sağlık Burak.
Sosyal medya konusunda yapılması ve yapılmaması gerekenler çok güzel sıralanmış.
Merhaba,
Paylaşımın için teşekkürler. Sektörün öğretmenleri bizleriz; bence çok keyifli bir görev üstleniyoruz.
Hepsi doğru yaklaşımlar Burak. Ama aslında her maddeyi farklı bir yazıda detaylandırmak gerekiyor. Çünkü sosyal medyayla ilgili çok “yüzeysel” konuşuluyor ülkemizde. Yapılan önerilerde ve hazırlanan sunumlarda vs. bunu gözlemliyorum ben. Örneğin sosyal medya, genel olarak bir hedef olarak gösteriliyor. Yani “sosyal medyada x yapın, y yapmayın” gibi.. Ben markaların sosyal medya kullanımında, sosyal medyanın tümüne hitap etmeye çalışanları görüyorum çoğunlukla. Aslında bir bölümüne, doğru, “bizim ihtiyacımız olan” bölümüne hitap etmeyi başarabilirsek etkin kullanım da beraberinde gelecektir diye düşünüyorum. Notlar için teşekkürler bu arada…
{ 1 trackback }