Lenovo T400s ve Mac’ten sonra Windows deneyimi

by Burak Bayburtlu on 29 Mayıs 2010

in İnceleme,Dizüstü,Geek to live,Mobil cihazlar,Rehber

Bundan birkaç ay önce 2 yıla yakın süre kullandığım Macbook Air, yerini Lenovo T400s’e devrettiğinden beri bu yazıyı yazmak istiyordum. Neden yazamadığım bir kenara, bu pek çoğunuzun da merak ettiğini düşündüğüm bir konu.

Öncelikle neden Lenovo T400S’e geçtiğimin hikayesinden bahsedeyim. 2009′un sonlarına doğru Lenovo’nun kapalı bir topluluğa davet edildim: Lenovo Blogger Advisory Council. İsmi oldukça havalı duran bu topluluk, bir nevi customer insight topluluğu, grubu. Daha açık ifade etmek gerekirse Lenovo’nun dünya çapında teknoloji konusunda fikir önderi olarak gördüğü blog yazarlarını bir çatı altında toplama insiyatifi. Bu sayede hedefleri de tahmin edeceğiniz üzere bu insanların fikirlerine ve yorumlarını almak, bunların ışığında ürünlerinin gelişimine yön vermek.

Bu topluluk çerçevesinde Lenovo’nun yerel ve global yöneticileri ile bir araya gelen blog yazarları, bir de kapalı Facebook grubunda fikirlerini paylaşıyorlar. Şu an için 41 kişinin kayıtlı olduğu toplulukla ilgili en önemli konu da şeffaflık. Kapalı grupla şeffaflık nasıl olur demeyin, Lenovo deneyimini yaşamamız amacıyla bizlere birer (hatta belki daha da fazla) bilgisayar hediye edildiğini sizlerle paylaşmamızı istiyorlar. Burada amaç bedelsiz olarak aldığımız bilgisayarı kullandığımızı paylaşarak bizleri takip eden insanların “hmm Lenovo almış” fikrine kapılmamalarını istemeleri.

Bu yazının konusu Lenovo’nun topluluğu değil tabii ki. Ne demiştik? Lenovo T400S!

Neden Lenovo T400S?

Bu noktada küçük bir itirafta bulunmamda yarar var. Paraya kıyıp gayet pahalı bir Sony Vaio dizüstü aldığım günlerde bile için için ThinkPad kullanıcılarını kıskanırdım. Neden kıskanıp da almadığım çok açık: ThinkPad serisi dizüstüler öyle sağda solda mağazalarda görebileceğiniz bir seri değil. Üreticisi Lenovo, diğer dizüstü üreticileri gibi ürün gamının tümünü son kullanıcıya sunmuyor. HP’nin ve Dell’in de benzer uygulamaları biliniyor. Bu ürünler ancak bayi kanalıyla kurumsal satış yoluyla temin edilebiliyor. Ben de bu işlemlerle uğraşmamak adına daha son kullanıcıya yönelik modeller tercih etmek durumunda kalıyordum.

Ne diyorduk? Neden T400S? İşin aslı bütün ürün gamından bir model seçme şansım vardı. Örneğin benim gibi bu topluluğa davet edilen diğer yerli blog yazarı ve teknoloji konusuna ilgi duyanların yakından tanıdığı bir isim olan Berkin Bozdoğan’ın seçimi ideaPad Y550 oldu. Deneyimlerini blogundaki Yeni Bilgisayarım Geldi başlıklı yazısından okuyabilirsiniz. Bir diğer bilgi olarak da şunu söylemem de yarar var: bizden sadece bunu bildirmemizi istediler, bu yazıda yazılan olumlu ya da olumsuz tüm görüşler tamamen şahsıma aittir.

Ben ise tercih edecek onca modelin arasında iki modele düşene kadar Lenovo Pazarlama Müdiresi sevgili Aysun Karabıyık‘a akla karayı seçtirdim :) T400S’i seçmemdeki en önemli nedenleri şöyle sıralamak gerekirse:

  • Macbook Air’dan sonra ağır bir dizüstü taşımak istemiyordum, 1.8 kg ağırlığında bir bilgisayar olarak sadece 500 gram daha ağırdı.
  • Hafif olsun ama hızlı olsun istiyordum, Macbook Air Flash’ın Mac performansının da sayesinde HD videoları oynatırken başka da bir şey yapmama gerek olmadığını düşünüyordu. Bu yüzden daha hafif olan X301′i seçmedim.
  • İşlemci hızı derken biraz teknik özelliklerine değineyim: T400S 4 GB RAM, P9400 seri numaralı 2.4 GHz işlemci ve 128 GB SSD ile geliyor. Ekran kartı bütünleşik ve 4500 serisi Intel chip en mükemmel oyun performansını sunmasa da masaüstü performansında oldukça başarılı.
  • Mat ekranının çözünürlüğü 1440×900, bu da onun en önemli avantajlarından. Sınıfında daha yüksek çözünürlüklü bir ekran bilmediğimin de altını çizeyim.
  • Son olarak da ideaPad değil de Thinkpad seçtim çünkü şu aşağıdaki video aklımı aldı:

YouTube Preview Image

Tamam bütün  bunları yapmayacağım ancak bir gün bilgisayarımı düşürdüğümde ya da üzerine su döküldüğünde ne yapacağımı şaşırma korkusundan kurtulmak, tahmin edebileceğiniz gibi büyük bir lüks.

Bütün bunların yanında Mac’ten bu tarafa geçişte işletim sistemi dışında aradığım şeyler yok değil:

  • Multitouch beklediğim gibi çıkmadı, burada Apple’a hakkını vermek lazım.
  • Klavye aydınlatmak için kullanılan Thinklight iş görüyorsa da arkadan aydınlatmalı klavyenin eksikliğini duyduğum oluyor.
  • Pil ömrü gerçekten bir PC için uzun olsa da (tam şarjda 4 saatin üzerinde pil ömrü var) biraz da donanım-yazılım entegrasyonunun eksikliği sonucu bekleme (stand-by) halinde pil tüketimi çok fazla. Yine de bilgisayarı neredeyse hiç kapatmıyorum (shutdown) diyebilirim.

Özetle durum bundan ibaret. Artıları ve eksileri ile sınıf olarak aslında Macbook Pro sınıfında ancak ondan çok daha dayanıklı bir bilgisayarım var. Ancak bu yazının iki konusu olduğunu unutmadım: Lenovo T400S’ten yeterince bahsettikten sonra biraz da Mac’ten sonra Windows 7 nasıl bir yaşam sundu bana ona bakalım.

Mac’ten sonra Windows


Buraya kadar her şey güzeldi di mi? Bundan 2 sene evvel Macbook Air’ı ilk aldığım günlerde Tekno Sohbet’e Macbook Air incelemesi ile konuk olmuştum (hey gidi günler!) Mac OS X’in en önemli avantajı kuşkusuz yazılımın da donanımın da aynı üreticiden çıkmasıdır. Bu sayede pil ömründen performansa, kullanıcı arayüzünün donanıma etki etmesinden stabiliteye pek çok avantaja sahip Mac dünyası.

Ancak Mac dünyasında olmanın bazı dezavantajları da var, yok değil. Bunların başında her ne kadar işimi görecek bir yazılım bulmakta zorlanmadıysam da alışmak, doğru uygulamaları bulmak, onlarla yaşamaya başlamak biraz zamanımı almıştı.

Bu yazıdaki amacım Mac OS X’i Windows 7 ile kafa kafaya çarpıştırmak değil. O yüzden kısa kısa notlarla sizlere Windows’a dönüşümden bahsetmek istiyorum:

  • Bir kere artık ofis işleriyle uğraşırken uyum sorunu yaşamıyorum. Pages ve Numbers kullanmak çok keyifli ancak bunları PC’de açabilmek mümkün olmadığından PDF’e çevirip dosyalarınızı göndermek zorunda kalmak, gönderdiğiniz dosyaları düzenlemek isteyenlere DOC ya da DOCX formatında dosya göndermeye kalkınca oluşan format hataları gibi sorunlarım yok. Bundan memnunum.
  • Microsoft bir strateji olarak mı Office paketinde Mac sürümünde aynı kısayollar ve arayüzü sunmuyor bilemiyorum ancak Mac için Office’i eski bir Office canavarı olarak kullandığımda elim kolum bağlı hissediyordum, bu da bir son buldu. Umarım gelecek sürümlerde daha iyi olur uygulamalar.
  • Mac kullanıcıları için kanımca vazgeçilmez özelliklerden biri Exposé’dir. Bunun ne olduğunu kısaca tarif edeyim: çeşitli kısayollar ile ekranınızdaki tüm pencerelere bakabilir, onları ekrandan kaldırabilir ve uygulamalar arasında hızlıca geçiş yapabilirsiniz. Bu özelliği çok yoğun kullandığımdan Switcher’ı bulana kadar biraz canım sıkıldı. Switcher Exposé’nin tüm fonksiyonlarını yerine getiremese de benim işimi gördü, sitesinden indirebilirsiniz.
  • Kullanılabilirlik sorunlarımı ufak tefek pürüzlerle (doküman tabanlı arayüzden tekrar pencerelere adapte olmak da ayrı bir yazı konusu olsun) hallettikten sonra itiraf edeyim Windows 7 beni çok noktada şaşırttı. Performans olarak gerek bilgisayarın hızlı olması gerekse yapılan iyileştirmelerle müthiş hızlı çalıştığını söyleyebilirim.
  • Hızın göreceli bir kavram olduğunu biliyorum, bu yüzden şöyle söyleyebilirim: Windows Search ile uygulama bulup çalıştırmak neredeyse Spotlight kadar hızlı. Bir belge ya da uygulama bulmakla uğraşmamak Windows XP’de de mümkünse de işletim sistemine gömülü bir yapı olması, hem de bunu Vista’nın aksine çok daha başarılı yapmasına sevindim.
  • Yeni Denetim Masası (Control Panel) başta oldukça karışık geldi. Ne XP, ne Vista’ya benzemiyor. Hatta tüm öğelerin açılışta önünüze gelmiyor olması kafanızı karıştırabilir. Burada Windows Search alışkanlığı kazanmak faydalı oluyor, bir süre sonra her şeyi öğreniyorsunuz. Yine de riskli bir hareket.
  • Bir diğer iyileştirme de Windows Explorer’da olmuş. Dosya gezgini günlerinden bu yana yapısını değiştirmeye çalışan Windows Explorer, bugün ilk bilgisayarını Windows 7 olarak almış birine eski deneyimden bambaşka bir yapı sunuyor. Pencerenin sol tarafına kısayollar ekleyebilmek Mac’te çok kullandığım bir özellikti. Windows Search’ün hemen sağ üst köşede kendine yer bulması da bir diğer Mac alışkanlığı. Eğer Windows XP’den geçiyor olsam bunlar olmadan nasıl yaşıyordum diyebilirdim.
  • Hep iyi şeyler olmadı tabii Windows’ta. Örneğin kullandığım 32-bit sürümde sadece 3 GB RAM’im var gözüküyor. Her ne kadar paylaşımlı bir dizüstüm olsa da kurduğum 64 bit Ubuntu’da bu miktar gayet de 4 GB’a yakın bir miktar olduğundan Windows’un bunu ne yaptığı konusunda hiçbir fikrim yok, araştırmadım da maalesef.
  • Mac’te çok sık kullandığım ve kısayolunu eskittiğim bir fonksiyon olan ekranın sadece belli bir kısmının ekran görüntüsünü yakalama özelliğinin başlarda çok eksikliğini hissettim. Tam da profesyonel bir ekran görüntüsü yakalama uygulaması aramaya başlarken Windows 7′nin çok da bilinmeyen Snipping Tool uygulamasını buldum. Bunu başlat menünüzden bulabilirsiniz. Bir diğer alternatif de eğer OneNote kuruluysa Windows+S kısayolu.
  • Bir diğer canımı sıkan konu ise dosya işlemleri. Bir dosyayı bir başka yere kopyalarken Mac’te de yaşanan ve çok normal olan hızın düşmesi beklediğimiz bir durum. Ancak maalesef Windows 7′de bu tip basit işlemler dosyalardan birinin kopyalanmaması, hatta bu takılma durumunu İptal tuşuna basıp yok etmeye çalıştığınızda Windows Explorer’ın kilitlenmesine varacak düzeylerde sorunlu. Bunun sebebi nedir biri biliyorsa söylesin lütfen.
  • Kafama takılan sorunlardan biri de güncellemelerin ardından bilgisayarı kapatıp açmak zorunluluğu. Bu yapıyı düzeltmek ellerindeyse de mimari seçimleri bunun önüne geçiyor anlaşılan, bu devirde artık restart isteyen bir bilgisayar olmaz… lütfen :)
  • Bir de tüm taskbar yapısını değiştirmişler, artık ekranın sağ altında tonlarca ikon gözükmüyor. Bunun yerine açıyorsunuz bir düğmeye basıp, listelenen ikonlardan bir işlem yapıyorsunuz. Bu da bir yere kadar kabul edilebilir ancak sanırım uygulamaların hepsi bu özelliğe adapte olmadığından, sağ tuşla tıkladığınızda bazen tepki alamıyorsunuz. Bunlara bilgisayarınıza bağlı USB diskleri güvenli bir şekilde çıkamak için kullanılan ikon da dahil.
  • Bir sorun da kablosuz ağ ayarlarımda ancak bundan Microsoft ne kadar sorumlu bilemiyorum. Lenovo bilgisayarların sağlıklı çalışmasını amaçlaya bir takım yazılımlar Lenovo ThinkPad serisinde yüklü geliyor. Bu paketin ismi ThinkVantage ve sürücü güncellemelerinden kablosuz ağ ve güç tüketim profillerine kadar pek çok özelliği yönetmenizi sağlıyor. Bu yüzden midir yoksa Windows’un kablosuz ağ ayarlarından mıdır bilmiyorum, iki farklı yerde aynı isimli ve aynı şifreli bir kablosuz ağa Mac’ten problemsiz bağlanabilirken Windows’ta bağlantı ayarlarıyla boğuşup duruyorum.
  • Son olarak hazır yeri gelmişken bir de ThinkVantage paketinden bahsedeyim. Bu Lenovo ThinkPad ailesinin en iddialı özelliği ve sizi özellikle yazılım güncellemesi, sürücü güncellemesi gibi problemlerle uğraştırmamasıyla Windows deneyiminizi daha iyi bir hale getiriyor. Aralıklarla bu programı açıp yeni neler var diye baktığınızda ekran kartı sürücünüz sizin ruhunuz bile duymadan güncellenivermiş oluyor. Bu da Lenovo’nun artı hanesine bir çentik daha manasına geliyor.
  • Windows 7′yi PC kullanıcılarına tavsiye ediyor muyum? Evet, şayet Windows kullanmak zorundaysanız bir an önce Windows 7′ye geçip alışmaya bakın zira artık XP tarzı arayüzden uzaklaşıyorlar ve kendinizi yabancı hissetmeniz an meselesi. Ancak Ubuntu gibi bir alternatif de olduğundan eğer bilgisayarınız bir lisansla gelmediyse lisansa para vermenizi gerçekten gerektiren bir şey yoksa Ubuntu, Mint veya bir benzeri ücretsiz ve açık işletim sistemlerine şans verin derim.

Şimdilerde iyice alıştığım bilgisayarım ve Windows 7 ile iyi geçiniyoruz. Ancak bu sonsuza dek Mac kullanmayacağım anlamına gelmesin, size de önereceğim gibi: bir işletim sistemi ya da markaya bağımlı kalmayın, tebdil-i mekanda ferahlık vardır ;)

Related Posts with Thumbnails

Comments

Powered by Facebook Comments

{ 6 comments… read them below or add one }

adeep Mayıs 29, 2010, 22:41

Windows’ta dosya kopyalama konusunda bir türlü gelişme olmuyor, o yüzden önerim; teracopy programını kullanmak Sisteme entegre olduğundan ekstra işlem yapmadan kopyalama/taşıma işlemlerini yapabiliyor. Tabi durdurma, duraklatma, iptal ve dosya kontrolu rahatlıkla yapılıyor.
http://www.codesector.com/teracopy.php

Cevapla

Uğur Özyılmazel Mayıs 29, 2010, 23:11

macbookpro’m gülle gibi olduğu için 13″ macbook almıştım. kolay taşıyabilmek için… fakat pratik hayatta gördümki o da süper ağırlaşıyor uzun süre sırt çantasında taşıdıktan sonra… umarım apple, hafif bir macbook/pro bişi çıkarır… anladığım kadarıyla air bile hafif değil…

Cevapla

HALİL Mayıs 30, 2010, 12:50

Güzel bi yazı olmuş teşekkürler…

Cevapla

Muharrem ARLI Haziran 1, 2010, 22:38

MS Windows 7 de eğer işletim sistemi 64 bit değilse 3 Gb ram’den daha fazla göremezsiniz nedenini bilmiyorum ve win7 ne görüyorsa onu kullanıyor maalesef :( Genelde 4 gb ram’e sahip olan dizüstü bilgisayarlar 64 bit işletim sistemiyle beraber gelir. Neyse eğer 64 bit yüklerseniz sorunun çözüldüğünü görürsünüz.

Saygılar;

Cevapla

metin Haziran 8, 2010, 09:23

ben de tam tersi bir deneyim yaşıycam, pc’den mac’e geçiş yapıcam. gerçi kararsız kaldım buradaki http://www.lydia.com.tr/index.php?p=mac&id=149 macbooklar arasında ama kendime en uygun olanı bulurum herhalde.

Cevapla

Murat YavuzKAPLAN Aralık 31, 2011, 20:34

Kullandığın Mac’te SSD var mı? Mac Pro’yu SSD ile kullanan (ki Windows masaüstümde de var) biri olarak şöyle özetleyim; hız konusunda Mac vs Win kesinlikle olamaz. Mac açık ara önde (Win7′nin trim destekli SSD’sini kullanmama rağmen).

Güncelleme sonrası restart’la ilgili Mac’te aynısı? :) Son itunes güncellemesine dahi restart istedi ki acayip şaşırmıştım.

Son olarak 32 bit OS’lerin tamamında 3GB- 3.7GB (PAE desteğiyle) limitlemesi vardır. Laptopla gelen Win7 keyini aynı sürümün 64 bit versiyonunu yükleyerekde kullanabilirsin.

Kısa bir süre önce Mac’e geçmiş biri olarak, sanatsal çalışma ortamı ve kendine aşık eden detaylarıyla bir daha “asla” PC-Win dönüşü düşünmüyorum (Apple giderse Debian veya Ubuntu ile yola devam ;) )

Cevapla

Leave a Comment

Previous post:

Next post: