Mac’le Yaşamanın İncelikleri

by Burak Bayburtlu on 31 Ağustos 2012

in Geek to live,Rehber

Çok değil, 4,5 yıldır Mac kullanıcısıyım. Bunun 1 yıla yakın kısmı ise hediye gelen bir Lenovo T400s’le geçti. Kullandığım uygulamaların hepsi her iki platformda da aşağı yukarı aynı düzeyde, ne eksik ne fazlaları yok. Ayrıca günün büyük bir kısmını web browser (Windows’ta Chrome, Mac’te Safari) üzerinde geçirdiğimden genelde işletim sistemi farkını hissetmiyorum bile.

Ancak yeni bir bilgisayar alırken gerek tasarımı, gerek donanım/yazılım entegrasyonunun başımı ağrıtmamasından tercihim Mac oluyor (artık). Yalnız o ilk günlerde neler çektiğimi bir ben bilirim, en azından Paint.NET’in yerine bile bir uygulama bulamamak epey yormuştu.

Bu yazı, benim gibi uzun yıllar PC başında dirsek çürüten ancak Mac’te sudan çıkmış balık gibi hissedenlere bir kılavuz olsun isterim. Tek derdim uygulama olmadığından bazı ayar değişikliklerinden de bahsediyor olacağım, onları da aşağıda görebilirsiniz.

Kurulum Süreci ve Temiz Bir Bilgisayar

Öncelikle eğer benim gibi eski bir Windows kullanıcısıysanız işletim sistemi yükseltme(upgrade) kavramına soğuk bakacağınızdan eminim. Hatta Mac’te upgrade etmenin hiç sorun yaratmayacağını telefonun ucundaki Apple yetkilisi bile söylese inanmayabilirsiniz. Tek derdiniz bu olsun.

Şayet benim gibi yeni bilgisayarınıza Mountain Lion gibi OSX’in en güncel sürümünü kurmaya niyetlenirseniz sizi şimdiden uyarayım. Windows’ta olduğunun aksine, Mac’te OSX sadece işletim sisteminden oluşuyor. Bilgisayarınızı satın aldığınızda yüklü gelen iLife paketi ise adı üzerinde ayrı bir paket ve temiz bir kurulum yaparsanız bilgisayarınızda iPhoto, iMovie ve Garageband’i bulamayacaksınız.

Bunun çözümü basit: bilgisayarınızı açın, App Store uygulamasını çalıştırın, Updates bölümüne geçin ve orada size sorulan lisansları kabul edip etmediğinize ilişkin soruya evet cevabını verin. Eğer şanslıysanız artık App Store hesabınızda iPhoto, iMovie ve Garageband de bulunacak. Eğer değilseniz hiç benim gibi ABD’yle telefon görüşmeleri ya da Internet Recovery ile uğraşmayın, direkt verin torrent’i, indirsin. Nasıl olsa sizin hakkınız olan bir uygulama, illegal bir iş yapmış sayılmazsınız ;)

Temiz kurulum için atacağınız adımlar şöyle:

  • App Store’dan Mountain Lion indirin.
  • Lion DiskMaker uygulamasını indirin
  • Bilgisayarınıza en az 8 GB’lık bir USB stick takın
  • Lion DiskMaker’ı çalıştırın, bırakın işini yapsın
  • Bilgisayarınızı baştan başlatın
  • Gri ekranı görür görmez klavyenin Option (alt) tuşuna basılı tutun
  • Kurulum diskini seçin ve Mac’inizi kurun

Mac kullanacaksanız 1 adet partition olması yeterli, daha fazlasını ne yapacaksanız artık, öyle seçenekler de sunuyorlar. Eğer işinizi görecek yeterli donanım yoksa elinizde veya bilgisayarınız açılmıyor, bunları yapacak başka da bilgisayarınız yoksa İnternet üzerinden recovery deneyebilirsiniz. O arayüze de Command + R ikilisine basarak bilgisayarı açmak suretiyle ulaşabilirsiniz, uzun hikaye, umarım başınıza gelmez :)

Yeni bir Mac’te Yapılacak İlk Değişiklikler, Tüyolar

  • Kurulum bittiğinde bomboş bilgisayarla başbaşa kalacaksınız. Bu noktada hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğüm bazı uyarılar, ayar değişiklikleri olacak. Onları da şöyle yazayım:
  • Touchpad’e dokunmalarınızın tıklama yerine geçmesinde yarar var. Parmakla dokunmak varken neden koca düğmeye basmaya çalışasınız ki? Bunu System Settings altındaki Trackpad ayarlarından yapıyorsunuz.
  • Klavyenizin dizilimini düzenlemenin de tam sırası. Pek çok insan gibi yurtdışından aldıysanız Mac için klavye ayarlarını yapmayı anlattığım yazımı okumanızda yarar var.
  • En çok kullandığım tuş kombinasyonu Command + Tab ise ikinci sırada da Command + ” geliyor. Bu tuş kombinasyonu ile bir uygulamanın açık pencereleri arasında geçiş yapıyorum, Windows aksine her pencere bir doküman olduğu için çok önemli bir kısayol. Bunu yine ayarlardaki klavye kısayollarından yapabilirsiniz.
  • Dock’u olduğu şekliyle de kullanabilirsiniz ama ben otomatik gizleme özelliğini ve büyüme efektini açıp ikonların normal halini biraz ufaltmayı tercih ediyorum.
  • Eğer bir çoklu dokunmatik mouse/trackpad kullanmıyorsanız köşelerden birine Mission Control, bir diğerine de Show Desktop özelliğini eklerseniz mouse’un okunu o köşeye iterek kolayca bu fonksiyonlara ulaşabilirsiniz.
  • Mouse ayarları arasında normalde kapalı olmasından rahatsız olduğum bir özellik de Ctrl+Scroll hareketi ile ekrana zoom yapma seçeneği. Bu son sürümlerde Accesibility altına alındı, oradan Zoom seçeneğini açın (bulamadım deliriyordum!)
  • Bir diğer kullanım kolaylığı da eğer benim gibi bilgisayarı klavyeyle kullanma alışkanlığı olanlara gelsin. Normalde tüm kutular, düğmeler, arayüz elemanları arasında Tab ile geçiş yapamıyorsunuz Mac’te. Bunu açmak için bir defa Ctrl+F7 yaparak bu özelliği açın, rahat edin.
  • Klavyeden gidiyoruz madem, bir de klavyenizin tekrar için bekleme hızını düşürüp tekrar etme hızını yükseltin. Yine klavye altında.
  • Biraz da uygulama ayarları… Safari’nin indirdiği dokümanları direkt açmasını, ZIP dosyalarının içindekileri çıkarmasını istemiyorsanız (ki ben istemedim) Safari ayarlarından General ekranının en altındaki kutuyu boşaltın. Bir diğer ayar da gelişmişte: klavye ile tüm site elemanlarını gezebilmek isterseniz onu da ayarlayın.
  • Güç seçeneklerinden bilgisayarınızın kendi kafasına göre kapanmamasını sağlarsanız iyi olur. Ben mesela bilgisayarım fişe takılıyken asla uyku moduna geçmemesini istiyorum.

Yeni Bir Mac’te Kurulması Gereken Uygulamalar

Bu kadar ayardan sonra ancak istediğim kıvama gelen işletim sisteminin eksiği tabii ki uygulamalar. Bunları da madde madde sıralayım:

  • Benim ana depo alanım Dropbox, podcast gibi çok yer kaplayan içeriği ise bir kampanyadan 50 GB alan aldığım Box.com hesabımda tutuyorum. Bunları kurmanız gerekiyorsa nereden bulacağınızı biliyorsunuz, hangi uygulamayı tercih ettiğiniz özel zevkinize bağlı.
  • İtiraf ediyorum, ben Twitter’ı aşağı yukarı sürekli web tarayıcıdan kullanıyorum. Bazı araçlarla desteklediğim doğruysa da masaüstü uygulama olarak sadece resmi Twitter uygulaması kurulu ve hiç başka uygulamaların eksikliğini çekmiyorum. Bir dönem Tweetdeck kullandıysam da şu an bir esprisi kalmadığından size de öneremiyorum. Resmi uygulama oldukça süratliyken hele…
  • Multitouch’tan daha iyi faydalanmak için BetterTouchTool kullanıyorum. Yaptığım da sadece sağa ve sola rotate hareketiyle browser’daki açık tablar arasında gezmek. Uygulama basit, kurun ve kullanın derim.
  • Not almak, kısa yazılar yazmak için son dönemde SimpleNote.com ve Notational Velocity ikilisini tercih ediyorum. Denemesi, kullanması bedava. Notational Velocity’yi Dropbox’la da kullanabilirsiniz, tercih sizin.
  • Bilgisayarınızdaki videoları iPod/iPhone ya da MP4 oynatıcı gibi cihazlara uydurmak için eğer aceleniz varsa Handbrake en hızlı çözümü sunacak, tabii ayarlar daha karmaşık. Eğer çok pratik ve hızı görece fena olmayan bir uygulama isterseniz o zaman Miro Video Converter indirin derim.
  • Bilgisayarı kullanırken elimi klavyeden kaldırmayı çok sevmediğimi anladığınızı tahmin ediyorum. Spotlight da kullanabilirim ancak daha hızlı olduğunu düşündüğüm ve ekranın köşesinde değil ortasında beliren Quicksilver, hesap makinesi fonksiyonunu da yerine getiren çok güzide bir araç, atlanmasın.
  • Torrent indirin demiştim de neyle indireceğinizi söylemedim. Yine ufak, hızlı, sade yapısı yüzünden seçtiğim uTorrent, PC’de olduğu gibi Mac’te de bence doğru seçim.
  • İnternet’ten indrdiğiniz korsan olmayan filmleri ve müzikleri dinlemek istiyorsunuz ancak codec uğraşısına girmek istemiyorsunuz. O zaman çözüm yine PC’de de yer alan VLC Player‘da.
  • İstemeye istemeye de olsa Flash Player da kurmanız gerekenlerden. İhtiyaç duyana kadar bekleyin diye adresini de vermiyorum.
  • Hatırlatma olarak söyleyim, Skype bu devirde olmazsa olmaz, bu da bir not olarak dursun.
  • Çevrenizde NTFS diskler var ve siz bunları okumakla yetinemiyorsanız yazma desteği için çözüm TuxeraNTFS. Paragon NTFS de olur ama ben zaten bir türlü ısınamamıştım ona, yavaştı falan, şimdi hiç uğraşmak da istemedim. Her ikisi de ücretli.
  • Eğer VPN bağlantısı kuracaksanız temiz de bir arayüzü olan Viscosity‘ye bakın derim. Yine de VPN servis sağlayıcınızın sunacağı Tunnelblick‘li paket daha iyi bir çözüm olabilir, şaşırmayın.
  • Eğer dikkatiniz dağılmadan uzun süre yazı yazmayı gerektiren bir işiniz varsa ya da sadece benim gibi konsantrasyon güçlüğü çeken biriyseniz WriteRoom‘la işiniz kolay. Biraz daha bütçeyi gözden çıkarırsanız iPad’de ve iPhone’da severek kullandığım iA Writer da oldukça iyi.
  • Fotoğraflara Instagram gibi efektler vermek için iki süper uygulama var, bazen Photoshop ya da Lightroom’a ayırdığım zamanın değmediğini hissettiriyorlar. Bunlardan biri Analog diğeri de Flare. Ücretsiz olmalarını bekleyin ya da kıyın paraya gitsin :)
  • Fotoğraf demişken, eğer GIMP‘i sevmiyor, uygun fiyatlı bir Photoshop alternatifi(!) istiyorsanız Acorn‘u gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Her ne kadar bir Paint.NET gibi ücretsiz değilse de çoğu zaman elim ayağım oluyor.
  • Tabii bu fotoğraflar bir yerlere yüklenecek. Eğer bir bloggersanız olmazsa olmazlardan biri de FTP uygulaması. Ücretsiz FileZilla‘yı beğenmezseniz Transmit almanız adeta bir sorumluluk. Panic’teki arkadaşlar zaten Mac uygulaması yazmasını iyi bilirler.
  • E tabii ki bir de programcı editörü lazım. Yakında ücretsiz ve kaynak kodu açık bir şekilde de edinebileceksiniz ama bekler misiniz bilemem? Evet TextMate‘ten bahsediyorum :) Kırık olarak da bulabilirsiniz de, hele bunun üzerinde çalışarak hayatınızı kazanıyorsanız bence hiç düşünmeden verin parasını gitsin.
  • Ofis paketi olarak parasını verip alacağınız iWork uygulamalarını ya da Microsoft’un Office paketini seçebilirsiniz. Bunda bir sakınca yok. Ancak ücretsiz OpenOffice ve türevleri NeoOffice ile LibreOffice dururken buna ihtiyaç duyar mısınız bilemiyorum. Özellikle LibreOffice oldukça başarılı, benden söylemesi.
  • Hazır ağır toplardan bahsetmişken, Adobe’un hakkını vermeden geçemeyeceğim. Photoshop’tan Premiere’e, Lightroom’dan DreamWeaver’a bütün uygulamaları oldukça başarılı. Başarılı olduğu kadar da pahalılar, belki de o kullandığınz Mac kadar para verip alır mısınız bilemiyorum. O konuda Adobe’a çok iş düşüyor, özellikle Apple’ın fiyat politikasından alması gereken dersler de çok bence.
Bakıyorum da devasa bir yazı ortaya çıktığını şimdi saate bakınca da farkettim. Her eve lazım bir rehber olduysa ne mutlu. Yorum, soru ve önerileriniz olursa ileride güncelleyebilirim de belki, kim bilir?

 

Related Posts with Thumbnails

Previous post:

Next post: