Panasonic Convention 2013 Notlarım

Panasonic Convention 2013

Blog yazılarımı eskiden beri takip edenler bilir: arada bir yazma orucuna girip uzunca bir süre yazı yazmadığım çok olmuştur. Bu defa da arayı çok açmış olmakla beraber epey yazı biriktirdim ki bunları da önümüzdeki günlerde göreceksiniz.

Gözlerinizi dolduran girizgahın ardından konumuza gelirsek… Geçtiğimiz günlerde Panasonic’in iş ortakları ve basına kapalı olarak düzenlediği bir etkinlik için Fransa’ya, Nice’e gittik(kafile ile). Her ne kadar bu konuyla da ilgili farklı muhabbetler döndüğü kulağıma çalınsa da bu yazının konusu bambaşka.

Geek Talk Radio’yu ve Twitter hesabımı takip edenler bilirler… Bundan evvel pek çok Panasonic fotoğraf makinesini incelemiş, gerek Micro Four Thirds sistem cihazlar, gerekse fotoğraflarını paylaştığım Lumix LX5 ile Panasonic’in ürünlerini bol bol inceleme fırsatım oluyordu. Bu gezide işin rengi değişti, fotoğraf makineleri sınırından dışarı çıktım ve Panasonic dünyasında kısa da olsa bir yolculuk fırsatım oldu.

Bunları yazarken etik amaçlı bir not düşmemde yarar var. Bu yazıyı yazmak için çıktığım seyahatte tüm masraflarım Panasonic tarafından karşılandı. Seyahat sırasında kullandığım fotoğraf makinesi Lumix LX7 de yine halen Panasonic’e ait olan ancak hem orada işimi görmesi hem de deneyimlemem için bana verildi ve geri iade edeceğim. Bu seyahate gelmeden evvel davetlerini kabul ettiğim için teşekkür amaçlı hediye edilen bir adet kulaklığı ise dışarıda olmasa da ofiste veya evde zaman zaman kullandığımı da itiraf edeyim. Maddi değeri konusunda bir bilgim yok ancak bunları bilmenizde yarar olduğunu düşünüyorum.

Peki orada neler yaptık? Öncelikle bu bir fuar gezisinden öte bir bilgilendirme toplantısıydı. Bu tip toplantıları başka markaların yaptığına beni takip edenler şahit olmuştur (bkz: 2007’deki Nokia World notlarım) Bu defa Panasonic benim daha evvelki ziyaretlerimden farklı olarak sergilediği cihazların her biri önünde uzun brifingler ile güncel bilgileri aktardı. Bu süre zarfında aldığım notlar ve aklımda kalanları ürün başlıklarıyla paylaşayım:

Dijital Fotoğraf Makineleri

Dijital Fotoğraf Makineleri
Bu alanda gözlemlediğim en çarpıcı konu, Panasonic’in kablosuz ağ erişimine verdiği önem oldu. Bir gün tüm cihazların bir IP adresi olacağını düşünen biri olarak şaşırmıyorsam da ufacık bir TZ40 fotoğraf makinesinin kablosuz ağ üzerinden yönetiliyor olmasından etkilenmedim diyemeyeceğim. Android ve iOS platformları için geliştirilen uygulamalar sayesinde canlı olarak görüntüyü izleyebiliyor, fotoğraflarınızı yine bu cihazdan çekebiliyorsunuz. Pratikte ne işe yarayacağını beraber göreceğiz.

Pek çok markanın da yavaş yavaş uygulamaya geçtiği bu tip bir harekete benim daha evvel rastlamadığım bir fonksiyon daha ilave edilmiş. Bazı modellerde, hatta direkt söyleyim, Panasonic Lumix A100 modelinde WiFi üzerinden canlı video yayınınızı UStream servisine vermek mümkün. Su geçirmez, darbelere dayanıklı ve beraberinde çok enteresan aksesuarlar ile gelen A100’ün sensörü ve kendisi küçük marifetleri oldukça büyük anlayacağınız.

A100 İş Başında

Bir diğer etkileyici cihaz da Micro Four Thirds (m43 desem?) sistem kamera ailesinin amiral gemisi GH3 oldu benim için. Burada da WiFi üzerinden yönetilme fonksiyonu yine m43 sistemde bir ilk (daha doğrusu araştırdım bulamadım diyeyim, varsa söyleyin düzelteyim) ve yeni yeni SLR cihazlarda da kendine yer bulmaya başlıyor.

m43 konusunda etkileyici bir test de 3 fotoğrafın yan yana durduğu sahneydi. Burada A2 gibi bir boyutta 3 baskı alınmış ve hangi kameranın m43 olduğunu anlamanızı istiyorlardı. Diğer baskılar bir APS-C ve bir Full Frame kamera ile çekilmiş olduğundan kalite farkının olacağını düşünenler yanıldı ve neredeyse 3 fotoğraf baskısı da eşit düzeyde oy aldı. Haliyle ön yargıların kırılması için gösterilen çaba oldukça etkileyici olsa da ben doğru fotoğrafı tahmin etmeyi başardım, nasıl olduğunu sormayın :)

Diğer önde gelen modeller Panasonic Lumix XS1 (14 mm kalınlıkta ve 16,1 megapiksellik bir cep kamerası), küçük süper zum model SZ9 (10x optik zumlu Leica lensli) ve dayanıklı su geçirmez kamera ailesinin son ferdi FT5 oldu.

Uzun lafın kısası, farklı farklı konulara özel çözümler yaratan Panasonic, o kadar çok fotoğraf makinesi tanıttı ki buraya hepsini yazmak çok uzun sürecektir, ilginizi çekiyorsa yazının sonundaki adresten Panasonic’in Türkiye’de satacağı ürünlere bakabilirsiniz.

GH3 ve diğerleri

Bir diğer etkileyici olay da şu aşağıda gördüğünüz iki yeni lens. Her ne kadar kurcalamamıza izin olmasa da (muhtemelen ürün hazır değil) 45 mm f1.2 ve 150 mm f2.8 lensler bu yılın en iyi yeni m43 lensleri olacak, şimdiden söyleyeyim.

Yeni m43 lensler

Fotoğraf makinesi seçimi yapacaklar için bir de dedikodu vereyim. Lumix ürün müdürü ile yaptığımız sohbet sırasında aldığım bilgilere göre Panasonic, bu yıl içerisinde büyük sensörlü sabit objektifli ve elektronik vizörlü bir üst seviye compact model çıkaracakmış. LX7 ile kıyaslayınca lens olarak geride kalacak ise de oldukça çok insanın beklediği türden bir model olacağını da paylaştı. Bekleyelim görelim!

Televizyonlar

ZT60

Bir diğer etkileyici ürün ailesi ise Panasonic’in özellikle Plazma modelleri ile akıllara kazınan Viera oldu. Viera denince sizin aklınıza ne geliyor bilmiyorum ancak benim pek çok insan aldırdığım ve döneminin en iyi fiyat/performans oranına sahip plazma televizyonlar geliyor.

Bu seneki ürün gamında da durum farklı olmadı. Evet Panasonic IPS LED LCD paneller ile ürün gamını genişletmiş olabilir. Ancak bunların diğerlerinden üstün özelliklerinin olması rakiplerinin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Rakip demişken pek çok rakibinde yer almayan çift tuner özelliği, gelişmiş akıllı TV fonksiyonları ve benim test ettiğim kadarıyla oldukça da akıcı arayüzü, neredeyse tüm modellerde dahili kamera(olmayanlara da takılabiliyor) ve kalemle yapılabilenler bu cihazları ayrıştırıyor. Ancak Panasonic, bence, esas ayrışmayı Plazma ürün ailesinde yaşıyor.

Beni en çok etkileyen ne derseniz… Plazma ailesinin en üst modeli ZT60’ın referans noktası olarak Pioneer Kuro’nun gösterilmesi derim. Evet, bir marka, başka bir markanın ürününü, hem de endüstride mihenk taşı olarak gösterilen bir ürünü telaffuz ederek tanıtım yaptığında benim saygım artıyor. Her ne kadar yaptıklarının bir tanıtım hamlesi olduğunu farkında olsam da “Kuro seviyesi siyahlar ve kontrast” tanımını duyduğumda panelleri ile ne kadar gurur duyduklarını anlamamak mümkün değildi. Studio Master serisi panellerin hepsinde yer alan yüksek kontrastın kalitesini bu panelde doruğa ulaştırmışlar desem yeridir ama demeyeceğim.

Neden demeyeceğimi ise şöyle izah edeyim. Panasonic’in bu etkinlikte tanıttığı bir de 4K OLED TV vardı. Evet, 4K konusunda 2-3 marka daha hareketlerinde hızlandı. Ancak OLED bir panel, hem de 55 inch gibi dev bir boyutta olunca ihtişamının yanında diğer tüm ürünler gölgede kalıyor. Henüz ne fiyatı ne de ne zaman satın alınabileceği hakkında bilgi yok. Ancak geleceğin en önemli iki teknolojik atılımını, OLED ve 4K’yı bir araya getirmeleri benim kadar kafiledeki herkes tarafından ilgi ile izlendi. 4K OLED TV’nin dışında bir de 4K 20 inch tablet var ki onun sadece görüntülerini paylaşacağım, daha henüz deneysel dursa da muazzam bir ürün de oydu.

Uzun lafın kısası, Panasonic akıllı televizyon ailesi de uygun fiyatlı LED (olmayan var mı bilmiyorum, sanırım artık hep LED var) LCD’lerden IPS’e, Plazma’dan Studio Master serisi ultra yüksek kontrasta artık çok geniş ve oldukça da etkileyici hale gelmiş. Benim için en önemli soru işareti olan pasif 3D gözlük konusuna da el atmaları artık LG ile beraber tavsiye listeme girmeleri için yeterli oldu bile.

Kulaklık, ses sistemleri, DECT telefonlar ve kişisel bakım ürünleri

Bu ürünler dışında kulaklık alanında özellikle alt segmentte ciddi satış adetlerine ulaşsalar da ortada bir Beats Audio gerçeği var ve o alanda, yani üst uç modellerde rekabet yüksek. Test cihazlarından aldığım izlenim, özellikle bazı modellerin rekabeti zorlayacağı yönünde. Yine de kulaklık dünyasında bir ürünün ne kadar kaliteli ya da üstün olduğundan ziyade moda olması onun satışlarını çok daha fazla etkiliyor. Bu nedenle Technics markası ile profesyonel kalitede ürettiği ürünlerin bile Beats ile rekabette zorlanacağı kesin – eksik kalmadığı yanlar olsa da bu alanda zorlanacak.

Ses sistemlerinde ise çok uzmanı olmamakla beraber platform bağımsız kablosuz müzik çalabilen modeller görmek güzel. Panasonic cep telefonu ve tablet pazarında olmadığından (var da yok) bu alanda her ürün gamında tarafsız hareket ederek diğer markalara göre bir avantaj sağlamış durumda. Yine de LG ve Samsung da o kadar taraflı değil, sözüm bazı yerli üreticilere.

DECT telefonlarda ise iki enteresan özellikten bahsetmem lazım. Bunlardan biri siz evde yokken gelen çağrıları SMS ile gönderme fonksiyonu – ki artık ev telefonu kullananların çok az olduğunu düşünürseniz olanın da bir işe yaraması açısından önemli (en azından benim için). Bir diğer fonksiyon da üzerine yapıştıracağınız bir etiketimsi cihaz sayesinde evinizde anahtarlık veya benzeri ıvır zıvırı kaybetmeye son vermesi. Bunun telefonla ne alakası olduğunu anlatmak güç. Ancak telefonun kayıp objeye yaklaşıp uzaklaştığını ölçebiliyor olması acayip güzel geldi. Bence sırf bu işi yapan bir cihaz vardır ve ben en azından bunu istediğime karar verdim. Benim gibi evden çıkarken anahtar ve cüzdan aramayı alışkanlık haline getirmiş bir insanın hayatını kolaylaştıracağından şüphem yok.

Kişisel bakım ürünleri ise enteresan bir pazar ve benim kullandığım bazı ürünlerin muadillerinde özellikle endüstriyel tasarım anlamında çok daha ileri olduklarını söyleyebilirim. Ancak kullanmadan bir cihaza övgüde bulunmak istemem, o nedenle çok fazla yorum da yapmayacağım.

Uzun lafın kısası, yediğim içtiğim benim oldu, gezip gördüklerim de bu kadardı. Siz yine daha fazla aklınıza takılan soru olursa bana ya da @PanasonicTR twitter hesabına sorularınızı iletin derim. Bu yıl rekabetin daha da artacağının sinyallerini veren Panasonic’in enerji sektörüne girişi de bir başka yazıya kalsın.

[Link: Panasonic resmi ürün sayfası]
[Link: Panasonic Convention 2013 Fotoğrafları]