Popüler Teknoloji » Dizüstü

'Dizüstü' kategorisi arşivi

Yeni Macbook ve Macbook Pro ile tanışın

Yeni Macbook ve Macbook Pro

Apple‘ın the brick konseptinin ve kafaları dizüstülere çevirdiği 14 Ekim’deki duyurusunu hepimiz nihayet gördük. Dün yapılan lansmanda 3 önemli yenilik var:

  • Apple yeni fabrikasının ve kullandığı teknolojileri dünyayla paylaştı
  • 2001′den beri ufak ana hatları aynı olan iBook ve PowerBook tasarımları tarihe karıştı
  • Yıllar sonra ilk defa bir docking station da sayılabilecek 24 inch LED aydınlatmalı ekran tüketiciye sunuldu

Apple‘ın yeni fabrikası blok aluminyumu alıp yekpare bir üst gövdeye dönüştürebiliyor. Sony de Vaio Z serisinde bunu yaptığını zaten birkaç ay önce açıklamıştı. Sony Vaio Z serisinin kasası da tek parça ancak farklı olarak tamamen el yapımı. Sonyciler bu kasayı üretmek için fabrikaları tercih edebilecekken Japon kılıç ustalarına elde yaptırmalarının sebebi olarak makinaların insanlar için fazla keskin kenarlar ürettiğini söylemişti.

Apple bir fabrika kurmuş ve burada dünyanın en gelişmiş seri üretim teknolojilerini kullanmış olabilir. Ancak burada Sony‘den bir gol yediğini söylemem lazım. Fabrikada üretilen aluminyum kasaların ne kadar keskin olduğunu Macbook Air‘den hatırlarsanız golün şiddetini daha iyi anlayabilirsiniz.

Tasarım öğelerinin değişmesi ise Apple dünyasında o çok dalga geçtikleri Windows Vista versiyon kaosunun bir benzeri geldi. Atık Macbook‘lar iki tip: 1299$’dan başlayan New Macbook ve 999$’dan başlayan White Macbook. Aynı karmaşa Macbook Pro’da da var: 1999$’dan başlayan 15 inch yeni kasalı New Macbook Pro ve 17 inch eski kasalı Macbook Pro aynı anda satışta. Ayrıca iş dünyasında ofis ortamlarının tavandan aydınlatmaları nedeniyle genelde can sıkan parlak ekranlara bir alternatif olan mat ekran seçeneği de sizlere ömür. O yüzden satın alırken bunlara dikkat edin.

Yeni tasarımların güzellikleri arasında düşen ağırlık da var. Artık Macbook‘lar 2 Kg sınırında, Macbook Pro‘lar ise 2.5 Kg. Bu sayede ultra taşınabilir sınıfını da tehdit eden güçlü ve hafif birer bilgisayar haline gelen Macbook‘larda halen klavye aydınlatması gibi basit bir özellik yok. Bu da benim Macbook gibi uygun fiyatlı ve yüksek performanslı bir bilgisayar alma hayallerimi suya düşürüyor.

Güncellenen modellerdeki en vurucu değişiklik kuşkusuz nVidia yonga setine geçiş oldu. Macbook, Macbook Pro ve Macbook Air‘lar artık nVidia’nın yonga setini ve ekran kartlarını kullanıyor. nVidia mühendisleri entegre ve hızlı bir çözüm ürettiği için Apple bugün piyasadaki dizüstülerden bir adım ileride. Bu bir yandan da Apple‘ın uzun süredir gerisinde kaldığı oyun dünyasına da göz kırptığının bir göstergesi. Mac kullanıcıları: oyun oynamaya hazır olun :)

Ve son olarak 24 inch‘lik LED Cinema Display‘den bahsetmek lazım. Apple düne kadar DVI ve MiniDVI gibi gayet endüstri standardı olmuş çıkışlarla sunduğu bilgisayarlarını artık Mini DisplayPort adını verdiği bir yuvayla sunuyor ve LED Cinema Display de bunu kullanan ilk monitör oluyor. Apple’ın bu monitöründe 3 tane kablo var: şarj için Mag Safe, masanızdaki iPhone dock, yazıcı, klavye, mouse gibi cihazlar için USB 2.0, görüntü ve ses ikilisi için Mini DisplayPort. Bu üçünü bilgisayarınıza bağladığınızda başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bilgisayarınızı bir iMac gibi kullanabilir hale geliyorsunuz.

Burada biraz araştırma ile DisplayPort’un DVI ve HDMI gibi çok yaygın teknolojilerin yerini aldığını öğrenmek mümkün. Mini DP ise bunun ufak versiyonu. Eğer DVI ya da VGA girişli bir monitörünüz varsa bunu kullanabilmek için 30$’lık adaptöre ihtiyacınız olması ise ister istemez can sıkıyor. Yine de “HDMI yok” demek biraz yanlış, yeni dizüstüler geleceğin HDMI’ı ile geliyor :-)

Yeni tasarımlar iMac’lere ve iPod’lara benziyor. Siyah cam ekran daha çevre dostuysa da bana tasarım olarak hiç hitap etmiyor. Kasaları siyah olsa belki – bu haliyle eski tasarım maalesef daha güzel geliyor. Ayrıca touchpad’ler artık multitouch ve camdan. Bunu merakla bekliyorum, iPhone’un ekranını mı kullanmışlar beraber göreceğiz.

Açık konuşmak gerekirse Macbook Air’ın arada kalan güncellemeleri beni diğerlerinden daha çok ilgilendiriyordu, hafif buruk bir sevinç yaşadım. Macbook Air, artık 128GB SSD seçeneği ve nVidia ekran kartıyla geliyor. Umarım bunu yaparken benim kullanımımla kolay kolay ısınmayan bu cihazı daha fazla ısınır hale getirmemişlerdir. Halen değiştirilebilir pil yok, yeni nesil cam touchpad yok, rakibi Z serisinde olan dahili sürücü yok. İşlemciler 4 MB yerine 6 MB L2 cache ile geliyor, RAM’ler DDR3 ve daha hızlı, yani en önemli gelişme performans alanında olacak.

Sonradan gelen ek: Okuduğum diğer incelemelerde Macbook Pro’ların nVidia 9400M ve nVidia 9600M GT arasında geçiş yapıyor ve tıpkı Z serisi gibi hybrid grafik olanağı sunuyormuş. 9400M ile uzun pil ömrü sunarken 9600M GT ile de yüksek performansa erişen MBP bunu yapan ikinci (SZ 1, Z 2 ise aslında 3üncü) bilgisayar oluyor.

Özetlemek gerekirse: Apple’dan sansasyonel gelişmeler duyamadım, yeni ürünlere de daha gözüm alışmadı. Biz Apple MacTablet, Apple NetBook ya da 800$’lık MacBook beklerken bunlarla karşılaşmak biraz da hayal kırıklığı yarattı.

Bir de uyarı: düne kadar Windows Vista’nın en büyük sorunu olan performans, yeni nesil bilgisayarların piyasaya çıkışıyla ortadan kalkıyor. Bundan 6 ay sonra Microsoft, Windows 7 adıyla Vista’yı yeniden piyasaya sürer ve insanlar bu defa Windows 7′yi beğenirse Apple bugün attığı yaratıcılıktan uzak adımlara üzülebilir, aman dikkat :-)

İlk Asus Eee PC 701 incelemeleri yayınlandı

Asus Eee PC 701Pek çok site takip ediyorum ve bunların geneli doğal olarak teknoloji üzerine. Yayınladığı ürün incelemeleriyle ve forumlarıyla benim seçimlerime çok etkisi olan NotebookReview.com, geçen hafta Asus‘un 250$’lık notebook‘u olan Eee PC 701 modelini inceledi.

İnceleme Windows performansı konusunda pek bir fikir vermiyor, çok detaylı teknik özellikler de sunmuyor. Üzerinde Linux tabanlı bir işletim sistemi ile gelen Asus Eee PC 701 bu haliyle geleceğin Linux hacker‘ları için biçilmiş kaftan. Neden geleceğin diyorum açıklayayım:

  • Fiyatı tam öğrenci işi: 250$’a hafif, klavyeli, renkli ekranlı gerçek bir PC’den bahsediyorum
  • 3 saate ulaşan pil ömrü ile ortalama bir okul gününü çok rahat çıkarabilir
  • Flash disk kullandığı için 10 saniyede çalışır hale gelebiliyor, çantadan çıkarıp not almaya başlamak 30 saniye bile sürmez
  • Kablosuz ağ adaptörü, web browser, çeşitli IM uygulamaları ve kamerası ile tüm İnternet’ten verimli bir şekilde faydalanabilir


Read more

Yaz rehaveti.. ya da tembelliği mi demeli?

Siteyi epeydir boşladığımı siteyi takip edenler farketmiştir. Farketmek de ne kelime, arayıp “yazsana” diyen dostlarımın olması bile beni yeterince duygulandırdı.

Ve sonuç: 130 kadar yorumun beni beklediğini gördüğümde biraz toparlanmanın zamanı geldiğine karar verdim. Her zaman olduğu gibi uzun araları derleme yazılarla bağlamaya çalışacağım. Kısa kısa:

Read more

HP tx1125ea hakkında izlenimler

Bu sayfayı takip edenlerin beklentilerini karşılamayan bir ayın ardından sanırım bahar yorgunluğunu yavaş yavaş atarak birkaç şeyden bahsedebilirim.

Daha önce HP‘nin tx1125ea modelinde karar kıldığımı beni takip edenler bilirler (bkz: mükemmel laptop), geçen ay bu modeli satın da aldım. Aldım ancak ne yazık ki çok uzun ömürlü bir ilişkimiz olmadı :)

Herkese elektronik eşya alışverişinde birincil öğüdüm olan “görmeden sakın alma”yı dinlememiş olmanın ve CNet gibi dünya çapında haklı bir üne sahip sitelerin editörlerinin dahi farketmediği ya da dile getirmeye değer bulmadığı bir takım sorunlar yüzünden iade etmek zorunda kaldım.

Her şeyden önce 3 yıllık bir Centrino kullanıcısı olarak ne ısınma ne de sessizlik konusunda beni tatmin edemeyen HP tx1000 serisi tam bir kabustu. Öncelikle şunu söyleyeyim: uygun fiyatlı, sessiz, ince ve serin çalışan bir tablet bekliyorsanız HP tx1125ea sizin için değil. Neden mi?

  • Bir tablet olarak uygun ancak bir dizüstü olarak pahalı.
  • Cihazın fanı hiç susmuyor. Bu bazıları için normal olabilir ancak benim gibi eski bir Centrino kullanıcısının yabancı olduğu şeyler bunlar.
  • Bu kadar fan çalışıyor ancak ısınmaya faydası yok! Cihaz benim şekilden şekile girmeme sebep olacak kadar ısındı.
  • Kameranın Vista sürücüleri problemli.
  • Ekranı touchscreen ve ne yazık ki P900 gibi bir cep telefonundaki hassasiyetten çok uzak. Yazı yazmak neredeyse imkansız, bir şeyler çizmek için ise çok fazla güç sarfetmeniz gerekiyor. Bu da kullanılan çok katmanlı yapı yüzünden ve ne yazık ki olmamış
  • Tahmin ettiğinizden çok daha kalın ve özellikle bol parmak izi bırakan kapak kısmı çok gıcırdıyor. Sanki parmağınızla sıkarken kıracakmışsınız gibi bir his veriyor.
  • Klavyenin en üst sıra tuşlarının ufak olduğunu farkettiniz mi? Bir de canlısını görün demek istiyorum.
  • Kasanın arkasından dışarı taşan ve ağır olan pil 3 saat, normal boy ve hafif olan pil ise 1,5 saat civarı gidiyor. Bu da tatmin edici değil ne yazık ki.

Sonuç olarak çok niş (niche) bir pazar olan tablet pazarına farklı bir vizyon getirip Windows Vista‘nın tüm touch özelliklerini kullanacağı için beni çok ümitlendirmiş HP tx1125ea‘yı geri vermek zorunda kaldım. Yerine aldığım modeli tahmin edebilecek misiniz?

Mükemmel dizüstü bilgisayarı ararken

Okumaya başlayanlara önemli uyarı: bu yazı oldukça uzun ve tamamen benim bir bilgisayar almadan önce yaşadığım kargaşayı anlatıyor. Bazen gereksiz araştırmacılığın bir insanın bilgisayar alışverişini nasıl bir işkenceye çevirebileceğini görmenize sebep olabilir, hatta kafanızı bile karıştırabilir, bilginize!

Bugün son dönemlerde kafamı en çok kurcalayan teknolojik soru işaretini paylaşmak istiyorum. Teknoloji, mobilite, yenilikler diyorum madem, her ne kadar çok ihtiyaç duymasam da yeni bir cihaz denemekte fayda var düşüncesiyle bilgisayarımı yenilemeye karar verdiğimden bu yana yaklaşık 6 ay geçti. Evet, koskoca bir 6 ay! Neden bu kadar sürdüğünü falan anlatacağım ancak önce biraz tarih :)

2000 yılının Kasım ayından bu yana sadece dizüstü kullanıyorum. Bunun sebebi açık: performanstan ve özelliklerden ödün vererek taşınabilir bir bilgisayar sahibi olmanın avantajlarını yaşamayı tercih ediyorum. İlk dizüstü bilgisayarım olan Asus L8400‘ü seçerken öncelik o zamanlar benim için tek kriter Quake 3 çalıştırabilmesi olmuştu, yani şimdii kadar büyük sıkıntı yaşamamıştım.

Oyun için dizüstü bilgisayar almanın doğru seçim olmadığını, bilgisayarı aldıktan birkaç ay sonra çıkan oyunlarda performans sorunları yaşayınca anlamışsam da hayatımdan gayet memnundum. 700 MHz Pentium III işlemci, 8 MB S3 Savage MX ekran kartı ve 3 kilonun altında ağırlığıyla benim için ideal bir bilgisayardı. Bunun üzerine bir de uygun fiyatını ekleyince mükemmeli bulduğumu düşünmüştüm.


Read more