İlk Asus Eee PC 701 incelemeleri yayınlandı 20 Temmuz 2007
Pek çok site takip ediyorum ve bunların geneli doğal olarak teknoloji üzerine. Yayınladığı ürün incelemeleriyle ve forumlarıyla benim seçimlerime çok etkisi olan NotebookReview.com, geçen hafta Asus‘un 250$’lık notebook‘u olan Eee PC 701 modelini inceledi.
İnceleme Windows performansı konusunda pek bir fikir vermiyor, çok detaylı teknik özellikler de sunmuyor. Üzerinde Linux tabanlı bir işletim sistemi ile gelen Asus Eee PC 701 bu haliyle geleceğin Linux hacker‘ları için biçilmiş kaftan. Neden geleceğin diyorum açıklayayım:
- Fiyatı tam öğrenci işi: 250$’a hafif, klavyeli, renkli ekranlı gerçek bir PC’den bahsediyorum
- 3 saate ulaşan pil ömrü ile ortalama bir okul gününü çok rahat çıkarabilir
- Flash disk kullandığı için 10 saniyede çalışır hale gelebiliyor, çantadan çıkarıp not almaya başlamak 30 saniye bile sürmez
- Kablosuz ağ adaptörü, web browser, çeşitli IM uygulamaları ve kamerası ile tüm İnternet’ten verimli bir şekilde faydalanabilir
Yaz rehaveti.. ya da tembelliği mi demeli? 11 Temmuz 2007
Siteyi epeydir boşladığımı siteyi takip edenler farketmiştir. Farketmek de ne kelime, arayıp “yazsana” diyen dostlarımın olması bile beni yeterince duygulandırdı.
Ve sonuç: 130 kadar yorumun beni beklediğini gördüğümde biraz toparlanmanın zamanı geldiğine karar verdim. Her zaman olduğu gibi uzun araları derleme yazılarla bağlamaya çalışacağım. Kısa kısa:
(more…)
HP tx1125ea hakkında izlenimler 11 Mayıs 2007
Bu sayfayı takip edenlerin beklentilerini karşılamayan bir ayın ardından sanırım bahar yorgunluğunu yavaş yavaş atarak birkaç şeyden bahsedebilirim.
Daha önce HP‘nin tx1125ea modelinde karar kıldığımı beni takip edenler bilirler (bkz: mükemmel laptop), geçen ay bu modeli satın da aldım. Aldım ancak ne yazık ki çok uzun ömürlü bir ilişkimiz olmadı :)
Herkese elektronik eşya alışverişinde birincil öğüdüm olan “görmeden sakın alma”yı dinlememiş olmanın ve CNet gibi dünya çapında haklı bir üne sahip sitelerin editörlerinin dahi farketmediği ya da dile getirmeye değer bulmadığı bir takım sorunlar yüzünden iade etmek zorunda kaldım.
Her şeyden önce 3 yıllık bir Centrino kullanıcısı olarak ne ısınma ne de sessizlik konusunda beni tatmin edemeyen HP tx1000 serisi tam bir kabustu. Öncelikle şunu söyleyeyim: uygun fiyatlı, sessiz, ince ve serin çalışan bir tablet bekliyorsanız HP tx1125ea sizin için değil. Neden mi?
- Bir tablet olarak uygun ancak bir dizüstü olarak pahalı.
- Cihazın fanı hiç susmuyor. Bu bazıları için normal olabilir ancak benim gibi eski bir Centrino kullanıcısının yabancı olduğu şeyler bunlar.
- Bu kadar fan çalışıyor ancak ısınmaya faydası yok! Cihaz benim şekilden şekile girmeme sebep olacak kadar ısındı.
- Kameranın Vista sürücüleri problemli.
- Ekranı touchscreen ve ne yazık ki P900 gibi bir cep telefonundaki hassasiyetten çok uzak. Yazı yazmak neredeyse imkansız, bir şeyler çizmek için ise çok fazla güç sarfetmeniz gerekiyor. Bu da kullanılan çok katmanlı yapı yüzünden ve ne yazık ki olmamış
- Tahmin ettiğinizden çok daha kalın ve özellikle bol parmak izi bırakan kapak kısmı çok gıcırdıyor. Sanki parmağınızla sıkarken kıracakmışsınız gibi bir his veriyor.
- Klavyenin en üst sıra tuşlarının ufak olduğunu farkettiniz mi? Bir de canlısını görün demek istiyorum.
- Kasanın arkasından dışarı taşan ve ağır olan pil 3 saat, normal boy ve hafif olan pil ise 1,5 saat civarı gidiyor. Bu da tatmin edici değil ne yazık ki.
Sonuç olarak çok niş (niche) bir pazar olan tablet pazarına farklı bir vizyon getirip Windows Vista‘nın tüm touch özelliklerini kullanacağı için beni çok ümitlendirmiş HP tx1125ea‘yı geri vermek zorunda kaldım. Yerine aldığım modeli tahmin edebilecek misiniz?
Mükemmel dizüstü bilgisayarı ararken 15 Mart 2007
Okumaya başlayanlara önemli uyarı: bu yazı oldukça uzun ve tamamen benim bir bilgisayar almadan önce yaşadığım kargaşayı anlatıyor. Bazen gereksiz araştırmacılığın bir insanın bilgisayar alışverişini nasıl bir işkenceye çevirebileceğini görmenize sebep olabilir, hatta kafanızı bile karıştırabilir, bilginize!
Bugün son dönemlerde kafamı en çok kurcalayan teknolojik soru işaretini paylaşmak istiyorum. Teknoloji, mobilite, yenilikler diyorum madem, her ne kadar çok ihtiyaç duymasam da yeni bir cihaz denemekte fayda var düşüncesiyle bilgisayarımı yenilemeye karar verdiğimden bu yana yaklaşık 6 ay geçti. Evet, koskoca bir 6 ay! Neden bu kadar sürdüğünü falan anlatacağım ancak önce biraz tarih :)
2000 yılının Kasım ayından bu yana sadece dizüstü kullanıyorum. Bunun sebebi açık: performanstan ve özelliklerden ödün vererek taşınabilir bir bilgisayar sahibi olmanın avantajlarını yaşamayı tercih ediyorum. İlk dizüstü bilgisayarım olan Asus L8400‘ü seçerken öncelik o zamanlar benim için tek kriter Quake 3 çalıştırabilmesi olmuştu, yani şimdii kadar büyük sıkıntı yaşamamıştım.
Oyun için dizüstü bilgisayar almanın doğru seçim olmadığını, bilgisayarı aldıktan birkaç ay sonra çıkan oyunlarda performans sorunları yaşayınca anlamışsam da hayatımdan gayet memnundum. 700 MHz Pentium III işlemci, 8 MB S3 Savage MX ekran kartı ve 3 kilonun altında ağırlığıyla benim için ideal bir bilgisayardı. Bunun üzerine bir de uygun fiyatını ekleyince mükemmeli bulduğumu düşünmüştüm.



