Fring bu defa iPhone’da! 15 Nisan 2008
Daha önce Fring’den bahsetmiş, hem de herkesten aylar önce bahsetmiş ve artık S60 telefonlardan ucuza iletişimin mümkün olduğunu, ücretsiz bir MSN-ICQ-GTalk-Skype hizmetinin varolduğunu olabildiğince çok insana duyurmaya çalışmıştım.
Bu defa detayları size bırakacağım. Nasıl yükleyeceğinizi de anlatmayacağım. Bunun sebebi işlemi anlatmama ihtiyaç duyanların muhtemelen kuramayacak olmasıdır ki, acı ama gerçek.
Velhasıl, Fring’le iPhone’unuzu kullanarak GPRS ve WiFi üzerinden sınırsız mesajlaşmak için gidin, görün, öğrenin. MSNperver iPhone kullanıcılarına hayırlı olsun.
[Link: iPhone için Fring]
Google Maps Mobile 2.0 - delilik gibi bir şey 29 Kasım 2007

Uzun zamandır bu kadar başarılı ve faydalı bir mobil uygulama görmemiştim: Google Maps Mobile 2.0‘ın yeni özelliği My Location (beta) ile GPS‘iniz olmasa bile dünya üzerindeki yerinizi 1700 metre hassasiyetle bulabiliyorsunuz! Resmen delilik!
İlk şoku atlattıktan sonra nasıl yapıldığını anlatabilirim heralde. Atlattınız mı? Evet, görünen o ki bizim vakti zamanında “ya biri otursa elinde bir GPS’le Türkiye’yi dolaşsa ve bu veriyi alıp dolaşırken kaydettiği baz istasyonu verisiyle birleştirip servis olarak satsa nasıl olur?” diye düşünüp tesis olmadığından gerçekleştiremediğimiz projeyi Google hayata geçirmiş. Biliyorum, VizonTele’deki Deli Emin’e bakar gibi bakıyorsunuz bana ama daha 1 ay kadar önce düzenlenen Mobile Monday’de verilen arada bunları konuştuğum arkadaşlarım hatırlayacaktır.
Şu ana kadar net bir açıklama olmasa da anlaşılacağı üzere telefonunuzun bağlı olduğu GSM baz istasyonlarını kullanarak sizin yaklaşık yerinizi tespit ediyorlar. Bunu yapabilmelerinin sebebi ise basit: GSM şebekesini altıgenlerden oluşan bir arı kovanına benzetin. Her altıgenin ortasına da birer baz istasyon koyun. En basit haliyle bu şekilde anlatabileceğim şebekeye bağlanan herhangi bir telefon en az 3 baz istasyona bağlandığında (ki bu sayı yanılmıyorsam 7′ye kadar çıkıyor) sinyal seviyesine göre mesafelerini bile bilmek mümkün (Lost’un birinci sezonunu hatırladınız mı?)
(more…)
Vista ile bilgisayarınızı nasıl yedeklersiniz? 18 Temmuz 2007
Bir süredir Sony Vaio SZ3 üzerinde Windows Vista Ultimate kullanıyorum ve hayatımdan gayet memnunum. Ancak itiraf edeyim, halen Service Pack 1 seviyesine gelmemiş bir Windows‘un başıma her an bir iş açmasından da korkuyorum. İş açmayı da bıraktım, kurduğum abuk subuk bir programın uyum sorunu yüzünden bilgisayarımı açamama riskimin olduğu ön yargısı ne yazık ki hiç aklımdan çıkmıyor.
Bugüne kadar bu korkum gerçekleşmediyse de bilgisayara herhangi bir nedenle format atmak istediğimde tekrar Sony Vaio uygulamalarını kurmakla uğraşmak istemiyorum. Sony her ne kadar harika taşınbilir bilgisayar donanımları üretiyorsa da henüz benim kullandığım model için Windows Vista sürücülerini tek bir kurulum dosyası halinde sunmadı. Daha da ne zaman sunar bilemediğim için kurulum sapasağlam bittiğinden beri bilgisayarımın bu gıcır gıcır halinin bir yedeğini almak istiyordum.
(more…)
Microsoft Deepfish - Live Labs’ten yeni tarayıcı 29 Mart 2007
Windows Mobile 6′nın özelliklerini daha tam anlamıyla sindiremeden, Windows Live Labs ekibi yeni web tarayıcılarını tanıttı. Şu an için deneyecek donanımım olmadığı için demosunu incelemekle yetindiğim Deepfish, aşağı yukarı yeni nesil S60 web tarayıcısının özelliklerini WiMo dünyasına taşıyor.
İlk bakışta Mobil web dünyasına bir yenilik gibi sunulan özellikler, S60 dünyasının aşina olduğu “masaüstü web deneyimini cebe taşımak”tan öte değil. Yenilik yok diyorsam da Deepfish’i özel kılan sadece bir tarayıcı değil, bu tarayıcının kullanılmasını sağlayan bir servisi de kapıyor olması. Arka tarafta çalışan kod, sayfaların masaüstü tarayıcılarda görüntüsünü yaratıyor ve size bir çeşit minimap çıkarıyor. Siz daha sonra sayfaya yakınlaşıp uzaklaşarak (zoom in - zoom out) sayfanın içeriğine ulaşıyor, formları dolduruyor ve sitelerde geziyorsunuz.
(more…)
smart2go Mobile Navigator satın almalı mı? 23 Mart 2007
Bugün rutin Hepsiburada gezintim sırasında bir ürün gözüme çarptı: smart2go Mobile Navigator. Mart ayında pek çok dergide Nokia tarafından yayınlanan reklamını gördüğüm smart2go, temel özelliklerine ücretsiz olarak sahip olunabilen bir harita yazılımı. Bir sonraki nesil S60 telefonlara entegre gelecek bu yazılım ve dahili veya harici GPS alıcınız sayesinde yerküre üzerindeki yerinizi bulabilir, kaybolmadan gezebilir, dahası bulunduğunuz yere en yakın hastane, restoran, otel, müze ve aklınıza gelebilecek pek çok önemli noktaya doğru tarif alabiliyorsunuz.
Buraya kadar harika gözüken smart2go, şu an için beta, yani tam olgunlaşmamış bir yazılım. Bunu Nokia N93 telefonuma kurup denediğimde yaşadığım problemler de doğruladı. S60 kullanıcılarının alışık olduğu takılıp kalmalar, duraklamalar, telefonun kilitlenmesi, bu uygulamada da sürüyor. Ancak hazır olduğunda harika olacağına eminim: arayüz Nokia’dan alıştığımız şekilde oldukça pratik ve estetik, çalıştığı sürece hızlı ancak hepsinden de önemlisi bedava! Alternatifleri onlarca Euro’ya satılırken sırf bu özelliği için bile tercih edeni çok olacaktır.
Üzerinde sadece detaysız bir Dünya haritası ile gelen smart2go, telefonunuzun GSM, GPRS, EDGE, 3G veya WiFi bağlantısından en uygununu seçiyor ve gerekli haritayı İnternet’ten indiriyor. Daha sonra bu haritalar kaydediliyor ve gerekmedikçe tekrar inmiyor. 3G veya adım başı hotspot olan ülkeler için iyi, Türkiye gibi mobil İnternet erişimi çok pahalı ülkeler için kötü. Hadi WiFi olan bir yerde gezdik tüm İstanbul’u indirdik haritayı diyelim: bu da daha önce bahsettiğim performans problemleri yüzünden adeta bir sabır testi olacaktır. İşte tam bu noktada dostum Baran’ın yönlendirmesiyle smart2go web sayfasındaki MapLoader‘ın farkına vardım.
MapLoader, seçtiğiniz bölgenin haritasını bilgisayarınızın İnternet bağlantısı ile telefonunuza indiren bir yazılım. Topu topu 3 mb bile etmediğinden hemen indi ve kurulum başlattığım gibi bitti. Ekrandaki uyarıları takiben gelen arayüzden hemen Avrupa’yı seçtim. Gelen listede bazı ülkelerin yanında 0.0 MB yazdığını, 0.0 MB yazan ülkelerin haritasının olmadığını ve bu ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu gördüğümde çok şaşırdığımı söyleyemem. Her ne kadar ben kendi İstanbul haritası testimde bir takım yollar görebildiysem de burada olmaması, Nokia‘nın reklamlarına rağmen beni şaşırtmadı.
Bütün bunları Hepsiburada’ya bağlayacağım, merak etmeyin. Hepsiburada’daki smart2go Mobile Navigator‘ın açıklamasını gördüğümde şaşırdığımı itiraf etmem lazım, işte aynen kopyaladığım açıklama:
SMART2GO MOBİLE NAVİGATÖR
ŞEHİR ONDAN SORULUR…
İçerisinde Bulunan İller : Agri, Balikesir, Kayseri, Kirsehir, Samsun, Adana, Ankara, Antalya, Ardahan, Aydin, Bayburt, Bilecik, Bolu, Bursa,Canakkale, Diyarbakir, Duzce, Edirne, Eskisehir, Gaziantep, Giresun, Isparta, Istanbul, Izmir, Kahramanmaras, Kirikkale, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Nevsehir, Osmaniye, Rize, Sakarya, Trabzon, Usak, YalovaPaket İçeriği : Bluetooth GPS cihazı, Araç Şarj Cihazı, Kullanma Kılavuzu, Yazılım CD’’si, Haritaların Bulunduğu Hafıza Kartı, Seyahat Şarj Cihazı, Cihaz Askısı
Açıklamada sayılan şehirler, Türkiye’nin şehirleri. Anlaşılan Haritaların bulunduğu hafıza kartında da bu şehirlerin haritaları var. O zaman:
Soru 1: Gibraltar’lı Joseph MapLoader kullanarak kendi ülkesinin haritalarını indirebilirken neden ben bu haritaları indiremiyorum?
Soru 2: Alternatif GPS alıcısı olan Realtek marka GPS X-Mini 189,73 YTL’ye satılırken, benim ücretsiz sahip olmam gereken haritaların olduğu ve muhtemelen çöpe atacağım bir hafıza kartı ile birkaç ucuz aksesuara daha sahip smart2go Mobile Navigator 436,39 YTL’ye satılıyor. Bu iki ürün arasında aksesuar ve harita dışında ne kadar büyük bir fark var ki biri diğerinin iki katından pahalı?
Bütün bu bilgiler ışığında çıkış sorumuzun cevabını kendiniz verebilirsiniz diye umuyorum. Beni sorarsanız: bu soruların cevabını görmeyi bekleyeceğim.
Tumbleblog nedir? 22 Mart 2007
Her gün yeni bir web servisi ile tanışmak için çok çaba sarfetmeye gerek yok. Bugün Lifehacker’da gördüğüm bir siteye bakmadan edemedim: Tumblr.
Tumblr, bu yazının ilham kaynağı olan site, harika bir blog yazılımı. Ama bildiğiniz bloglardan tutmuyor: tumbleblog tutuyor. Bu konuda biraz bilgi vermek gerekirse: Wikipedia’ya göre ilk kez 12 Nisan 2005′te kullanıla bu terim, eski usûl tutulan blogların yeni nesil adı. Başlıkların olmazsa olmaz olmadığı, Movable Type, Wordpress, Blogger gibi uygulamaların olmadığı, her bir yazının kısa birer makale, yorumların değil kendini ifade etmenin önemli olduğu günlerde (hatırlayan var mı?) tutulan bloglar genelde elle güncellenen sayfalardan, içerikleri de kısa bir paragraf, bir küçük fotoğraf, bir özlü söz veya bir linkten oluşurmuş (sanırım o zaman blog da değil “kişisel sayfa” deniyordu).
RSS feed ve blog post yani yazılar dışında pek standart bloglarla ortak yanı da yok. Pratik oyuncakları seven bendeniz de denedim ve bütün özelliklerini kullandığım bir sayfa yaptım. Yeni ne var diyenlere bunu anlatabileceğimi sanmıyorum: belki inanılmaz pratik ve hafif arayüz, belki de her şeyin çok basit olması sanki yeni bir şey icat edilmiş gibi hissetmeme sebep oldu. Hele bir de sayfanın sonuna /mobile eklenince (örneğin: burak.tumblr.com/mobile) iyice kırpılmış versiyonunun geldiğini görünce yüzümdeki ifadeyi görmeliydiniz.
Belki bir gün ben de bu kadar basit ve zaten çok da sevmediğim yorumların olmadığı bir yapıya geçerim, kim bilir?
[Link: Tumblr]
eski yazılar »



