The Next Web’e giderken 30 Mayıs 2007

Avrupa’da Web’in geleceği konulu en büyük ve en önemli organizasyonlardan biri düzenleniyor: The Next Web. We ben de bu konferansa yarın sabah itibariyle uçuyor olacağım. Pek çok yatırımcı, 20 startup, 100lerce katılımcı bir araya gelecek ve Web dünyasının en önemli isimlerinin “Web’in Geleceği” üzerine yorumlarını dinleyecek. Türkiye’den tek katılım, sanırım Mynet‘ten oluyor çünkü katılımcılar arasında hiç Türkçe isim göremedim. Eğer bu satırları okuyorsanız ve orada olacaksanız email adresimden bana ulaşabilirsiniz.
Tumbleblog nedir? 22 Mart 2007
Her gün yeni bir web servisi ile tanışmak için çok çaba sarfetmeye gerek yok. Bugün Lifehacker’da gördüğüm bir siteye bakmadan edemedim: Tumblr.
Tumblr, bu yazının ilham kaynağı olan site, harika bir blog yazılımı. Ama bildiğiniz bloglardan tutmuyor: tumbleblog tutuyor. Bu konuda biraz bilgi vermek gerekirse: Wikipedia’ya göre ilk kez 12 Nisan 2005′te kullanıla bu terim, eski usûl tutulan blogların yeni nesil adı. Başlıkların olmazsa olmaz olmadığı, Movable Type, Wordpress, Blogger gibi uygulamaların olmadığı, her bir yazının kısa birer makale, yorumların değil kendini ifade etmenin önemli olduğu günlerde (hatırlayan var mı?) tutulan bloglar genelde elle güncellenen sayfalardan, içerikleri de kısa bir paragraf, bir küçük fotoğraf, bir özlü söz veya bir linkten oluşurmuş (sanırım o zaman blog da değil “kişisel sayfa” deniyordu).
RSS feed ve blog post yani yazılar dışında pek standart bloglarla ortak yanı da yok. Pratik oyuncakları seven bendeniz de denedim ve bütün özelliklerini kullandığım bir sayfa yaptım. Yeni ne var diyenlere bunu anlatabileceğimi sanmıyorum: belki inanılmaz pratik ve hafif arayüz, belki de her şeyin çok basit olması sanki yeni bir şey icat edilmiş gibi hissetmeme sebep oldu. Hele bir de sayfanın sonuna /mobile eklenince (örneğin: burak.tumblr.com/mobile) iyice kırpılmış versiyonunun geldiğini görünce yüzümdeki ifadeyi görmeliydiniz.
Belki bir gün ben de bu kadar basit ve zaten çok da sevmediğim yorumların olmadığı bir yapıya geçerim, kim bilir?
[Link: Tumblr]
Snipshot - web üzerinde resim düzenleme aracı 14 Mart 2007

Her gün yeni bir web uygulaması ekosisteme katılıyorken hepsine yetişmem ya da aynı ilgiyi göstermem genelde mümkün olmuyor. İşte Snipshot, ekosistemde daha önce örneğini görmediğim(sonra gördüm, phixr, pixer, pixanet gibi birkaç güzel örnek daha varmış) şans eseri gördüğüm bir web tabanlı foto-editör.
Son dönemin en gözde yatırımcılarından YCombinator tarafından desteklenen Snipshot, en çok kullandığım 3 temel fotoğraf/resim düzenleme işlevini barındırıyor: crop, resize, rotate. Bir de bunlara “akıllı düzeltme” diyebileceğim enhance fonksiyonu ve bunun manuel versiyonu olan adjust fonksiyonu eklenince ortalama bir kullanıcının fotoğraf düzenleme ihtiyaçlarını karşılayan bir ürün çıkıyor karşımıza.
Mobile Monday İstanbul’da 6 Şubat 2007
Sanırım bu yazıyı daha önce yazmam gerekiyordu ancak yapacak bir şey yok: bu ay Mobile Monday İstanbul‘da gündem konusu Web 2.0‘dı. Konuşmacılardan Alemşah‘ı zaten yakinen tanıyor olmam bir yana, Mobile Monday toplantılarının artık Türkiye’de hem de burnumun dibinde yapılmasına kayıtsız kalmam mümkün değildi.Bu ay Ericsson Mobility World toplantı salonunda gerçekleşti. Daha önce da gittiğim EMW çok hoş bir ofis ve özel bir çalışma ortamı sunuyor. Duvarlardaki TV’lere bağlı PS2′lerle, fitness ekipmanları, barı ve hatta piyano ve bilardo masasıyla insanı kıskandıracak türden bir mekan. İç mekan tasarımı da oldukça ferah ve şık. Bu nedenle harika bir seçim olduğunu söylemem gerek.
Akşamın kuşkusuz en keyifli dakikaları Alemşah Öztürk ve Arda Kutsal‘ın sunumları sırasında yaşandı. Alemşah’la Web 2.0′ın felsefesine ve dünyadaki başarılı uygulamalarına genel bir bakış yaptıktan sonra Arda Kutsal bize Web 2.0′ın geleceği, İnternet’e yön verenler ve Türkiye pazarı için fırsatlardan bahsetti. Geceyi Cem Sertoğlu‘nun Mondus tanıtımı ile tamamlarken Mac OS X‘e geçişimin bir süre daha olmayacağı hissine kapıldığımı da itiraf edeyim.
Son olarak Mobile Monday’e dair kısa bir bilgi ve peşinden iki küçük eleştiri getirmek istiyorum: Dünya’nın çeşitli ülkelerinde düzenlenen Mobile Monday, bir mobil profesyoneller topluluğudur. Her ayın ilk Pazartesi günü düzenlenen toplantılarında sektör çalışanlarının birbirlerini yakından tanıyıp sektöre ilişkin bilgi paylaşımı sağladıkları bu organizasyonun gündemi her zaman mobil oldu.
Google Docs & Spreadsheets yayında 12 Ekim 2006
Google Docs bugün itibari ile yayına açıldı. Daha önce Writely‘yi satın alan, Google Spreadsheets‘i duyuran Google’dan bu iki ürünü birleştirip paketleyip önümüze koydu. İnsanların web browser üzerinden iş yapmayı ne zaman benimseyeceğini bilemiyorsam da bu satırları blog’a Google Docs & Spreadsheets editöründen gönderdiğimi söylesem ne kadar hoşuma gittiğini anlarsınız heralde blog desteğindeki problemimi çözdükten sonra daha yoğun kullanacağıma eminim. Gidin ve kendiniz görün: Google Docs & Spreadsheets
Google Calendar Yayında 13 Nisan 2006
Hatırlarsanız daha önce sadece şanslı kişilerin erişebildiği ve CL2 kod adlı Google Calendar‘ı duyurmuştum. İşte Google, bugün yine yapacağını yaptı ve web tabanlı takvim uygulamasını hayata geçirdi. Şimdilik kullanacağımı düşünmüyorsam da denediğim birkaç uygulamadan çok daha kullanışlı, tebrikler.Ne kadar güzel olduğunu ya da artılarını yazmak kolay ancak tamamen kişisel görüş. O yüzden eksiklerini yazmak istiyorum, kısaca:
- Mobil yönü çok zayıf. Amerika’daki operatörlerin dışında SMS uyarıları desteklenmediği gibi cep telefonumdan bağlanabileceğim bir XHTML arayüz de henüz yok, zamanla olacağını tahmin ediyorum.
- Outlook ile senkronize etmeye dair hiçbir şey göremedim. XML ve iCAL formatlarında takvime ulaşmak mümkünse de eklenti yapmak için bir API de yok. SyncML ile erişebilmeyi beklerdim, halen de bekliyorum.
Bu ikisi birleşince sokaktaki adam olarak cep telefonumdan takvimime ulaşamadığım gibi telefonuma girdiğim takvim öğelerini web’e taşıyamıyorum. Neyse ki Gmail kurallarına birkaç küçük eklentiyle takvim uyarılarını benim Unimesajcell kutuma yönlendirmek ve bu sayede takvimdeki gelişmelerden haberdar olmak zor değil.
Şimdilik rahat arayüzü, gayet akıllı çalışan “Quick Add” özelliği (tıpkı Apple Newton gibi: breakfast at tiffany’s yazın da görün ;-) ) ve daha önce de belirttiğim üzere XML/iCAL gibi formatlarda çıkış vermesi ile benden pek çok artı aldı. Yine de yukarıdaki özelliklere kavuşana kadar kullanmayacağım.
Araştırma sonrası ek: Google Blog‘dan öğrendiğime göre iCal tahminimden daha yetenekli ve yaygınmış. Ancak Google takvimi yayınlama (publish) konusunda hiçbir şey yazmadığı için bu özelliğin olmadığını varsayıyorum. Olsaydı pekala Outlook 2003′le eşleştirme imkanım olabilirdi.
« yeni yazılar | eski yazılar »





