Mac’le Yaşamanın İncelikleri

Çok değil, 4,5 yıldır Mac kullanıcısıyım. Bunun 1 yıla yakın kısmı ise hediye gelen bir Lenovo T400s’le geçti. Kullandığım uygulamaların hepsi her iki platformda da aşağı yukarı aynı düzeyde, ne eksik ne fazlaları yok. Ayrıca günün büyük bir kısmını web browser (Windows’ta Chrome, Mac’te Safari) üzerinde geçirdiğimden genelde işletim sistemi farkını hissetmiyorum bile.

Ancak yeni bir bilgisayar alırken gerek tasarımı, gerek donanım/yazılım entegrasyonunun başımı ağrıtmamasından tercihim Mac oluyor (artık). Yalnız o ilk günlerde neler çektiğimi bir ben bilirim, en azından Paint.NET’in yerine bile bir uygulama bulamamak epey yormuştu.

Bu yazı, benim gibi uzun yıllar PC başında dirsek çürüten ancak Mac’te sudan çıkmış balık gibi hissedenlere bir kılavuz olsun isterim. Tek derdim uygulama olmadığından bazı ayar değişikliklerinden de bahsediyor olacağım, onları da aşağıda görebilirsiniz.

Kurulum Süreci ve Temiz Bir Bilgisayar Continue reading

Hangisi döver: Apple mı Samsung mu?

Malumunuz, son dönemde akıllı telefon alanında en çok tartışılan konu Apple vs Samsung. Konu ilgi alanım olunca Ekşi Sözlük’te apple vs samsung başlığını okumaya başladım ve maalesef aklıma yatan bir entry de göremedim. Kimse benim merak ettiğim soruların cevaplarını yazmayınca tabii iş başa düştü. Gelin beraber inceleyelim: Continue reading

O Captain! My Captain!

Bugün itibariyle çağımızın en önemli isimlerinden biri, dünyayı birden çok kez değiştiren baş korsan Steve Jobs, bildiğimiz dünyaya veda etti. Kendisi kısacık ömrümüzde yapacaklarımızla ölümsüz olabileceğimizin ispatı, hepimiz için ilham kaynağı olmaya devam edecek.

Huzur içinde uyu Steve.

iPhone 4 ve iOS 4 – Majestelerinin Son Numarası (şimdilik)


Bu yazıya gündüz vakti başladığım sıralar Steve Jobs’ın 7 Haziran 2010’da yaptığı sunumu baştan sona izlemeyi yeni tamamlamış, notlarımı almış ve upuzun bir yazı yazmaya başlamıştım. Steve Jobs ne dedi, ne demedi, iPhone 4’ün teknik özellikler nelerdir diyenlere Acemi.mobi ve iPhoneTurkiye‘deki yazılara bakmalarını tavsiye ederim.

Peki bu satırları neden yazıyorum? iPhone 4’ün getirdiklerine dair felsefi bir açılımım olmayacak. Ancak benim de söyleyecek bir çift lafım var elbet. Öncelikle yeni iPhone, herkesin beklediği gibi çıktı – daha yüksek çözünürlüklü bir ekran, 1 GHz hızında Apple A4 işlemci, fotoğraf makinesinde flaş, %40’a varan pil ömrü artışı ve daha iyi bir kamera. Buraya kadar heralde büyük bir sürprizle karşılaşan olmadı.

iPhone’a sadece son kullanıcı gözüyle bakarsak HD video dışında iPhone 3GS kullanıcılarını geçişe ikna edebilecek bir özellik göremiyorum. Zaten bizler flaşsız fotoğraf çekmeye, her gün pilimizi şarj etmeye alışmış bir grup insan olarak şayet iOS 4 (iPhone OS’in yeni adı) ile hız konusunda da sorun yaşamazsak kaybedeceklerimiz yabancıların deyişiyle kesinlikle dealbreaker değil.

Continue reading

Yeni Macbook ve Macbook Pro ile tanışın

Yeni Macbook ve Macbook Pro

Apple‘ın the brick konseptinin ve kafaları dizüstülere çevirdiği 14 Ekim’deki duyurusunu hepimiz nihayet gördük. Dün yapılan lansmanda 3 önemli yenilik var:

  • Apple yeni fabrikasının ve kullandığı teknolojileri dünyayla paylaştı
  • 2001’den beri ufak ana hatları aynı olan iBook ve PowerBook tasarımları tarihe karıştı
  • Yıllar sonra ilk defa bir docking station da sayılabilecek 24 inch LED aydınlatmalı ekran tüketiciye sunuldu

Apple‘ın yeni fabrikası blok aluminyumu alıp yekpare bir üst gövdeye dönüştürebiliyor. Sony de Vaio Z serisinde bunu yaptığını zaten birkaç ay önce açıklamıştı. Sony Vaio Z serisinin kasası da tek parça ancak farklı olarak tamamen el yapımı. Sonyciler bu kasayı üretmek için fabrikaları tercih edebilecekken Japon kılıç ustalarına elde yaptırmalarının sebebi olarak makinaların insanlar için fazla keskin kenarlar ürettiğini söylemişti.

Apple bir fabrika kurmuş ve burada dünyanın en gelişmiş seri üretim teknolojilerini kullanmış olabilir. Ancak burada Sony‘den bir gol yediğini söylemem lazım. Fabrikada üretilen aluminyum kasaların ne kadar keskin olduğunu Macbook Air‘den hatırlarsanız golün şiddetini daha iyi anlayabilirsiniz.

Tasarım öğelerinin değişmesi ise Apple dünyasında o çok dalga geçtikleri Windows Vista versiyon kaosunun bir benzeri geldi. Atık Macbook‘lar iki tip: 1299$’dan başlayan New Macbook ve 999$’dan başlayan White Macbook. Aynı karmaşa Macbook Pro’da da var: 1999$’dan başlayan 15 inch yeni kasalı New Macbook Pro ve 17 inch eski kasalı Macbook Pro aynı anda satışta. Ayrıca iş dünyasında ofis ortamlarının tavandan aydınlatmaları nedeniyle genelde can sıkan parlak ekranlara bir alternatif olan mat ekran seçeneği de sizlere ömür. O yüzden satın alırken bunlara dikkat edin.

Yeni tasarımların güzellikleri arasında düşen ağırlık da var. Artık Macbook‘lar 2 Kg sınırında, Macbook Pro‘lar ise 2.5 Kg. Bu sayede ultra taşınabilir sınıfını da tehdit eden güçlü ve hafif birer bilgisayar haline gelen Macbook‘larda halen klavye aydınlatması gibi basit bir özellik yok. Bu da benim Macbook gibi uygun fiyatlı ve yüksek performanslı bir bilgisayar alma hayallerimi suya düşürüyor.

Güncellenen modellerdeki en vurucu değişiklik kuşkusuz nVidia yonga setine geçiş oldu. Macbook, Macbook Pro ve Macbook Air‘lar artık nVidia’nın yonga setini ve ekran kartlarını kullanıyor. nVidia mühendisleri entegre ve hızlı bir çözüm ürettiği için Apple bugün piyasadaki dizüstülerden bir adım ileride. Bu bir yandan da Apple‘ın uzun süredir gerisinde kaldığı oyun dünyasına da göz kırptığının bir göstergesi. Mac kullanıcıları: oyun oynamaya hazır olun :)

Ve son olarak 24 inch‘lik LED Cinema Display‘den bahsetmek lazım. Apple düne kadar DVI ve MiniDVI gibi gayet endüstri standardı olmuş çıkışlarla sunduğu bilgisayarlarını artık Mini DisplayPort adını verdiği bir yuvayla sunuyor ve LED Cinema Display de bunu kullanan ilk monitör oluyor. Apple’ın bu monitöründe 3 tane kablo var: şarj için Mag Safe, masanızdaki iPhone dock, yazıcı, klavye, mouse gibi cihazlar için USB 2.0, görüntü ve ses ikilisi için Mini DisplayPort. Bu üçünü bilgisayarınıza bağladığınızda başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bilgisayarınızı bir iMac gibi kullanabilir hale geliyorsunuz.

Burada biraz araştırma ile DisplayPort’un DVI ve HDMI gibi çok yaygın teknolojilerin yerini aldığını öğrenmek mümkün. Mini DP ise bunun ufak versiyonu. Eğer DVI ya da VGA girişli bir monitörünüz varsa bunu kullanabilmek için 30$’lık adaptöre ihtiyacınız olması ise ister istemez can sıkıyor. Yine de “HDMI yok” demek biraz yanlış, yeni dizüstüler geleceğin HDMI’ı ile geliyor :-)

Yeni tasarımlar iMac’lere ve iPod’lara benziyor. Siyah cam ekran daha çevre dostuysa da bana tasarım olarak hiç hitap etmiyor. Kasaları siyah olsa belki – bu haliyle eski tasarım maalesef daha güzel geliyor. Ayrıca touchpad’ler artık multitouch ve camdan. Bunu merakla bekliyorum, iPhone’un ekranını mı kullanmışlar beraber göreceğiz.

Açık konuşmak gerekirse Macbook Air’ın arada kalan güncellemeleri beni diğerlerinden daha çok ilgilendiriyordu, hafif buruk bir sevinç yaşadım. Macbook Air, artık 128GB SSD seçeneği ve nVidia ekran kartıyla geliyor. Umarım bunu yaparken benim kullanımımla kolay kolay ısınmayan bu cihazı daha fazla ısınır hale getirmemişlerdir. Halen değiştirilebilir pil yok, yeni nesil cam touchpad yok, rakibi Z serisinde olan dahili sürücü yok. İşlemciler 4 MB yerine 6 MB L2 cache ile geliyor, RAM’ler DDR3 ve daha hızlı, yani en önemli gelişme performans alanında olacak.

Sonradan gelen ek: Okuduğum diğer incelemelerde Macbook Pro’ların nVidia 9400M ve nVidia 9600M GT arasında geçiş yapıyor ve tıpkı Z serisi gibi hybrid grafik olanağı sunuyormuş. 9400M ile uzun pil ömrü sunarken 9600M GT ile de yüksek performansa erişen MBP bunu yapan ikinci (SZ 1, Z 2 ise aslında 3üncü) bilgisayar oluyor.

Özetlemek gerekirse: Apple’dan sansasyonel gelişmeler duyamadım, yeni ürünlere de daha gözüm alışmadı. Biz Apple MacTablet, Apple NetBook ya da 800$’lık MacBook beklerken bunlarla karşılaşmak biraz da hayal kırıklığı yarattı.

Bir de uyarı: düne kadar Windows Vista’nın en büyük sorunu olan performans, yeni nesil bilgisayarların piyasaya çıkışıyla ortadan kalkıyor. Bundan 6 ay sonra Microsoft, Windows 7 adıyla Vista’yı yeniden piyasaya sürer ve insanlar bu defa Windows 7’yi beğenirse Apple bugün attığı yaratıcılıktan uzak adımlara üzülebilir, aman dikkat :-)

iPhone 3G’nin ardından

En son bayram tatilinden önce, iPhone 3G piyasaya sürülmemişken yazmışım. Şimdi ortalık daha sakin, herkes o beklediği iPhone‘a kavuştu, mutlu, mesut.

100.000’lerce iPhone geldi memlekete deniyor. Doğrudur. iPhone 3G sayesinde karlı çıkan tek kişi Turkcell oldu. Bu da bence doğru. Neden mi? Bir kere 18 aylık geri dönülemez, cayılamaz, vazgeçilemez, yokedilemez bir kontratla satıyor iPhone‘u.

Tarifeler kötü değil, hatta çok avantajlı bile diyebilirim. Hatta her an iki numaralı paketten bir tane de ben satın alabilirim. Ama bu, paketin tüketicinin dezavantajına olmadığı anlamına gelmiyor maalesef. Ne demek “paketi kullanmayı bırakırsanız geriye kalan tüm ayların toplamını bir defada ödersiniz’? Benim lügatımda “ey vatandaş, 18 ay bana para ödemeyeceksen bu paketi alma. tut ki aldın, yarın öbür gün faturayı ödeme güçlüğüne düşersen umurumda değil, sadece cihazın parasını ödemen yetmiyor, kullanmayacağın servisin parasını da ödemen gerek” anlamına geliyor. İmla için kusura bakmayın, bu çirkin durumu güzel yazamayacağım.

Peki ya halka ne demeli? 2000 kişinin üzerinde insan Suadiye’deki ‘flagship store'(bunun Türkçesi yok mu yahu?) önünde. Ne bekliyor? iPhone 3G‘sine kavuşmayı. Yazık. Bilimsel araştırma için 50 kişinin beynine gri hücre enjekte edeceğiz deseler bu kadar adam gelmez. Toplam 50 kişi o gece iPhone 3G’sine kavuştu, sonra da o iğrenç tshirt’ü sırtına geçirdi, mutlu fotoğrafları Süreyya Ciliv‘le çekti.

O sırada Vodafone resmen kan ağlıyordu. Onlara da yazık: ne de olsa ilk ‘iphone3g bizde’ deme fırsatını onlar yakalamıştı. Şu günlerde tarifeler yüzünden boyunları bükük.

Ne diyorduk: iPhone 3G geldi, rüzgar gibi esti, o hafta TCELL diyenler 1 haftada %18,5 kazandı. Sonraki hafta memleket tepetaklak gitmiş, umurunda mı kimsenin?