iPhone 3G, iPhone 2.0 Yazılım Güncellemesi ve Yeni Apple Oyuncakları!

İlk iPhone’un video incelemesi ve tüm özellikleri için gitmeniz gereken yer: iPhone Hakkında Her Şey

Jobsoğlu Steven Efendi ve Mahdumları, nam-ı diğer Apple, bugün ekosistemlerinin her yıl düzenlenen en büyük konferansını düzenledi ve beklenen açıklamaları yaptı. Lafı fazla uzatmadan açıklamaları açıklanma sırasıyla yorumlayayım da şu iPhone’un yenisi ne zaman çıkcak abi? yükü sırtımdan kalksın(ya da insin ne diyeceğime karar veremedim)

iPhone 2.0 ve SDK

Bundan daha önce de çok bahsettik ve en bilinen açıklamayı en başta yaptı Steve Jobs. Yeni yazılım ActiveSync desteğiyle Exchange üzerindeki tüm bilgilerinize ulaşabilirken güvenlik için de Cisco’nun VPN çözümünü tercih etmiş. Bunları yaparken Fortune 500 şirketlerinin %35’ini (175 şirket ediyor) test için ikna etmişler, memnun kalacakları çözümü yaratmaya çalışmışlar. Sonuç olarak artık rehberinize ulaşabilecek, gelen epostaları anında alabilecek ve bunları gerekirse Cisco’nun VPN çözümüyle koruyacaksınız. Belli ki Apple kurumsal dünyada Blackberry ile kavgaya iyice biledi kendini.

Diğer tarafta ise SDK konusu var ki, bu sayede yazılım geliştiriciler Apple‘ın da erişimi olan API’lere erişebilecek. Meali: iPhone‘a legal uygulama geliştirmek artık mümkün. En güzel yanı da SQLite, OpenGL ES gibi tanıdık bildik teknolojileri desteklemesi.

Tüm bu yenilikler Temmuz ayı başında iTunes üzerinden erişilebilir hale geldiğinde beraber göreceğiz ne kadar başarılı. Ancak genel olarak çevremdeki yazılımcıların çok beğenmediği Xcode‘a bağımlılık canınızı sıkabilir, o da tercih meselesi.

Büyük iş ortakları ve Application Store

iPhone‘a uygulama desteği getirdikten sonra bu uygulamaları dağıtacak bir de kanal yaratmak, o kanalı da pek çok büyük iş ortağıyla doldurmak farz olmuşken Steve Jobs bunu atlamayacaktı – atlamadı da. Application Store yeni yazılıma ve iTunes‘a entegre bir uygulama. Kendisini kullanarak iPhone‘a Ebay, TypePad, Associated Press gibi büyük kurumların ciddi uygulamalarını indirebileceğiniz gibi Sega, Disney gibi büyük stüdyoların keyifli ve yüksek kaliteli grafikli oyunlarını da indirebileceksiniz. Buradaki kısıtlama: 10 MB’a kadar olan uygulamaları dünyanın 70 ülkesinde EDGE veya 3G ile indirilebilecek iken daha büyük uygulamaları indirmek için en az WiFi ya da iTunes bağlantısı gerekiyor.

Uygulamalar arasında hali hazırda Installer‘da yer alan bazı uygulamaları da görmek güzel. Belli ki Installer ölmeyecek. Uygulama dağıtımındaki en önemli yenilik ise kendi iPhone‘unuzdaki bir uygulamayı bir başkasına göndermek. S60 dünyasında özellikle Psiloc‘un uygulamalarında olan bu özelliğin iPhone‘un uygulama yapısının bir parçası olması bence çok ince ama güzel düşünülmüş bir detay.

Kurumsal uygulama desteği de Application Store ile geliyor. Apple size Application Store‘un bir benzerini şirket ağına kurma ve buradan kurumsal uygulamalarınızı iTunes üzerinden yükleme olanağı da sunmuş. Bir de ücretsiz push teknolojisi getirmiş uygulamalarınıza ki, bu en karmaşık yeniliklerden biri. Bunu en güzel şöyle anlatabilirim: uygulamalarınız arka planda açık kalmayacak ancak örneğin sohbet programınız bağlantsını kaybetmediği gibi yeni mesaj aldığınızda bu mesaj direk telefonunuza itilecek.

Uygulamalarda güncellemeler ve Office/iWork desteği

Hesap makinesine bilimsel özellikler katılması ile başlayan uygulama güncellemeleri toplu dosya/eposta silme özelliği, fotoğrafları albüme kaydetme gibi özelliklerle devam etti. En önemli yenilik ise artık PowerPoint/Keynote sunumlarını görebiliyor olması. Bu da iş dünyasına giriş için ciddi bir stratejik hareket.

Baştan beri olması gereken Kanji desteği de göz doldurdu. Apple görünen o ki Uzakdoğu’da da ciddi hedefler belirlemiş kendine.

Mobile Me

Burada tam bir kral öldü yaşasın yeni kral durumu var. Düne kadar değişeceği sağda solda yazılan ve sonu başlamış .Mac servisi yerini çok daha gelişmiş bir arayüze sahip olan Mobile Me‘ye bırakıyor. Eposta, takvim, rehber ve fotoğraflarınızı barındıracak bu servis yıllık 99$’a 20GB depo alanı veriyor.

Mobile Me sayesinde bir web arayüzünden bütün bilgilerinizi güncelleyebilmek, bunları telefonla senkronize etmek mümkün. En önemli fayda heralde telefonunuzu kaybettiğinizde bütün içeriğine webden ulaşabilecek olmanız. Bunun bir güvenlik açığı da olabileceğini, Paris Hilton‘ın zamanında Sidekick’inin benzer servis şifresini kaybettiğini hatırlatarak belirtmeden edemeyeceğim. Yine de çok paranoyak olmaya gerek yok.

ve 3G iPhone!

Güzel ve herkesin beklediği haberi sona saklayan Steve Jobs, önce 1 yılda 6 milyon adet iPhone sattıklarından bahsederek böbürlendi. Bunun anlamını şöyle açıklayayım: son 1 yılda sıfırdan 3.sıraya oturmayı başardılar. İlk sıradaki Nokia satış adetlerini arttırırken küçük bir pazar payı kaybına uğrarken Blackberry satışları neredeyse iPhone‘un pazar payı kadar artış göstermiş geçen senenin ilk çeyreğine göre.

Yeni bir tasarımla 11 Temmuz 2008’de piyasaya sürülecek iPhone 3G 8GB’ın fiyatı 199$ olacak. Bundan 1 yıl kadar önce 599$‘a satıldığı ve 3G bile olmadığı düşünülürse gerçekten ciddi bir yol katedilmiş. iPhone 3G 16GB  ise 299$‘a satılacak ve bu fiyatlar dünyanın her yerinde aynı şekilde uygulanacak diye de not düşüyor Steve Jobs. Sonradan gelen ek: bu fiyatlar ne yazık ki sübvanse edilmiş ve AT&T ile kontrat imzalamadan iPhone 3G almak mümkün olmayacakmış. iPhone Türkiye blogundan Mustafa Tan’a teşekkürler. Ayrıca iki renk olarak satışa sunulacak iPhone 3G‘nin beyaz renk seçeneği sadece 16 GB modelde olacak, akıl eden pazarlama dehasına saygılar.

3G performansını gösterirken Nokia N95 ve Treo 750 ile karşılaştırma yapması da hedefinin bu cihazlar olduğuna bir işaret sanırım. Her ikisinden de %33 civarı daha yüksek sayfa görüntüleme hızıyla iPhone‘un çok hızlı olduğu iddiası var ki kişisel deneyim olarak çok da haksız diyemem.

3G hız ve performans getirirken pil ömrünü de neredeyse yarı yarıya düşürmüş. Artık 8 saat değil 5 saat konuşma süreniz olacaksa da 2G bir şebekede bu süre 10 saate çıkarılmış. Ben şahsen Türkiye şartlarında 2G şebeke üzerinde 4-5 saat konuşmadan sonra can sıkan pilinin daha çok yol katetmesi gerektiğini düşünüyorsam da henüz daha da iyi bir pil performansı yokmuş, en azından Steve Jobs öyle iddia ediyor – yanılıyorsa düzeltin.

Yeni iPhone‘un son ekstra özelliği ise siyah tasarımı değil, tabii ki GPS. Artık dahili GPS ve 3G data olduğu için elinizin altındaki Google Maps‘ten tam randıman almak mümkün. Ancak sayın Jobs ne yazık ki sesli yol tarifi gibi, 3 boyutlu haritalar gibi diğer platformlarda olan özelliklere değinmedi. Heralde iPhone 3G‘de bu özelliklerin bulunmaması bunda ciddi bir etken.

Özetle: 3G iPhone, yeni bir yazılım, bu yazılımda çalışacak uygulamalar, bu uygulamaları çekecek bir online mağaza, bu mağazaya 3-4 kat hızlı bağlanan 3G data ve yepyeni bir tasarımla geliyor. Kurumsal dünya ve havadan senkronizasyon açısından eksiklerini de kapatan iPhone’da halen MMS’in esamesi okunmuyor, halen görüntülü görüşme yok, HSDPA ise yokmuş gibi davranılıyor. 70 ülkede satışa sunulan iPhone’un 3G sürümü piyasadan kalkmadan Türkiye’ye 3G gelecek mi sorusunun cevabı ise halen belirsiz.

Sonradan gelen ek: Vodafone bugün daha önce Webrazzi’den duyduğumuz şekliyle iPhone 3G’yi Türkiye’de satışa sunacak ve ön talep toplamaya bile başladı. Ancak ilk anda heyecandan olsa gerek, iPhone 3G teknik özellikleri sayfasına girenler bir Blackberry modelinin teknik özellikleriyle yüz yüze geldi. Ben elimi çabuk tutup bir kopyasını sizin için burada sakladım. Çok yazıp çizdim ama en sonunda Vodafone’un iPhone ön talep sayfasının linki de aşağıda.

[Link: Engadget’ın WWDC 2008 canlı yayını]
[Link: Mobile Me]
[Link: Gartner’ın smartphone pazarına ilişkin basın bülteni]
[Link: Vodafone Türkiye iPhone 3G Ön Talep sayfası]

Girişimcilik bu kadar mı zor?

Geçtiğimiz haftalarda Webrazzi’de bir tartışma vardı: çok sevdiğim Deniz Oktar, Botego ile ilgili bir habere yaptığı yorumda kısaca projenin fikir aşamasında yer aldığından bahsetmiş ve detaylı bir şekilde yaptıklarını anlatan bir yazıyı Webrazzi okuyucuları ile paylaşmıştı. Aldığı tepkiler hakarete varınca Webrazzi yönetimi bu yazıya yorumları kapatmak zorunda kalınca karşılıklı ithamlar havada kaldı, tartışma da bir sonuca ulaşamadı.

Projenin bu aşamaya gelmesinden çok önce, 2006 sonbaharında Deniz’in bu projeyi aynen sitesinde anlattığı şekliyle benimle paylaşmış olması ancak şartların uymaması nedeniyle benim dahil olamamam bir yana, sadece benzer girişimler yapması muhtemel insanlara örnek teşkil etmesi için bile benim de ilgimi çeken bir konu bu. Tabii Deniz’le olan dostluğum, kendisinin ciddi ve somut kanıtlarla desteklenen iddiaları ve ortada bir haksızlık varsa bunun ortaya çıkmasını en çok isteyenlerden biri olmam da bu yazıyı yazmamın sebepleri arasında.

Bugüne kadar neden yazmadığıma gelirsek: evet, Deniz’in Ekim Nazım Kaya ile çalışmaya başladığı dönemi de, bahsettiği süreci de Deniz’in tarafından dinlemiş bir dostu olarak bahsettiği konuları zaten uzun zamandır biliyordum. Ancak ortada bir firmanın ticari itibarı olması ve benimle birebir ilintili bir konu olmaması nedeniyle bugüne kadar suskunluğumu korudum. Bugün gelinen noktada ise artık ok yaydan çıkmış durumda ve kanımca Botego bu kara lekeyi etik sınırları çerçevesinde temizlemek zorundadır.

Bu yüzden konunun yargıya taşınmış olup olmadığından da emin olamadığım için kısaca sormak istiyorum:

  • Konu yargıya taşındı mı? Taşınmadıysa Botego bir açıklama yapmayacak mı? Taşındıysa iddiaları red mi ettiniz? En azından yasaların elverdiği çerçevede gelişmeleri paylaşmanızda yarar var.
  • Taşınmadıysa merak ediyorum: Deniz Oktar’ın iddiaları doğru mudur? Doğru değilse daha ne bekliyorsunuz? Kaybedilen her dakika Botego’nun itibarını zedelemektedir.
  • Dava ve hukuki süreç bir kenara: Webrazzi’de yazılan yorumların Botego ailesi ile ilişkisi nedir? Özellikle Devrim Demirel adı ile yazılmış yorum gerçekten Botego’nun yatırımcısı tarafından mı yazıldı? Diğer Botego yanlısı yorumlar hakkında neler söyleyeceksiniz? 
  • Ve hukukçulara bir soru: diyelim ki Deniz Oktar’ın iddiaları doğru. Deniz durumundaki biri şu an hakkını nasıl arayabilir? Aradan 1 yıl geçmesinin buna etkisi ne olacaktır?
  • Hukukçulara bir soru daha: Deniz’in bahsettiği duruma düşmemek için bir proje fikriyle bir yatırımcıya gidilirken fikri mülkiyet konusunda ne gibi önlemler almak gerekiyor?

Konuyla ilgili linkler aşağıda, özellikle Botego tarafının yanıtlarını ve fikri mülkiyet konusundaki yorumlarınızı bekliyorum.

[Link: Webrazzi’deki Botego yazısı ve tartışma]
[Link: Deniz Oktar’ın blogları: 1, 2, 3]
[Link: Botego blog]

Nokia N95 8GB, N81 – hangisini ne kadara alacağız?

Nokia N81 - Nokia N95 8GB

 Kısa bir süre önce duyurulan Nokia N95 8 GB ve Nokia N81/N81 8GB, çeşitli merkezlerde satışa sunuldu. En çok merak edilen şeyi yazayım da rahatlayın: telefonların Avrupa fiyatları yaklaşık olarak şöyle(operatör paketsiz, SIM kilitsiz):

  • Nokia N95 8GB: 650-700€ arası
  • Nokia N81 8GB: 500-580€ arası
  • Nokia N81:  450-500€ arası

Henüz çok yaygın olmadıkları için göreceğiniz üzere fiyatlar da oturmadı. Türkiye fiyatları ise malum, %20 kadar daha pahalı olacak. Bunda ağır vergi yükünün etkisi ne yazık ki çok fazla.

Hangi telefonu seçmeliyim diyenlere de cevap vereyim:

  • Bütçesi kısıtlı oyunculara Nokia N81
  • Yanında hem oyun hem de bir sürü MP3, video, podcast taşıyacak oyunculara Nokia N81 8GB
  • Fotoğraf ve video fanatiği multimedya canavarlarına ise iPhone’un şu an dünyada da en güçlü rakibi olarak görülen Nokia N95 8GB

diyerek işin içinden çıkacağım. Bu arada Nokiacıları kızdırmayalım: Nokia N95 8GB, iPhone’un çok ilerisinde yazılım desteği ile gelen, tüm teknoloji delilerinin başını döndürecek bir cihaz. Umarım bahsedilen performans iyileştirmeleriyle gerçek potansiyelini gölgelemez.

Şimdiden pek çok sitenin incelediği Nokia N95 8GB‘la ilgili ilk izlenimlere gelirsek: çok daha hızlı ve %25-30 civarı daha uzun pil ömrü olduğu söylenior. Özellikle yeni hafıza yönetimi ile çok güçlü ve çok stabil bir hal gelen N95 8GB, Nokia’nın bir sonraki amiral gemisi olacak.

Nokia N81 ailesi ise hem bütçeyi daha az yoran hem de Nokia’nın iPod-vari yeni tekerleğiyle ve ekranın üst tarafına yerleştirilmiş oyun tuşlarıyla geliyor. Pek çok N95 8GB kullanıcısı bu iki özelliği kıskanacak. Her iki cihazın içinde yüklü gelecek 3 boyutlu bir menü ise ortak noktaları ve OVI’ye geçiş niteliğinde. Bu menü en çok kullanılan çoklu ortam özelliklerini ve N-Gage arayüzünü barındırıyor. S60’ı sürekli görsel olarak ileri götüren Nokia’dan bu epeydir bekleniyordu zaten.

Son olarak iki de iyi haberim var: bu modeller Türkiye’ye ilk geldiğinde buradan incelememi okuyabileceksiniz, eğer bu cihazları satın almayı düşünüyorsanız siteyi takibe devam edin. Diğer iyi haber ise Nokia’nın Türkiye’de N-Gage platformunu duyuracak olması. Bunun anlamı şu: dünyanın dört bir yanındaki diğer N-Gager’larla aynı anda oyunları indirip telefonunuza yükleyebileceksiniz. Bu da Nokia’nın Türk oyuncu camiasını ne kadar önemsediğine dair bir işaret olsa gerek.

Şimdilik bu kadar, gelişmeler için favori fiyat arama motorunuzu takip etmeye devam edin derim.

iPhone hakkında

iPhone hakkında uzunca süre önce birkaç şey yazmıştım, takip edenler bilir. Bu kadar eksiğine rağmen bir gün iPhone almak isteyeceğimi hiç düşünmezken sevgili Burç’un New York’tan elinde bir iPhone‘la gelmesi, her şeyi değiştirdi.

iPhone‘un eksilerini saymakla bitiremezsiniz, bitiremedim de. Her yerde yazılanları hızlıca hatırlatmak gerekirse: pili sabit, AT&T’ye kilitli, MMS yok, 3G yok, sanal klavye rahat değil, 3rd party uygulamalar sadece web tabanlı, iTunes’a bağımlısınız… daha da çıkar eminim.

Bütün bunları göre göre neden iPhone aldı 1 milyon insan? Bunu vakti zamanında S60 kullanım alışkanlıklarını inceleyen Nokia‘nın araştırma sonuçlarında görüyoruz. Buyrun:

  • İncelemeye katılanların %79’u müzik dinlemiş, toplamın %34’ü birden çok kez, %14’üyse en az gün aşırı müzik dinlemiş. iPhone‘da alâsı var.
  • Radyo, ki bu özellikle Türkiye’de çok rağbet gören bir özellik, sadece %44’ü tarafından kullanılmış ve toplamın sadece %9’u haftada birkaç defa radyo dinlemiş. Burada iPhone bir eksi alıyor.
  • Fotoğraf ve video ise çok kullanılan özellikler arasında. Ortalama bir katılımcı ayda 18 fotoğraf ve 4 video kaydediyor. Aşağı yukarı herkes fotoğraf çekerken %71’i en az 1 defa video kaydetmiş. iPhone’un Video kaydetmemesi çok kötü, bunu kabul etmek ve yeni sürüm yazılımlarda video kayıt olanaklarının gelmesini beklemekteyiz.
  • Ve gelelim dataya. %98 oranında kullanımla en ilgi gören servis olan data, en çok trafiği webde dolaşarak yaratmış. Burada da WiFi’a yoğun bir eğilim gözüküyor, her yerde olmamasına rağmen toplam trafiğin %41’i kablosuz ağlarda yaratılmış. Bu alanda da iPhone‘un pek bir eksiği yok fazlası var: Safari. 3G zaten iyice yılan hikayesine dönerken uzun süredir kullandığım N93’ümü muhafaza ettikçe 3G endişem de olmayacak.
  • Uygulamalarda ise çalıştırılan uygulamaların sadece %10-12 civarında bir kısmı cihaza sonradan yüklenmiş uygulamalar ve ağırlık IM (MSN, ICQ, vs) uygulamalarıyla İnternet uygulamalarında. iPhone‘un da bildiğiniz üzere browser üzerinden çalışan pek çok uygulaması var, doğal olarak IM de bulunuyor listede. Bir sorunu daha çözdü gibi.

Sonuç olarak iPhone birkaç eksi ve pek çok artı puanla, ortalama smartphone kullanıcısının video hariç tüm ihtiyaçlarını karşılayabildiğini gösteriyor. Bu da iPhone’un aslında o kadar da eksik bir cihaz olmadığını, Jobs’un güzel iş çıkardığının ispatı (sanki 2,5 ayda 1 milyon satış değilmiş gibi)

Bir süredir “teknoloji için yaşamak” yerine “yaşamak için teknoloji” felsefesini benimsemeye çalıştığım(İngilizce live to geek vs. geek to live) ve Nokia dışındaki alternatiflere de bakmam gerektiğini düşündüğüm için bir iPhone sipariş ettim. Bakalım uzun vadeli kullanımda 1.nesil iPod nano’mun ve Nokia N93’ümün yerini alabilecek mi?