Blog Ödülleri 2009

Blog Ödülleri 2009

Geçen yılın en keyifli organizasyonlarından biri de benim için Blog Ödülleri 2008 idi. Bu yıl geleneksel Blog Ödülleri organizasyonu yeniden düzenleniyor ve biz blog dünyasının en prestijli ödüllerini dağıtıyor. Eğer halen kaydolup yerinizi almadıysanız lütfen Blog Ödülleri 2009’a kaydolun, sevdiğiniz blogları destekleyin, başarılarına ortak olun.

Önemli tarihler:

  • 5 Nisan 2009’da kayıtlar bitiyor
  • 11 Nisan 2009’da inceleme süreci geçiyor ve oylama başlıyor
  • 27 Nisan 2009’da oylama değerlendirmesi başlıyor
  • 02 Mayıs 2009’da sonuçlar açıklanıyor ve ödül töreni düzenleniyor

[Link: Blog Ödülleri 2009]

Haber olmanın sorumluluğu

5800 gözüyle

Digital Age'den İbrahim Özdemir'in deklanşöründen ben :-)

Son 1 ay içinde her şeyin çok hızlı gelişmesini takiben dün hem Hürriyet‘te hem de Akşam‘da aynı anda haber olmak bir anda insanı sorumlu hissettiriyor. Akşam’daki fotoğraf için Tuğçe Esener‘e Hürriyet’teki fotoğraf için Levent Kulu’ya, beni önerdikleri için sevgili Erdal ve Özgür‘e, ilgi gösterdikleri için sevgili editörler Ayten Serin ve Selin Özavcı’ya ve adını bilmediğim diğer emeği geçenlere teşekkürlerimle birkaç satır yazma gereği duydum. Bu yüzden bu siteye dün gazete yoluyla gelenlere birkaç kısa not, eskiler de okuyabilir :-)
Continue reading

Nasıl bir ortamda blogluyorum?

Blogların en keyifli yanlarından biri de Türk blogger jargonuna “mim” olarak geçen meme‘ler. Ben genelde bu mimleri kaçıran biri olarak artık bloguma daha özenli davranma kararı aldığımdan geç de olsa sevgili Numan Arda Çebi’nin blogundan bana paslanan bu mimi yanıtlıyorum!

Burak.com blog ortamı

Fotoğrafı büyüterek baktığınızda şunları göreceksiniz:

  • Nokia N96 kutusu
  • T-mobile G1 kutusu
  • Nokia 5800 XpressMusic kutusu
  • Tabii ki Nokia N96 ve T-mobile G1
  • Muhtelif 5800 aksesuarları (pena, kılıf, stand)
  • Macbook Air – yani bilgisayrım
  • Ona bağlı Viewsonic VX924 19 inch LCD monitör
  • Kensington 4lü USB port çoklayıcı
  • Macbook Air Superdrive – çok ender kullanılan bir cihaz
  • Bir anlık gaflet ile alınmış 500 GB Philips harici sabit disk
  • Meriç‘ten vaktinde hacılanmış Logitech Bluetooth Mouse
  • Yılların eskitemediği ve rahat 10 senesi olan mouse pad’im
  • Teknosa personeli tarafından ışıklı diye sattığı ışıksız Philips DECT telefon
  • Coca-cola bardağım – bunların yeşillerini daha çok seviyorum
  • Duvara astığım Nokia WOM World posteri – daha önce bir WOM World organizasyonunu takip ettiğimiz için gönderilmişti. Posterin Türkiye kutusunda irfun4ever, ben, Reckless ve Halloweengage’in adları yazıyor!
  • Ve tabii ki banker lambam :-)

Bu ortamı kuralı çok olmuyorsa da hemen alıştım. Daha önce dizüstü bilgisayarı bu şekilde kullandığı için eleştirdiğim Ergün‘e de buradan selam ediyorum ve bu mime çok merak edildiğini tahmin ettiğim şu arkadaşlarımı çağırıyorum: Alemşah Öztürk, Serdar Kuzuloğlu, Uğur Özmen, İrfan Öztürk ve tabii ki Burak Büyükdemir!

Blogger olmanın dayanılmaz hafifliği

Blogger

Uzun süredir şu veya bu şekilde bu bloga yazıyorum, teknolojik gelişmelerden haber veriyorum, ürünleri kendi gözümden inceleme yazıları ile değerlendiriyorum, karşılaştırıyorum. Kısaca bu site için belli bir sürenin üzerinde emek sarfediyorum.

Bu süre zarfında blogger olmanın avantajlarını en çok yaşayanlardan biri olarak şu kısa geçmişimde teknoloji blogu tutmuş olmanın getirdiği faydaları paylaşmak istiyorum.

Continue reading

VideoTurk – Hürriyet akıl veriyor, Doğan uyguluyor

Sevgili Özgür‘le Pazar günü konuşurken bana ilginç bir haberden bahsetti. Hürriyet’in Teknoloji sayfalarında yayınlanan haber şunu söylüyordu: Çin’de de Youtube yasaklandı ama yerel video siteleri bu açığı kapattı, biz hala Youtube açılsın diye uğraşıyoruz. Sansüre karşıyız AMA çözümü kendi içimizde aramalıyız.

Bu haber tek başına incelendiğinde çok haklı: Türk insanı Youtube‘a mahkum mu? Yapamıyor muyuz kendi TürkTube’ümüzü? Çekemiyor muyuz kendi videomuzu? Dalgalandıralım sanal ortamlarda şanlı bayrağımızı, bağıralım dünyaya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!” diye!

Oysa kazın ayağı öyle değil. Türkiye’de çok uzun süredir ücretsiz video izlenebilen portaller mevcut: İzlesene, Mynet Video, Vidivodo, hatta ve hatta Kanal D’nin ünlü şovmeni Beyazıt Öztürk’ün başlattığı Piknik Tube. Bunun da ötesinde halen kapatılmamış pek çok yabancı video portali de mevcut: Google Video, Vimeo, Metacafe, vs.

Saymadıklarım darılmasın ama, ortada bir çırpıda sayacak bu kadar çok portal varken bu haberi neye bağlayalım derken işin aslı astarı ortaya çıktı: VideoTurk.com.

Video Türk, adıyla sanıyla yerli malı yurdum malı, dört dörtlük bir portal olabilir (öyle demiyorum, bence diğerlerinden bir farkı yok, hatta emekleme dönemine yeni girdi). Ancak maalesef zihniyet çok çirkin, Video Türk’ü açtığı gün “sansürü bırak, Çin’liye bak, kendine örnek al” gibi dünyanın en yüzeysel yönlendirme propagandasını yapmak benim etik anlayışımla bağdaşmıyor.

Bu arada: konuyla ilgili habere yaptığım yorumu da yayınlamadılar doğal olarak, muhtemelen etik anlayışları bunu da kaldıracak türden. Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetesine de bu yakışırdı :-)

Kapattık siteleri!

Siteye www.burak.com adresinden gelenler şaşırmasın, bu sadece bir gelecek simülasyonu. Eğer bu şekilde giderse yarın sabah uyandığınızda en sevdiğiniz gazeteyi okuyamayabilir, aile fotoğraf albümünüzü açamayabilir, hatta ve hatta emaillerinize ulaşamayabilirsiniz.

O gün gelmeden verilebilecek en güzel tepki sitemizi kapatmak olacaktı, bizler de öyle yaptık. Siz de sitenizi başkaları kapatmadan kendiniz kapatın, siz de bu tepkiye ortak olun. Belki birileri sesimizi duyar, bizleri dinler.

[Link: Neden siteyi kapattık?]
[Link: İnternet’e sansür değil sürat gerek!]