Popüler Teknoloji’de dalya: 10.000 RSS abonesi!

Bu defa bir Nokia telefon ya da Google’ın detayları belli olan büyük bir projesini kritik etmiyorum. Bu defa sadece 10.000 RSS abonesi sınırını geçtiğimi müjdelemek istiyorum. En çok okuyucum ise Google Feedfetcher’dan geliyor, tahminim iGoogle ağırlıklı olduğu. Bunun da anlamı şu: yazdığım bir yazı anında binlerce insanın kişiselleştirilmiş anasayfasında çıkıyor. Bu da son günlerdeki aşırı yoğunluğumun arasında yazı yazmak için ciddi bir motivasyon tabii ki.

Sizi bir grafik ve rakamlarla başbaşa bırakırken halen abone olmadıysanız sağdaki kutudan email ya da büyük turuncu RSS ikonundan abone olabileceğinizi hatırlatayım. Teşekkürler!

Abone istatistikleri

Karaokeli, BarCamp’li, Nokia Super Sound’lu haftasonu

Noa Manzarası - Nokia Super Sound 2007′denKaraoke yapar mısınız? Sanırım son dönemde en keyif aldığım aktivitelerden biri haline gelen bu acayip Japon hastalığının bu kadar bulaşıcı olmasının tek anlamı var: delilik! Her ne kadar mekanda kendi yaş grubumdan insan sayısı parmakla sayılacak kadar az da olsa, Mido Karaoke‘de haftasonu göreceğiniz kalabalık şaşırtıcı boyutlara ulaşabiliyor. Karaokenin iki kötü yanı var: sabaha kadar sürdüğü için ertesi gününüz çok erken başlayamıyor ve benim gibi Unchain My Heart’ı söylerken kendinizi kaybedip sesinizi Joe Cocker’ınkine benzetmeye çalışırsanız ertesi gün küçük çocukları kaçıracak derecede korkunç bir sesiniz olabiliyor.

Anlayacağınız bu Cuma gecesi epey yorucu bir karaoke gecesi geçirmiş ben, Cumartesi sabahı tabii ki çok erken kalkamadım. Kalktığımda da halimi siz düşünün :) Yine de saat 1 sularında Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsüne ulaşmayı başardım (Alemşah ve Özay sağolsun)

Türkiye’nin ilk BarCamp’i

İşte bu noktada size bir diğer sevdiğim aktivite türünden, bolca teknoloji konuşabileceğim geek aktivitelerinden bahsetmem gerek. Bugüne kadar hep old-skool partilere katılmışken Türkiye’deki geek camiasının büyüklüğünü ve bu tip bir organizasyona olan ihtiyacı farkına varan pek çok kişi ve kurum, Emre Sokullu önderliğinde harika bir organizasyona imza attı: BarCamp İstanbul

Continue reading

Tatil dönüşü mide bulantısı

Uzun süredir beklediğim tatil nedeniyle bir süredir ara verdiğim çevrimiçi hayatıma kaldığım yerden devam edeceğimi, 1000i geçen RSS okuyucum olduğuna sevinerek daha çok yazacağımı düşünürken yanıldığımı gördüm: hakkında yurtdışına çıkış yasağı olan ve Yargıtay’da halen görüşülmekte olan bir de davası bulunan Adnan Oktar‘ın avukatları müvekkillerinin haklarını korumuş, WordPress.com’a gönderdiği uyarılara cevap alamayınca siteyi ilgili mahkemelere başvurarak kapattırmış.

Bu konuda yazmak için biraz araştırma yaptım, biraz da sinirimin yatışmasını bekledim. Bir vatandaş olarak sinirlenmek hakkımdır umarım, çünkü bu sebeple sitemin kapatılması halinde ne yaparım inanın bilmiyorum.

Ne yazık ki 5651 numaralı İnternet kanunu gereği daha önce Ekşi Sözlük ve muhalif fikirler yayınlayan pek çok siteyi kapattıran Adnan Oktar‘ın avukatları ilgili kanunda değişiklik yapılmadıkça daha çok can yakabilir.

Özetle: Youtube’la daha yeni tüm dünyaya rezil olan biz Türkler, bu defa Adnan Oktar gibi korunmaya değer bir ismin sahibi sayesinde WordPress gibi dünyanın en büyük serbest kürsüsünün hedefi haline geldik, hayırlı olsun.

Not: Bir yayına açılıp bir kapatılan WordPress.com üzerinde yayınlananları okumak için Anonymouse‘u kullanmak halen mümkün.

[Link: Why We’re Blocked in Turkey: Adnan Oktar]
[Link2: Yukarıdaki link açılmazsa bir de bunu deneyin]

Tumbleblog nedir?

Her gün yeni bir web servisi ile tanışmak için çok çaba sarfetmeye gerek yok. Bugün Lifehacker’da gördüğüm bir siteye bakmadan edemedim: Tumblr.

Tumblr, bu yazının ilham kaynağı olan site, harika bir blog yazılımı. Ama bildiğiniz bloglardan tutmuyor: tumbleblog tutuyor. Bu konuda biraz bilgi vermek gerekirse: Wikipedia’ya göre ilk kez 12 Nisan 2005’te kullanıla bu terim, eski usûl tutulan blogların yeni nesil adı. Başlıkların olmazsa olmaz olmadığı, Movable Type, WordPress, Blogger gibi uygulamaların olmadığı, her bir yazının kısa birer makale, yorumların değil kendini ifade etmenin önemli olduğu günlerde (hatırlayan var mı?) tutulan bloglar genelde elle güncellenen sayfalardan, içerikleri de kısa bir paragraf, bir küçük fotoğraf, bir özlü söz veya bir linkten oluşurmuş (sanırım o zaman blog da değil “kişisel sayfa” deniyordu).

RSS feed ve blog post yani yazılar dışında pek standart bloglarla ortak yanı da yok. Pratik oyuncakları seven bendeniz de denedim ve bütün özelliklerini kullandığım bir sayfa yaptım. Yeni ne var diyenlere bunu anlatabileceğimi sanmıyorum: belki inanılmaz pratik ve hafif arayüz, belki de her şeyin çok basit olması sanki yeni bir şey icat edilmiş gibi hissetmeme sebep oldu. Hele bir de sayfanın sonuna /mobile eklenince (örneğin: burak.tumblr.com/mobile) iyice kırpılmış versiyonunun geldiğini görünce yüzümdeki ifadeyi görmeliydiniz.

Belki bir gün ben de bu kadar basit ve zaten çok da sevmediğim yorumların olmadığı bir yapıya geçerim, kim bilir?

[Link: Tumblr]

Popüler Teknoloji 1 Yaşında!

Burak.com’da yayınladığım blog’um bugün itibariyle 1 yaşında. O günlerde daha sık güncellediğim site bugünlerde neredeyse başıboş bırakılmış ve terkedilmiş gibi duruyor. Evet kabul ediyorum, son zamanlarda çok fazla yazmadım ama ben RSS okuyucularına kaydedenleri daha güzel günler bekliyor, söz :)

İlk gün yazdığım yazıyı hayal meyal hatırlıyorum, ama aldığım değerli yorumlardan ne kadar mutlu olduğumu unutmadım. Blog yazmanın arkasında paylaşım arzusu olduğu kadar beğenilme arzusunun olduğunu asla unutmamak gerek. İşte bu geçtiğimiz 1 yıl içinde pek çok defa beğeni ve övgü dolu sözler duymak benim için Google Adsense’ten gelen milyon dolarlık çekten(ne kadar kazandığımın hesabını ben bile tutamıyorum :)) çok daha fazla mutlu etti diyebilirim. Sonuç olarak milyon dolar bir kenara, blog dünyasına bir parça katkımın olmasından dolayı emin olun çok mutluyum.

Continue reading

Blogosphere’de bir ünlü daha

MC Hammer Blog

Blogosphere, yani Türkçesiyle “blog dünyası“, bir ünlüyü daha karşıladı: MC Hammer! Blog “reklam” dünyası için artık gerçek bir mecra, ki bence ünlülerin İnternet üzerindeki en güzel temsilcileri. Değeri de, ünlü bloggerlar da her geçen gün artıyor.

Bir zamanlar herkesi zıp zıp zıplatan MC Hammer, blogunda teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanmış: Blogger hesabı ile Blogspot üzerinde yayınladığı sitesi, Sidekick kullanarak çektiği fotoğraflarıyla dolu(Sidekick ve fotoğraf denince Paris Hilton geldi nedense aklima ;-)). Google Video‘da videolarını yayınlayan MC Hammer, podcastlerini yayınlamak için Audioblogger kullanıyor. Site daha yeni olduğu için içeriği biraz kısıtlı. Hayranlarının sürekli ziyaret edeceğini tahmin ettiğim sitenin adresi ise çok ilginç: mchammer.com falan değil düpedüz mchammer.blogspot.com! Bu da gösteriyor ki “Blogspot” PR yetkilileri işlerini iyi yapıyor: darısı bizimkilerin başına ;-)

PR demişken: MC Hammer’ın ekibini de hafife almayalım: bütün bu servisleri MC Hammer babasının hayrına kullanmıyor(dur diye umuyorum, belli mi olur, bizim hızlı rapper çulsuz kalmış da olabilir)

Blog tutan tek ünlü tabii ki MC Hammer değil, kısa bir araştırmadan sonra birkaç liste buldum:

  • Celebrity Blogs – About.com’daki ünlülerin blogları listesi
  • Celebrity Blogs – Bu da IceRocket’taki ünlülerin blogları listesi, Bruce Willis’in sitesi kapalı ama David Duchovny’nin bir süre tuttuğu blog’unu görmek bir “The X-Files”-sever olarak beni sevindirdi
  • Diarist.net Links – Bu içlerinde en kapsamlısı çıktı, kesinlikle sizin de sevdiğiniz birileri çıkacaktır

Ünlülerin “blogging” mevzusuna daha yakın olmasını umardım. Bu hem hayranları ile daha sıcak bir ilişki içine girmelerine hem de günümüzün en güçlü mecralarından biri haline gelen İnternet üzerinde daha yaygın olarak bulunmalarını sağlayabilirler. Benim bildiğim ünlü Türk blogger iki tane. Biri Serdar Kuzuloğlu’nun “Podcast Rehberi“, diğeri de Nokia N-Series sponsorluğunda doldurulan Mithat Bereket’in “Pusula Rehberi
Siz kimlerin blogunu okuyorsunuz ya da okumak isterdiniz?