Android’e genel bakış: T-Mobile G1 İncelemesi

Son yıllarda akıllı telefon dünyasının en önemli gelişmelerinden biri Apple iPhone’du. Bunu hemen birkaç ay sonra duyurulan Open Handset Alliance ve Android takip etti. iPhone kullanıcı deneyiminde nasıl bir devrim yarattıysa OHA da Android ile akıllı telefon işletim sistemlerinde benzer bir devrimdi. Artık her donanım ve yazılım üretici bu açık platformu kullanarak kendi ürünlerini hayata geçirebilecek, dünya daha güzel bir yer haline gelecekti.

Aradan tam 1 yıl geçtiği şu günlerde bir Android kullanıcısı olarak Açık Kaynak ve Özgür Yazılım felsefesinin en genel sorunlarını mobil dünyaya taşıdığı için başta Google ve HTC olmak üzere OHA’yı tebrik etmek istiyorum. Arayüz kalitesinden önce fonksiyonellik arayanların seçimi olacak ilk Android telefonu olan T-Mobile G1‘la ilgili olan biteni anlatmaya başlıyorum.
Continue reading

Google Chrome devri başladı

Bu yazı bir inceleme olmayacak, herkes buna hazırlansın. Neden mi? Geçtiğimiz günlerde Pagerank’imi 2 puan birden düşüren sevgili(!) Google‘ın Chrome ekibi Mac versiyonunu daha geliştirememiş de ondan. İlk gözüme çarpanlar:

 

  • Multithreaded tabları yeni bir olay gibi göstermeleri (IE tab şeklinde değil de pencere şeklinde bunu yapıyordu)
  • Javascript’i farklı bir şekilde işleyerek performansı arttırmaları (Teknik: Javascript’i derleyip makina dilinde çalıştırıyorlar, daha iyi bir GC var ve muhtemelen caching gibi şeylerle sık tekrarlanan JS kodlarını daha da hızlı çalıtırıyorlar)
  • Ürünü web uygulamalarını çalıştıran bir işletim sistemi gibi tasarlamış olmaları
  • Kullananların yalancısıyım: çok fazla RAM ve işlemci tüketiyor olması
  • Açık kaynaklı ve WebKit & Mozilla kırması olması
  • Chrome Bot’un milyonlarca sayfayı inceleyerek test etmesi (inanılmaz di mi?)
  • Yeni tab açınca çıkan sık kullanılanlar listesi
  • Adres çubuğunun tabların altında olması (benim arzumdu)
  • Web uygulamalarının masaüstü ikonunun olması

 

İlk izlenimlerden benim dikkatimi çekenler. Bunları Google Chrome‘da denedikten sonra daha fazla yazacağım. Siz o sırada daha detaylı bilgi isterseniz çizgi romanını okuyabilirsiniz.

Pagerank’imi geri istiyorum!

Bugün Friendfeed‘e sorduğum sorunun sebebi bu: kaybolan Pagerank’imi geri istiyorum!

  • Konuyla ilgili tartışmadan çıkan bilgileri özetlemek gerekirse:
  • Google’a link sattığım yönünde bir ihbar gelmiş olabilir
  • Sitemde çok fazla kategori var, bunları category-spam olarak algılamış olabilir
  • Bana link veren yüksek PR’li sitelerden birinin PR’ı düşürülmüş olabilir
  • Veya hiçbir şey olmamış, sadece güncellenen algoritmaya göre daha aşağıda yer alıyor olabilirim

Çözüm olarak sunulan Google Webmaster Araçları’nın içinden değerlendirme talebimi yaptıysam da webden doldurduğum bir forma büyük bir firmadan cevap beklemek gayet de sevmediğim bir iş. Bakalım ne olacak?

Google’dan logo yarışması

23 Nisan 2007 doodle’ı

Yerelleştirme sadece Türkçe veya Swahili dilinde arayüz sunarak olmuyor, bunu artık bilmeyen kalmamıştır heralde. Eğer dünya çapında bir lovemark olmayı istiyorsanız insanların duygularını tetikleyen bir harekete ışık tutmanız, hitap ettiğiniz ülke insanının ince belli bardaktan çay içmekten aldığı keyfi, özel günlerdeki coşkusunu paylaşmayı bilmeniz gerekiyor. 

Sevgili Özgür ve arkadaşlarının başlattığı bir hareket sonucu 23 Nisan 2007’de mutlu sona ulaşmanın üzerinden neredeyse 1 yıla yakın bir süre geçmiş geçti, artık Google.com.tr’de 23 Nisan, 29 Ekim gibi önemli günlerde doodle(Google’ın özel günler için hazırlanan logolarına doodle deniyor) çıkmasına şaşırmıyoruz. Bu yıl ise bir yenilik var: heralde Google’dakiler “madem logoyu isteyen sizlersiniz neden yapan da sizler olmayısınız?” diyerek 23 Nisan doodle’ı için bir ödüllü yarışma düzenleniyor. Son katılım tarihi 31 Mart 2008, detaylar ise Google’ın Logo Yapsana sayfalarında. Şimdiden bol şans!

Google Knol, bir Ekşi Sözlük klonu mu?

Google’ın her şeyi yapmasından bazen siz de rahatsız oluyor musunuz? Dönüp bakınca aşağı yukarı webin her alanında bir ya da birkaç Google servisi görüyor olmak garip değil. Belli ki bu adamlar Dünya’nın hakimi olmayı kafaya koymuşlar :)

Şaka bir yana, Google’ın son girişimi olan Knol, birkaç gün önce “insanları katılıma yüreklendirmek” başlıklı bir yazıyla duyuruldu. Google Knol, Ekşi Sözlük’ü bilenler için “neredeyse aynı şey” diyerek özetleyebileceğim bir proje. Genel tepki ise “tıpkı Wikipedia olmuş” şeklindeyse de ayrıştığı noktalar epey çok.

Wikipedia’nın objektiflik kriteri Knol’da olmayacak, tıpkı Ekşi Sözlük’teki gibi yazarların kişisel görüşlerine yer verilecek. Bu noktada gerçek isim kullanımı zorlanacak mı sorusunun cevabı “evet” gibi gözüküyor. Bir diğer konu ise düzenleme olanakları. Yazar izin verdiği sürece içeriği diğer Knol kullancıları değiştirebilecek, yorum yapabilecek gibi gözüküyor. Ancak girilen başlığın sahibi kim olacak? İlk yazan sahiplenecek, sonra bu başlığa yalan bilgi girildiğinde neler olacak? Bir moderatör grubu mu yoksa verilen oylar mı içeriği sildirecek bunlar da belli değil. Google hiçbir şekilde editörlük yapmayacağını ve sadece Search Quality dediği bir misyon çerçevesinde bu knol sayfalarının arama sonuçlarında doğru sırada çıkmasını sağlayacağını söylüyor.

Google, Knol ile Wikipedia’yı ve benzeri toplu içerik girilen siteyi imite ediyor, bunu kendi tarzında yapıyor ve yazarlarına eğer izin verdiyse yayınlayacağı reklam gelirini paylaşmayı vaat ediyor. Büyük olacağı kesin ancak detaylar belli olmadan antipati beslememek lazım. İçerik içeriktir, umarım başarılı olur.

Bu arada, başlıktaki sorunun cevabını vereyim: değil ;-)

[Link: Google Knol duyurusu]

Google Maps Mobile 2.0 – delilik gibi bir şey

Google Maps Mobile 2.0 - My Location (beta) - Evim - Uzak

Uzun zamandır bu kadar başarılı ve faydalı bir mobil uygulama görmemiştim: Google Maps Mobile 2.0‘ın yeni özelliği My Location (beta) ile GPS‘iniz olmasa bile dünya üzerindeki yerinizi 1700 metre hassasiyetle bulabiliyorsunuz! Resmen delilik!

İlk şoku atlattıktan sonra nasıl yapıldığını anlatabilirim heralde. Atlattınız mı? Evet, görünen o ki bizim vakti zamanında “ya biri otursa elinde bir GPS’le Türkiye’yi dolaşsa ve bu veriyi alıp dolaşırken kaydettiği baz istasyonu verisiyle birleştirip servis olarak satsa nasıl olur?” diye düşünüp tesis olmadığından gerçekleştiremediğimiz projeyi Google hayata geçirmiş. Biliyorum, VizonTele’deki Deli Emin’e bakar gibi bakıyorsunuz bana ama daha 1 ay kadar önce düzenlenen Mobile Monday’de verilen arada bunları konuştuğum arkadaşlarım hatırlayacaktır.

Şu ana kadar net bir açıklama olmasa da anlaşılacağı üzere telefonunuzun bağlı olduğu GSM baz istasyonlarını kullanarak sizin yaklaşık yerinizi tespit ediyorlar. Bunu yapabilmelerinin sebebi ise basit: GSM şebekesini altıgenlerden oluşan bir arı kovanına benzetin. Her altıgenin ortasına da birer baz istasyon koyun. En basit haliyle bu şekilde anlatabileceğim şebekeye bağlanan herhangi bir telefon en az 3 baz istasyona bağlandığında (ki bu sayı yanılmıyorsam 7’ye kadar çıkıyor) sinyal seviyesine göre mesafelerini bile bilmek mümkün (Lost’un birinci sezonunu hatırladınız mı?)
Continue reading