Bu ay PC Net’te…

06022009365

…ben de varım :-)

Bilmem hatırlar mısınız bundan 14 ay kadar önce Nokia World 2007 için Amsterdam’a gitmiştim. O seyahatte edindiğim dostlar, bugün hayatıma yön vermemde çok büyük katkıda bulunuyor. Erdal Kaplanseren de bunlardan biri. Kendisiyle farklı sanal mecralardan ‘gıyaben’ tanışıyor olsak da Nokia World 2007 seyahati sırasında dostluğumuzu perçinledik.

Kendisi de bir blogger olan Erdal‘ın teklifi beni çok mutlu etti ve artık her ay sitede değindiğim konulara paralel içerikle dolduracağım köşem PC Net‘te yer alacak. Bu ayın konularından bahsedeyim de biraz, içerik hakkında fikriniz de olsun:

  • Müzikle Gel: Nokia 5800 XpressMusic
  • Vista + Vatandaşın Sesi = Windows 7
  • Rescue Time ile Zaman Yönetimi
  • FriendFeed, Twitter, Tumblr: Sosyal Medya Araçlarının Yükselişi
  • Ve CES’in yıldızı Palm Pre

Ayrıca derginin yanında bolca hediye (mesela dijital ortamda hazırlanan webmaster dergisi ve Türkiye’nin açık kaynaklı özgür muhasebe yazılımı Tekir) de var ama siz onlara kanmayın derim. İçeriği ve geçirdiği küçük çaplı evrim süreciyle beraber PC Net’i içeriği ve güncel incelemeleri, tavsiyeleri ile zaten almak isteyeceksiniz. 

Hazır yeri gelmişken köşedeki harika fotoğrafımı Likemind‘da çeken ve paylaşan Tuğçe Esener‘e tekrar teşekkür etmem lazım. Her yerde kullanacağım bir fotoğrafım oldu, eline sağlık.

VideoTurk – Hürriyet akıl veriyor, Doğan uyguluyor

Sevgili Özgür‘le Pazar günü konuşurken bana ilginç bir haberden bahsetti. Hürriyet’in Teknoloji sayfalarında yayınlanan haber şunu söylüyordu: Çin’de de Youtube yasaklandı ama yerel video siteleri bu açığı kapattı, biz hala Youtube açılsın diye uğraşıyoruz. Sansüre karşıyız AMA çözümü kendi içimizde aramalıyız.

Bu haber tek başına incelendiğinde çok haklı: Türk insanı Youtube‘a mahkum mu? Yapamıyor muyuz kendi TürkTube’ümüzü? Çekemiyor muyuz kendi videomuzu? Dalgalandıralım sanal ortamlarda şanlı bayrağımızı, bağıralım dünyaya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!” diye!

Oysa kazın ayağı öyle değil. Türkiye’de çok uzun süredir ücretsiz video izlenebilen portaller mevcut: İzlesene, Mynet Video, Vidivodo, hatta ve hatta Kanal D’nin ünlü şovmeni Beyazıt Öztürk’ün başlattığı Piknik Tube. Bunun da ötesinde halen kapatılmamış pek çok yabancı video portali de mevcut: Google Video, Vimeo, Metacafe, vs.

Saymadıklarım darılmasın ama, ortada bir çırpıda sayacak bu kadar çok portal varken bu haberi neye bağlayalım derken işin aslı astarı ortaya çıktı: VideoTurk.com.

Video Türk, adıyla sanıyla yerli malı yurdum malı, dört dörtlük bir portal olabilir (öyle demiyorum, bence diğerlerinden bir farkı yok, hatta emekleme dönemine yeni girdi). Ancak maalesef zihniyet çok çirkin, Video Türk’ü açtığı gün “sansürü bırak, Çin’liye bak, kendine örnek al” gibi dünyanın en yüzeysel yönlendirme propagandasını yapmak benim etik anlayışımla bağdaşmıyor.

Bu arada: konuyla ilgili habere yaptığım yorumu da yayınlamadılar doğal olarak, muhtemelen etik anlayışları bunu da kaldıracak türden. Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetesine de bu yakışırdı :-)

The Dark Knight’ta Nokia 5800

Geçen hafta tatil dönüşü The Dark Knight‘ı izleme fırsatı buldum, hem de IMAX’te! Daha önce hafta içi bir akşam IMAX salonunu bu kadar kalabalık görmemiştim. Bu noktada AFM’dekiler IMAX’in İstanbul’da İstinye Park’tan başka bir alternatifi olmadığı için şanslılar zira o fasiliteler yüzünden bir daha adımımı atmam diyen ben bile dayanamadım. Neyse bu ayrı bir konu.

Batman – The Dark Knight, tam bir görsel şölen (bu klişeyi hep yazmak istemiştim :-) ). Filmde büyüleyici bir yön var, kimse açıklayamadıysa da filmi farklı kılan yanı da bu. Sürekli tansiyonunuz yüksek ve bir dakika bile rahatlayamıyorsunuz. Tıpkı Lost gibi bir sona da bağlanmıyor, bağlandığı noktada da sizi yeniden soru işaretlerine sürüklüyor (spoiler yok, tabii ki filmin bir sonu var, korkmayın :P) Fakat benim için filmde bir diğer önemli nokta daha var: Nokia Tube – ya da resmi adıyla Nokia 5800 XpressMusic. Filmin çok önemli sahnelerinden birinde bu telefonu görebiliyorsunuz, hatta tahmin edeceğiniz üzere filmde küçük bir rolü de var.

Her ne kadar “bu cihaz satışa sunulmayacaktır” dese de Nokia yetkilileri, Nokia 5800’ın aşağı yukarı bu boyutlarda olacağını ummaya devam edebiliriz. Hatta şöyle söyleyim: iPhone gibi dev gibi bir telefondan çok daha ufak ve umarım en az onun kadar hızlı bir telefonla karşı karşıya olacağız. İşte o zaman bakalım Apple ne yapacak? :-)

IBM Türk sanal greve karşı koyabilecek mi?

Yahoyt‘u biliyorsunuz, hani şu Engadget’tan beslenen bir diğer teknoloji sitesi var ya canım? Hah işte orada ne gariptir Engadget’ta görmediğim bir habere rastladım, paylaşmak istiyorum.

IBM Türk çalışanları bir takım taleplerini karşılamayan IBM Türk yönetimine karşı sendikalaşmış, toplu sözleşme hakkını kullanmak istediğini Çalışma Bakanlığı‘nın tespitini de arkasına alarak IBM Türk yönetimine iletmiş.

Buraya kadar her şey normalse de TEZ-KOOP-İŞ gibi sendikal oluşumlar, bilişim dünyasının yabancısı olduğu bir kavram. Oysa hiç kimsenin delmediği anayasamızın ilgili maddelerine göre her birey sendikalaşma ve sendikal haklarından yararlanma hakkına sahip.

Ancak IBM Türk yönetimi de yasal haklarını kullanmış, çalışanlarının bu hakka sahip olmadığını bir takım gerekçelerle sıralamış.

Gönül isterdi ki IBM Türk çalışanları böyle bir yapılanmaya gitmesin, dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Büyük Mavi yönetimi böyle bir karşılık vermesin, mutlu mesut çalışılsın. Ancak günümüz ekonomik şartları her iki tarafı da bir takım aksiyonlara itmiş durumda ve ne yazık ki her iki tarafta da yıpratıcı bir süreç başlamış.

Şu an için gerçek dünyada sendikal haklarına kavuşamamış IBM Türk çalışanları, sanal dünya Second Life‘ta sanal grev yapacaklarını açıklıyorlar ve bir blogdan bütün gelişmeleri paylaşıyorlar. Bu sayede dünyanın dört bir yanından da pek çok insanın ilgisini çekecekleri kesin. Eğer sizin de ilginizi çekiyorsa gidin bu sanal direnişe katılın. Olmadı sadece blogdan takip edin, daha çok mavi yakalılarda gördüğümüz türden bir olayı bu defa her ne kadar büro çalışanları sınıfına sokulmadılarsa da gönüllerin beyaz yakalıları olan IBM Türk çalışanları bu sıralar çok hareketli.

[Link: Yahoyt – burada benim yazılarımı da bulacaksınız]
[Link: IBM Türk Çalışanlarının Sendikal Örgütlenmesi]
[Link: Çağatay Aktürk’ün blogundaki ilgili yazı]

Webrazzi & Techcrunch Meetup!

Bugün Türkiye İnternet camiasının önde gelen isimlerini bir araya toplayan bir organizasyonda olacağız. Özellikle web girişimleri konusunda kısırlığı üzerinden atmış bir ülke olarak böyle organizasyonlara da her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyacağımızdan attığı bu önemli adım için Arda Kutsal’ı ve diğer emeği geçenleri tebrik etmek istiyorum. Saat 12’de Conrad’da görüşmek üzere!

[Link:Webrazzi & Techcrunch Meetup Etkinlik Programı]

TTNet ücretsiz müzik dağıtacak ama bakalım siz indirebilecek misiniz?

Bugün TIME 2007‘de lansmanı yapılan TTNet müzik servisi, yeni yılda limitsiz ADSL ve 49 YTL üzeri ödeyen tüm kullanıcılara verilecek bir katma değerli servis olacak. Bu kullanıcıların belli sınırlar dahilinde ücretsiz müzik indirmelerini mümkün kılacak olan TTNet, Webrazzi‘de Arda Kutsal‘ın yazdıklarına bakılırsa bu işi daha da ilerletecek ve belki de yakın gelecekte yurtdışındaki Free veya Orange‘ın paketlerine benzer paketler evde dijital eğlence ve iletişim anlayışımızı değiştirecekmiş.

Arda‘nın temennilerine ve TTNet için çizdiği vizyona sonuna kadar katılsam da önceliğin dijital eğlence olmadığını hatırlatmakta yarar görüyorum. Hep beraber yaşadığımız grev rezilliğinden şu veya bu şekilde zarar görmeyeniniz kaldı mı?

Bankalar arası iletişim hatları mı kopmadı? Kredi kartınızı mı kullanamadınız? Evinizde İnternet olmadığı için internet kıraathanelerinde mi sürünmediniz? Ha bağladılar ha bağlayacaklar diye haftalardır kesik olan ADSL bağlantınızın faturasını tıkır tıkır ödemediniz mi? Bu alanlardaki iş gücü ve fırsat kayıplarını kimse tazmin etmeyi düşünmeyecektir, emin olun.

Türkiye Cumhuriyeti, demokratik ve laik bir hukuk devletidir. Bunu kabul eden herkes gibi grev veya lokavt gibi yasalarla tanınmış hakların kullanılmasına, zarar görsek de görmesek de saygılı olmalıyız. Ancak verdiği hizmet karşılığı para alan bir kurumun, bir ticari müessesenin, yaşanan problemleri çözmek için yasaların sınırlarını zorlama kaypaklığını göstermesine saygı maygı gösteremem. Bu sorunların derhal çözülmesi gerekirken daha MuziPlay‘in de sunduğu “ücretsiz Türkçe müzik servisi” zerre kadar ilgimi çekmiyor.

Elbette yeni servisler geliştirecekler, bunlarla ilgili çalışmalarını sürdürecekler ve çağdaşlarını yakalamak için uğraşacaklar, hatta belki yakalayacaklar da. Ancak daha en temel sorumlulukları olan “iletişim hizmetinin sürekliliğini sağlamak” konusunda bile başarısız olduklarını gördükten sonra, IMKB‘nin iletişim hatlarında oluşan arızanın seans başlangıç saatine doğru farkedilip gün ortasından sonra çözülmesine de inanın hiç şaşırmıyorum. Bravo, yeni servisiniz vatana millete hayırlı olsun.

Konuyla ilgili bir de şunlar var (bkz: şaka gibi ülke telekom)