Geek Talk Radio – S01E06 – Tatil gadgetları

Bir koca haftanın ardından tekrar merhaba. Bu hafta adet olduğu üzere Pazartesi değil Salı günü yazılan bu yazının bugün yazılmasının tek sebebi dün ve önceki gün (Pazar, Pazartesi) çok fazla paylaşılan bir yazı olmasıydı (okumadıysanız okuyun lütfen: Eyüp’te bir festival) Uzun zamandır teknoloji dışında bir konuda yazmadığımdan mıdır bilmiyorum, epey uğraş verdiğim bu yazıda Eyüplülerin üzülmesiyle başlayan süreç ve özgürlüğün, beraber yaşamanın halen ülkemizde “gücü gücü yetene” kuralının gölgesinden çıkamadığının bir özetiydi. Neyse… konumuza dönelim.

Geçen haftaki Geek Talk Radio’da tatile giderken yanınıza almanız gerekenlerden bahsettim. Tabii bunun ‘geeky’ sürüm olmasından ‘oyun konsolu, müzik çalar, tablet, kulaklık’ gibi gadget ekseninde olduğunu söylememe sanırım gerek yok :)

Az ama öz konukla oldukça da keyifli bir program oldu, katılan ve dinleyenlere sonsuz teşekkürler.

Ayrıca parçaların listesini ve bağlantıları bit.ly bundle olarak veriyordum, geçen hafta kimse eksikliğini hissetmediğine ve eski linklere kimse tıklamadığına göre artık sadece yazacağım. Bir parçayı merak ediyorsanız adını seçip sağ tıklattıktan sonra “google’da ara bunu” benzeri seçeneği seçerseniz pek çok sonuç gelecektir.

Play

Tracklist

  • Bruce Springsteen – Pay me my money down
  • Mando Diao – The Shining
  • Amy Winehouse – Love is a losing game
  • Edith Piaf – Non, je ne regrette rien
  • Imogen Heap – Hallelujah
Bu haftaki programın konusu, ki bu program bu yazının yazıldığı 17 Temmuz 2012 Salı akşamı saat 22:00’da olacak, “Troller ve trollük – teşhis, tedavi ve önleme yöntemleri” olacak. Ayrıca bu hafta 5 dakika konuş peşine 1 şarkı çal yöntemini uygulamaya çalışacağım. Bakalım bu maya tutacak mı?
Tabii canlı bağlantı için skype adresini hatırlatmam lazım: burak.gtr
Hepinizi bekliyorum, adres falan hep aşağıda ;)

Önemli linkler:

Podcast abonelik adresi: RSS / iTunes
Podcast arşiv adresi: Bitly
Podcast canlı yayın adresi: Caster.fm

Herkes için Twitter Rehberi – 2

Bu bir yazı dizisinin parçasıdır. Yazının diğer bölümleri için: Bölüm 1, Bölüm 2, Bölüm 3

Zaman su gibi akıp geçiyor ve Herkes için Twitter Rehberi – 1 yazımdan bu yana epey vakit geçmiş. İlk bölümde ne olduğunu, temel kavramlarını detaylıca anlatmaya çalıştığım Twitter‘ın bu defa da nasıl kullanılması gerektiğine değinmek istiyorum.

Öncelikle Twitter‘da var olmakla bir blog açmak arasında en önemli fark güncelleme sıklığı ve paylaşılanların kapsamı. Twitter‘da kapsamlı bir makalenin bağlantısını ya da tatil fotoğraflarınızın Flickr sayfasını paylaşabilirsiniz. Ancak bunları Twitter‘a yükleyemezsiniz. Sınırlama da çok açık: 140 karakterde ne yazarsanız o. Bunun bilinciyle dünyanın içeriğini tek bir mesaja sığdırmak yerine daha kısa, daha rafine, daha özet bilgi paylaşmaya alışmanız lazım. Zaten kalabalık bir takip listesine sahip takipçilerinizin ana sayfasında çok kısa bir süre kalacağından dikkatini de aynı oranda çekebilme şansınız var.

Bu noktada #hashtag ve Twitter‘ın meşhur gerçek zamanlı aramaları devreye giriyor. Yazdığınız içeriğin daha erişilebilir olması için #hashtag adı verilen bu küçük aracı kullanmanız faydalı olabilir. İçeriğin içinde geçen kelimeleri # (diyez, kare, hash) işareti ile başlatırsanız sizi okuyan birinin bu kelimeyle aratınca çıkacaklara ulaşmasını sağlarsınız. Buna anlık meme‘ler ya da o an izlediğiniz bir organizasyonun muhabbetine katılmak da dahil (bkz: #socialtrippin, #tedxreset)

İçeriği kısa tuttunuz, #hashtag’lerle süslediniz, peki başka mecralarda paylaştıklarınızı nasıl Twitter‘a paslayacaksınız? Ya benim gibi yapıp bir FriendFeed hesabı açar, tüm servislerinizi bu hesaba bağlarsınız ve FF hesabınızdan Twitter’ınıza düşmesini sağlarsınız. Bir diğer alternatif ise Youtube ya da Facebook gibi servislerin Twitter güncellemelerini kullanmak. Ancak bu da daha sonra bunları yönetmenizi zorlaştıracağı için benim tercih etmediğim bir yöntem. Bir de son olarak TwitterFeed gibi bir üçüncü parti uygulama ile RSS formatındaki tüm içeriği Twitter hesabınıza otomatik yansıtırsınız. Tabii eğer isterseniz.

Gördüğüm kadarıyla otomatik paylaşılan içeriğin etkisi manuel girilen kadar yüksek değil – tabi eğer bir haber portalı ya da web sitesi hesabı işletmiyorsanız. Bu nedenle kayda değer bulduğunuz içerikleri, örneğin bu yazıyı :), direk kendiniz kısa bir özetle paylaştığınızda çok daha fazla kişiye ulaştırabilirsiniz. Elbette akıllı bir sistem kurmak mümkünse de bu, kişisel hesabınız için yeterli.

Twitter mesajınızı gönderdiniz ve başladınız beklemeye. Geri dönüş nasıl alıyorsunuz? Tabii ki “mention” yoluyla. Genelde tüm Twitter yazılımları yazılan bir mesaja yanıt göndermeye olanak sağlıyor. Siz ise bunları Twitter arayüzünde sağ sütundaki @username bağlantısı (mesela bende @burak olarak gözüküyor)  ile görebilirsiniz. Bu bağlantıya tıklayınca arama sonuçları gelecek ve size yönelik yazılanlar listelenecek. Eğer henüz bir şey  çıkmıyorsa takipçilerinizi sizinle diyaloğa teşvik edecek şeyler yazın, kısa sürede geri dönüş almaya başlayacaksınız.

Mention konusunda bir de uyarım olacak. Özellikle FriendFeed kullanıcılarında çok sık gördüğüm bir hata, bir insanın adının başına @ koyarak verilen yanıtlar oluyor. Örneğin Burak Yılmaz adlı bir kullanıcıya yorum yaparken @burak kullanmanızın bir anlamı maalesef yok. Hitap ettiğiniz kişinin kullanıcı adını kullanmadığınız sürece onlara ulaşamazsınız, lütfen dikkat edin.

Twitter hesabınızı izliyorsunuz, güncel içerikler paylaşıyorsunuz ama bir türlü yeni aboneler kazanamıyorsunuz, neden acaba? Sadece takipçi uğruna bazı servislere giriş yaparsanız kısa sürede onların SPAM makinesi haline gelmeniz riski çok fazla. Şimdi isimlerinden bahsedip de o sitelere girmenizi istemiyorum. Siz siz olun Twitter şifrenizi nereye girdiğinize dikkat edin, Twitter hesabınızı “günde 100-400 takipçi kazanın” gibi servislere güncelleme izni vermeyin, bugüne kadar bundan fayda gören ne gördüm ne de duydum. Hatta hazır yeri gelmişken Twitter hesabınızı güncelleme izni olan uygulamaları da Twitter / Connections adresine girip inceleyin, gereksizleri ya da tanımadıklarınızı hemen “Revoke Access” diyerek kaldırın.

Twitter sersinin bu bölümünde biraz olsun daha verimli Twitter kullanımına değinmeye çalıştım. Bir sonraki yazıda ise işimi kolaylaştıran, fotoğraf ve video gibi içerikler paylaşmanızı sağlayacak yazılımlardan, nispetenyeni özellikler olan GeoTagging ve List‘in kullanımından bahsedeceğim. Tabi eğer makul bir şekilde anlatabilirsem daha çok gerçek takipçiye nasıl ulaşabileceğinize dair bazı önerilerim de olacak, yani en güzel bilgileri sona sakladım ;)

O zamana kadar beni mesajlarınıza @burak yazarak sorularınız varsa sorabilir, http://twitter.com/burak adresinden takibe alabilirsiniz. Umarım bu defa arayı daha kısa tutarım ;)

Bu bir yazı dizisinin parçasıdır. Yazının diğer bölümleri için: Bölüm 1Bölüm 2, Bölüm 3

iPhone 2.0’da otomatik tamamlamayı kapatamayanlara

iPhone 2.0’a geçtiniz, bir şekilde iPhone’unuzu keyifle kullanmak, push mail’in tadına varmak, yeniliklerden keyif almak isterken SMS atmak işkence haline mi geldi? O zaman şu adımları izleyin: 

  • Cydia’dan MobileTerminal’ı kurun (daha kurmadıysanız tabi)
  • Terminal’de “su” yazın, şifreyi değiştirmediyseniz “alpine” yazın
  • Önce klasör değiştirin: cd /System/Library/TextInput
  • Sonra da şu komutla ilgili klasörü taşıyın: mv TextInput_en.bundle TextInput_en.bundle.backup
  • Telefonu kapatın
  • Favori browser’ınızın adres çubuğuna “kafakafaya.tv” yazıp enter’a basın
  • Meriç’le yaptığımız incelemeleri izlerken telefonunuzu açın
  • Geçmiş olsun :)

iPhone 3G, iPhone 2.0 Yazılım Güncellemesi ve Yeni Apple Oyuncakları!

İlk iPhone’un video incelemesi ve tüm özellikleri için gitmeniz gereken yer: iPhone Hakkında Her Şey

Jobsoğlu Steven Efendi ve Mahdumları, nam-ı diğer Apple, bugün ekosistemlerinin her yıl düzenlenen en büyük konferansını düzenledi ve beklenen açıklamaları yaptı. Lafı fazla uzatmadan açıklamaları açıklanma sırasıyla yorumlayayım da şu iPhone’un yenisi ne zaman çıkcak abi? yükü sırtımdan kalksın(ya da insin ne diyeceğime karar veremedim)

iPhone 2.0 ve SDK

Bundan daha önce de çok bahsettik ve en bilinen açıklamayı en başta yaptı Steve Jobs. Yeni yazılım ActiveSync desteğiyle Exchange üzerindeki tüm bilgilerinize ulaşabilirken güvenlik için de Cisco’nun VPN çözümünü tercih etmiş. Bunları yaparken Fortune 500 şirketlerinin %35’ini (175 şirket ediyor) test için ikna etmişler, memnun kalacakları çözümü yaratmaya çalışmışlar. Sonuç olarak artık rehberinize ulaşabilecek, gelen epostaları anında alabilecek ve bunları gerekirse Cisco’nun VPN çözümüyle koruyacaksınız. Belli ki Apple kurumsal dünyada Blackberry ile kavgaya iyice biledi kendini.

Diğer tarafta ise SDK konusu var ki, bu sayede yazılım geliştiriciler Apple‘ın da erişimi olan API’lere erişebilecek. Meali: iPhone‘a legal uygulama geliştirmek artık mümkün. En güzel yanı da SQLite, OpenGL ES gibi tanıdık bildik teknolojileri desteklemesi.

Tüm bu yenilikler Temmuz ayı başında iTunes üzerinden erişilebilir hale geldiğinde beraber göreceğiz ne kadar başarılı. Ancak genel olarak çevremdeki yazılımcıların çok beğenmediği Xcode‘a bağımlılık canınızı sıkabilir, o da tercih meselesi.

Büyük iş ortakları ve Application Store

iPhone‘a uygulama desteği getirdikten sonra bu uygulamaları dağıtacak bir de kanal yaratmak, o kanalı da pek çok büyük iş ortağıyla doldurmak farz olmuşken Steve Jobs bunu atlamayacaktı – atlamadı da. Application Store yeni yazılıma ve iTunes‘a entegre bir uygulama. Kendisini kullanarak iPhone‘a Ebay, TypePad, Associated Press gibi büyük kurumların ciddi uygulamalarını indirebileceğiniz gibi Sega, Disney gibi büyük stüdyoların keyifli ve yüksek kaliteli grafikli oyunlarını da indirebileceksiniz. Buradaki kısıtlama: 10 MB’a kadar olan uygulamaları dünyanın 70 ülkesinde EDGE veya 3G ile indirilebilecek iken daha büyük uygulamaları indirmek için en az WiFi ya da iTunes bağlantısı gerekiyor.

Uygulamalar arasında hali hazırda Installer‘da yer alan bazı uygulamaları da görmek güzel. Belli ki Installer ölmeyecek. Uygulama dağıtımındaki en önemli yenilik ise kendi iPhone‘unuzdaki bir uygulamayı bir başkasına göndermek. S60 dünyasında özellikle Psiloc‘un uygulamalarında olan bu özelliğin iPhone‘un uygulama yapısının bir parçası olması bence çok ince ama güzel düşünülmüş bir detay.

Kurumsal uygulama desteği de Application Store ile geliyor. Apple size Application Store‘un bir benzerini şirket ağına kurma ve buradan kurumsal uygulamalarınızı iTunes üzerinden yükleme olanağı da sunmuş. Bir de ücretsiz push teknolojisi getirmiş uygulamalarınıza ki, bu en karmaşık yeniliklerden biri. Bunu en güzel şöyle anlatabilirim: uygulamalarınız arka planda açık kalmayacak ancak örneğin sohbet programınız bağlantsını kaybetmediği gibi yeni mesaj aldığınızda bu mesaj direk telefonunuza itilecek.

Uygulamalarda güncellemeler ve Office/iWork desteği

Hesap makinesine bilimsel özellikler katılması ile başlayan uygulama güncellemeleri toplu dosya/eposta silme özelliği, fotoğrafları albüme kaydetme gibi özelliklerle devam etti. En önemli yenilik ise artık PowerPoint/Keynote sunumlarını görebiliyor olması. Bu da iş dünyasına giriş için ciddi bir stratejik hareket.

Baştan beri olması gereken Kanji desteği de göz doldurdu. Apple görünen o ki Uzakdoğu’da da ciddi hedefler belirlemiş kendine.

Mobile Me

Burada tam bir kral öldü yaşasın yeni kral durumu var. Düne kadar değişeceği sağda solda yazılan ve sonu başlamış .Mac servisi yerini çok daha gelişmiş bir arayüze sahip olan Mobile Me‘ye bırakıyor. Eposta, takvim, rehber ve fotoğraflarınızı barındıracak bu servis yıllık 99$’a 20GB depo alanı veriyor.

Mobile Me sayesinde bir web arayüzünden bütün bilgilerinizi güncelleyebilmek, bunları telefonla senkronize etmek mümkün. En önemli fayda heralde telefonunuzu kaybettiğinizde bütün içeriğine webden ulaşabilecek olmanız. Bunun bir güvenlik açığı da olabileceğini, Paris Hilton‘ın zamanında Sidekick’inin benzer servis şifresini kaybettiğini hatırlatarak belirtmeden edemeyeceğim. Yine de çok paranoyak olmaya gerek yok.

ve 3G iPhone!

Güzel ve herkesin beklediği haberi sona saklayan Steve Jobs, önce 1 yılda 6 milyon adet iPhone sattıklarından bahsederek böbürlendi. Bunun anlamını şöyle açıklayayım: son 1 yılda sıfırdan 3.sıraya oturmayı başardılar. İlk sıradaki Nokia satış adetlerini arttırırken küçük bir pazar payı kaybına uğrarken Blackberry satışları neredeyse iPhone‘un pazar payı kadar artış göstermiş geçen senenin ilk çeyreğine göre.

Yeni bir tasarımla 11 Temmuz 2008’de piyasaya sürülecek iPhone 3G 8GB’ın fiyatı 199$ olacak. Bundan 1 yıl kadar önce 599$‘a satıldığı ve 3G bile olmadığı düşünülürse gerçekten ciddi bir yol katedilmiş. iPhone 3G 16GB  ise 299$‘a satılacak ve bu fiyatlar dünyanın her yerinde aynı şekilde uygulanacak diye de not düşüyor Steve Jobs. Sonradan gelen ek: bu fiyatlar ne yazık ki sübvanse edilmiş ve AT&T ile kontrat imzalamadan iPhone 3G almak mümkün olmayacakmış. iPhone Türkiye blogundan Mustafa Tan’a teşekkürler. Ayrıca iki renk olarak satışa sunulacak iPhone 3G‘nin beyaz renk seçeneği sadece 16 GB modelde olacak, akıl eden pazarlama dehasına saygılar.

3G performansını gösterirken Nokia N95 ve Treo 750 ile karşılaştırma yapması da hedefinin bu cihazlar olduğuna bir işaret sanırım. Her ikisinden de %33 civarı daha yüksek sayfa görüntüleme hızıyla iPhone‘un çok hızlı olduğu iddiası var ki kişisel deneyim olarak çok da haksız diyemem.

3G hız ve performans getirirken pil ömrünü de neredeyse yarı yarıya düşürmüş. Artık 8 saat değil 5 saat konuşma süreniz olacaksa da 2G bir şebekede bu süre 10 saate çıkarılmış. Ben şahsen Türkiye şartlarında 2G şebeke üzerinde 4-5 saat konuşmadan sonra can sıkan pilinin daha çok yol katetmesi gerektiğini düşünüyorsam da henüz daha da iyi bir pil performansı yokmuş, en azından Steve Jobs öyle iddia ediyor – yanılıyorsa düzeltin.

Yeni iPhone‘un son ekstra özelliği ise siyah tasarımı değil, tabii ki GPS. Artık dahili GPS ve 3G data olduğu için elinizin altındaki Google Maps‘ten tam randıman almak mümkün. Ancak sayın Jobs ne yazık ki sesli yol tarifi gibi, 3 boyutlu haritalar gibi diğer platformlarda olan özelliklere değinmedi. Heralde iPhone 3G‘de bu özelliklerin bulunmaması bunda ciddi bir etken.

Özetle: 3G iPhone, yeni bir yazılım, bu yazılımda çalışacak uygulamalar, bu uygulamaları çekecek bir online mağaza, bu mağazaya 3-4 kat hızlı bağlanan 3G data ve yepyeni bir tasarımla geliyor. Kurumsal dünya ve havadan senkronizasyon açısından eksiklerini de kapatan iPhone’da halen MMS’in esamesi okunmuyor, halen görüntülü görüşme yok, HSDPA ise yokmuş gibi davranılıyor. 70 ülkede satışa sunulan iPhone’un 3G sürümü piyasadan kalkmadan Türkiye’ye 3G gelecek mi sorusunun cevabı ise halen belirsiz.

Sonradan gelen ek: Vodafone bugün daha önce Webrazzi’den duyduğumuz şekliyle iPhone 3G’yi Türkiye’de satışa sunacak ve ön talep toplamaya bile başladı. Ancak ilk anda heyecandan olsa gerek, iPhone 3G teknik özellikleri sayfasına girenler bir Blackberry modelinin teknik özellikleriyle yüz yüze geldi. Ben elimi çabuk tutup bir kopyasını sizin için burada sakladım. Çok yazıp çizdim ama en sonunda Vodafone’un iPhone ön talep sayfasının linki de aşağıda.

[Link: Engadget’ın WWDC 2008 canlı yayını]
[Link: Mobile Me]
[Link: Gartner’ın smartphone pazarına ilişkin basın bülteni]
[Link: Vodafone Türkiye iPhone 3G Ön Talep sayfası]

Mac OS X’te klavye düzeni değiştirmek

Yurtdışından edindiğim bir Macbook Air‘ım olduğunu ve bunun günlük bilgisayarım olduğunu daha önce de yazmıştım. Bilgisayarı aldığım günden beri beni rahatsız eden şeylerden biri klavye’de ” (çift tırnak) tuşunun olmaması sorunuydu. Birkaç Mac kullanıcısı arkadaşıma danıştıysam da (Özkan ve Mehmet, sözüm size) bir sonuç alamadım. Sevgili Elma Kurdu takipçilerinden de bir cevap çıkmayınca iş başa düştü, tuttuk Google’ın yolunu.

Çözüm aslında basit, tabii ki ücretsiz bir yazılım sayesinde kendi klavye düzeninizi kendiniz hazırlayabiliyorsunuz. Çözümün adı: Ukelele, yani bir klavye editörü. Ukelele sayesinde 1’in hemen solundaki tuşa Türkçe PC klavyesinde olduğu gibi ” (shift: é) tuşunu atadım. Küçük eşit ve büyük eşit yerine de küçüktür ve büyüktür koyunca epey kullanışlı bir klavye dizilimim oldu. Tuş takımınızı kaydedip bir de ikon dosyasıyla beraber /Library/Keyboard Layouts ya da ~/Library/Keyboard Layouts altına kopyalayı logout/login yapmanız yetiyor. Bir sorun yaşarsanız ben buradayım, tüm US klavyeli Macbook Air kullanıcılarına duyurulur.

[Link: Ukelele]

Nokia N95 8GB ve N81 8GB kullanıcılarına uyarı

Nokia son dönemde çıkardığı cihazlara bazı içerikler dahil ediyor. N81 8GB‘ta bu Maroon5 içeriğiyken, N95 8GB‘ta Spiderman 3 filmiyle kullanıcılara ellerindeki donanımın tüm özelliklerinden yararlanabilmesini, kutuyu açar açmaz daha iyi bir deneyimle karşılaşmalarını sağladığı için gayet başarılı bir hamle.

Ancak bu noktada bir konu atlanmış ve Nokia’nın resmi forumları da dahil olmak üzere pek çok insan bu sorundan dolayı mutsuz olmuş durumda. Bir süredir gündelik kullanımda test ettiğim Nokia N81 8GB’ı iade etmeden önce içini temizlemek istemem sonucu cihaza format attığımda daha önce sevgili Uğur ve Aydın’ın N95 8GB’larıyla yaşadıkları sorunu yaşadım. Telefondaki şarkıları dinlemeye ya da video klibi izlemeye çalıştığımda activation key‘im olmadığı için hata mesajıyla karşılaştım.

Forumlarda yazılanlara bakılırsa bu sorunu yazılım güncellemesi yapanlar da yaşamış. Sorunun sebebi kopya koruması sağlayan DRM sisteminin ihtiyaç duyduğu anahtarların format ya da yazılım güncellemesinde silinmesi. Anahtarlar olmayınca videonun ya da müziklerin oynatılması da mümkün olamıyor. 

Çözüm ise basit: yazılım güncellemesi yapmadan ya da format atmadan önce telefonu yedeklemeniz ve bu işlemleri bitirdikten sonra bu yedeği geri yüklemeniz öneriliyor. İşin kötü tarafı bazı kullanıcılar bunun da işe yaramadığını söylemişse de ben herhangi bir forum yazarının lafına güvenmek yerine size sormak istiyorum: bu telefonlardan birine sahip olup da yedek alıp yazılım güncelleyen ve sonra bu yedeği yükleyip Spiderman 3 izleyebilen ya da Maroon 5 dinleyebilen var mı?

Not: Nokia N81 8 GB incelemesi yakında gelecekse de özetle şunu söyleyebilirim: 20-23 yaş grubu gençlerle yaptığım bir odak grubu çalışmasında iPhone’dan sonra en çok beğenilen tasarım Nokia N81 8GB oldu. Arayüzünü kullansalar daha da çok beğeneceklerine eminim, ufak bir hatasına rağmen epey güzel bir ürün olmuş.