Sony Vaio P’ye genel bakış

Bu yılın en beklenen taşınabilir cihazlarından biri de Sony Vaio P serisi netbook’lar. Her ne kadar kendilerini yaşam tarzı bilgisayarı (lifestyle PC) olarak değerlendirseler de tüm temel netbook özelliklerini barındırıyor. Bu durumda Sony Vaio P serisini diğer netbook’lardan ne ayırıyor da 250$’a da netbook alabilecekken 900$ baz fiyata sahip olan bu cihazı almalıyım diye düşünüyor insan.

Bazı ürünler, bazı markalar, mantık dışı seçimler gibi gözükse de para ile satın alınması oldukça güç olan mutluluk gibi duygulara yol açmaları nedeniyle aslında en mantıklı seçimlerdir. Bu yüzden pek çok insan Mini ya da Apple ürünlerini tercih ederken o markaların içimize işlemiş alt mesajlarını da satın alarak bu mesajlardaki gibi hissedip mutlu olmaktan oldukça hoşnut.

Diğerleri teknik özelliklerini eleştiredursun, temelde Sony ürünleri de pek çok defa sırf Sony olduğu için tercih edilmiştir – bugüne kadar siz de ben de tercih ettim. Sony’nin mesajları neydi hatırlayalım: It’s a Sony ve like.no.other. Ya da şöyle söyleyeyim: o bir Sony ve diğerlerine benzemez. Genelde Sony ürünleri bu iki önermeyi de doğrularcasına farklı ürünler olmuştur. İşte P serisi de bu geleneğin bir parçası: farklı bir netbook. Bu farkları şöyle sayabilirim:

  • Alışılagelmiş netbook’ların aksine 1.6 GHz değil 1.3 GHz Atom işlemci ile geliyor.
  • Yine 1-1.3 kg düzeylerinde gezen standart netbook ağırlığını aşağıya çekmiş, 700 gr. ağırlığında.
  • İlk netbook sayabileceğimiz Asus EEE PC 700 serisinden bu yana en ufak ekran 8″ ile yine burada mevcut.
  • En yüksek çözünürlüklü modellerde gördüğümüz 1280 piksellik ekranın yerinde 1600 piksel genişliğinde bir ekranı var.
  • Pek çok yüksek seviye netbook pil ömründe 6 saat sınırını zorlarken Sony Vaio P serisi kullanıcıları 2-4 saat arası bir pil ömrüyle yetinecekler.
  • Bütün netbooklar klavyeyi tam boyutlu bir klavyeye yaklaştırmaya gayret ederken burada pek öyle bir durum söz konusu değil – tam tersine küçük tuşları olan bir klavyesi var.
  • Sony farklı demiştim değil mi? Klavyenin altındaki boşluğu ortadan kaldırmak için touch pad yerine küçük, plastik bir düğme (işaret çubuğu) kullanmayı tercih etmişler.
  • Farklılığı disk kapasitesinde de karşımıza çıkıyor. Baz modelde 60 GB sabit disk ile gelirken en üst modelde 128 GB katı hal diskiyle(SSD – solid state disk) geliyor. Bu da şu anki netbook dünyasının yabancısı olduğu derin sularda yüzdüğü anlamına geliyor. Bunun bedeli ise 600 dolarlık ekstra.

Aşağı yukarı tüm eksi ve artılarını yazmaya çalıştım. Peki genel olarak ne düşünüyorum? Sony Vaio P serisini tek kelimeyle inanılmaz bulduğumu itiraf etmem lazım. Buna benzer bir formu her ne kadar daha önce Picturebook C1 serisinde denedilerse de o cihazlar ne bu kadar geniş ne de bu kadar ucuzdu.

Ekran üzerine konuşacak çok şeyim varsa da çok uzun süre standart ayarlarda kullanmaya dayanabilecek pek kimse olduğunu sanmıyorum. Ekranı farklı kılan onun piksel yoğunluğu, açıklayayım: şu an en yaygın ekran boyutu 15.4″ ve bu ekranların büyük çoğunluğu 1280×800 piksel çözünürlükte. Ufak bir hesapla bu ekranlarda 1 inch (yani 2.54 cm) uzunluğunda ve 1 piksel genişliğinde bir çizgi çizdiğinizde teorik olarak 98 piksel kapatıyorsunuz. Sony Vaio P’de ise bu sayı 221 piksele çıkmış. Yani ortalama bir ekrandan 4 kat daha yoğun bir ekrana sahip (2 kat piksel, 2 boyutlu ekran, 4 kat yoğunluk diyeyim siz düzeltmeye kalkmadan :) )

Uzun lafın kısası kısa pil ömrü, zayıf işlemcisi gibi özellikler 2 GB standart hafıza, 128 GB’a çıkan SSD seçeneği, dahili GPS, dahili 3G modem, inanılmaz yoğun ekran gibi özelliklerle yarışıyor ve ceket cebine sığacak kadar küçük bir kasada altın tepsi ile sunuluyor. Herkese göre bir cihaz değil Sony Vaio P – bir nevi netbook’ların limuzin’i diyeyim de şu ön inceleme sona ersin.

Not: Galeri aceleyle çekilen fotoğraflar içermekte olduğundan kalitesi nedeniyle kusuruma bakmayın. Daha iyilerini çekme fırsatım olursa güncellerim.

Sony Vaio Z serisi Macbook Air’e karşı

Bilmiyorsanız tekrar hatırlatayım: çıktığından beri Macbook Air kullanıyorum ve her ne kadar çevremdeki geek ordusunun abuk subuk tepkilerini aldıysam da hayatımda çok büyük değişiklik yarattığını her fırsatta dile getiriyorum.

Bir taşınabilir bilgisayar alırken ne yapacağınızı çok iyi bilirseniz beklentilerinizin üzerinde bir bilgisayar almama şansını yakalıyorsunuz. Bu cümleyi okuyunca ben de biraz garipsemedim değil. Şöyle açıklayayım: bilgisayarda oyun oynamayan, sürekli bir şeyler indirip onları DVD’ye yakmayan, bilgisayarımın taşınabilir olmasını upgrade edilebilir olmasına tercih eden ve bilgisayarımı çıkarır çıkarmaz çalışmaya başlamayı hiçbir şeye değiştirmeyen ben, fiyat/taleplerimi karşılayabilme oranı en yüksek bilgisayar olan Macbook Air’i tercih ettim.

Siz de aynı şekilde Monster’ın 4GB hafızalı 17 inch UXGA monitörlü oyun laptoplarını ya da Asus’un Eee PC’sini tercih edebilirsiniz. Ama ne yazık ki benim kayıtsız kalamadığım gibi Sony Vaio Z serisine kayıtsız kalamazsınız.

Öyle bir bilgisayar düşünün ki hem yeterince ufak olsun, hem FullHD video izletebilecek bir ekranı olsun, hem performansı yüksek olsun, gerektiğinde pil ömrünü arttıran düşük güç moduna geçerken gerektiğinde BluRay sürücüsünden film izletsin. Hepsini de 1.5kg’lık bir ağırlığa sığdırırken pil ömründen de feragat etmesin ki bu hafif bilgisayarı sağa sola götürmeniz bir işe yarasın.

Kötü yanı hiç mi yok diyeceksiniz bu 2.53Ghz işlemcili 4GB’a kadar çıkan RAM’li canavarın, ben de size fiyatı diyeceğim. Dolu bir konfigürasyon 2800 dolar civarına çıkarken BluRay sürücü ve SSD seçeneğini aynı pakete dahil edememeniz de cabası. Macbook Air’i yerinden oynatabilecek bir cihaz olabilecek bu şaheser, Ağustos ortasında satışa sunulacak. Hazır olun.

[Link: Sony Style – Z serisi ürün sayfası]

Macbook Air ve Sony Vaio SZ karşılaştırması

Ekşi Sözlük’teki Macbook Air başlığı başta olmak üzere bir sürü yerde yorumlar yağmur şeklinde geliyor. Beğenen var beğenmeyen var, neden beğendin neden beğenmedinciler var, doğal olarak türlü türlü yorum var.

Ben ise herkes Apple’ın sunumunu hatırlasın ve bazı gerçekleri farkına varsın istiyorum. Öncelikle Macbook Air, bizzat Steve Jobs tarafından Sony Vaio TZ serisi ile karşılaştırıldı, hedeflerinin daha iyi bir dizüstü bilgisayar yaratmak olduğunu da kendi ağızlarıyla söylediler. Bunu yaparken de gayet belden aşağı vurup “ufak ekranlı, ufak klavyeli” gibi bir takım tanımlardan da kaçınmadılar.

Ancak ne yazık ki TZ’nin eksileri küçük ama bileğinizi bükmeden tüm tuşlarına ulaşabildiğiniz harika klavyesi ya da küçük ama daha yüksek çözünürlüklü LED aydınlatmalı ekranı değil. Macbook Air bugün hedef kitlesi için TZ’den daha iyi bir alternatifse bunun sebebi daha yüksek performansı ve daha düşük fiyatı olacaktır zira en ucuz TZ’nin fiyatı 2000$ seviyesinde. Çok ince olmasını ya da tasarımını hiç saymıyorum zira bir TZ’yi çantanızdan çıkardığınızda da emin olun Macbook Air‘la aynı etkiyi yaratıyor. Continue reading

Sony Mylo – Yeni çağın eğlencesi

Sony Mylo

Sony beni şaşırtmaya devam ediyor, bu defa da Mylo ile. İlk duyduğumda ne yapmaya çalıştıklarını anlamakta gerçekten güçlük çektiğimi itiraf etmem lazım: küçük, klavyeli, kablosuz ağ destekli bir taşınabilir “yaşamtarzı” cihazı. Evet, Sony Mylo nedir? sorusunun cevabı tam olarak bu.

Engadget‘taki şanslı editörlerin eline geçen ilk örneğe kadar da hakkında yazmak istemedim. Her şeyden önce fotoğraflar bir cihazın yaratacağı hissi göstermekte çok etkili. İşte bu inceleme de yavaş yavaş nasıl bir ürün olacağını kafamda canlandırdı.

Continue reading

Apple Macbook, Sony Vaio UX1 ve Nokia’dan Nihayet ActiveSync

Teknolojiyi takip etmek tahminlerinizin çok üzerinde zaman alan bir iş. Son günlerde daha az zamanda daha çok şeyi nasıl takip edebileceğimi sorgularken ister istemez hakkında yazmak istediklerim de birikiyor. Tam yatmaya hazırlanırken Apple Macbook‘un duyurulmuş olması ile her zamanki gibi dayanamadım.

Apple MacbookBirkaç haftadır “ha çıktı ha çıkacak” diye beklenilen Macbook sonunda duyuruldu. Ağabeyi Macbook Pro‘dan üç noktada ayrılıyor: tasarım, boyut ve malzeme. Bütün bunların sonucu olarak fiyatı da dahil etmek lazım. Baz model, ki kendisi 1.83GHz bir Intel Core Duo işlemci barındırıyor ve 1099$’dan piyasaya sürülecek. Sadece 2.0GHz işlemcili modelde sunulan DVD±RW sürücüler, diğer bileşenler gibi hız ve performans tutkularını tatmin etmek için değil, uzun pil ömrü ve uygun fiyat için tasarlanmış. Bir diğer yenilik yine 2.0Ghz’lik modelde: artık Macbook, eski adıyla iBook, siyah renk seçeneğine sahip. En üst model olarak sunulan siyah Macbook‘ta 80GB’lık disk dışında bir fark bulunmuyor.

Continue reading