Alkışlarla karşılıyorum!

Alkışlarla Yaşıyorum!

Bildiğiniz üzere memleketin parlayan teknoloji yıldızı MYK Medya bünyesindeki Televidyon çatısı altında Türkiye’nin en önemli video portallerinden birini gün be gün büyütüyoruz, ben de Kafakafaya ile çorbada tuzum olduğundan dolayı mutlu ve gururluyum. İşte MYK Medya’daki sevgili dostların ilk satın aldığı site olan Alkışlarla Yaşıyorum, yeni yılın başından beri yürütülen yoğun çalışmalar sonunda nihayet aramızda.

Alkışlarla Yaşıyorum, ismini sanat güneşimiz rahmetli Zeki Müren‘in Mesut Bahtiyar şarkısındaki o meşhur mısradan alan bir içerik sitesi. Sitenin içeriği sürekli güncellenmekle kalmıyor, Türkiye’de medyanın ilk doğduğu günden beri bir şekilde hayatımıza girmiş aşağı yukarı her şeyi video, ses ve metin olarak saklayan bir medya kütüphanesi. Örnek mi istiyorsunuz? İşte size site marşı:

Yenisiyle eskisiyle medyamızın en hırpani hallerinin yanında günümüzün en komik videolarından en ilginç müzikal icraatlara, fotoğraflardan her satırından keyif alacağınız yazılara, oynamaya doyamayacağınız flash oyunlara kadar her türden içeriği bulacağınız bu sitede herkes kendine göre bir şey bulacaktır. Mesela siz de benim gibi tek radyolu, tek televizyonlu Türkiye’yi, 80’leri, 90’ları bütün naifliğiyle hatırlamaktan keyif alıyorsanız Alkışlarla Yaşıyorum tam size göre bir eğlence merkezi. Şimdi daha beklemeden gidin ve bu Türk İnternet fenomenini yepyeni arayüzünde yeniden keşfedin!

[Link: Alkışlarla Yaşıyorum]

Play

Nokia 5800 XpressMusic incelemesi

Kafakaya’da pek çok şeyi ilk defa yapmakla övünüp duruyorum, bu da onlardan biri olsa gerek. Bu haftaki program 2008’in iPhone’la beraber en çok beklenen cihazlarından biri, Nokia 5800 XpressMusic – ya da diğer adıyla Nokia Tube oldu. Aşağıda izleyebilirsiniz:

 

 

[Link: 2009’un ilk bombası 5800 XpressMusic]

HTC Touch Pro incelemesi

Kafakafaya’da bu haftaki konuğumuz HTC Touch Pro‘ydu. Touch Pro’yu tek cümle ile özetlemek gerekirse “gördüğüm, kullandığım, denediğim en kullanışlı Windows Mobile cep bilgisayarı” diyebilirim. Rakiplerine göre platformdan kaynaklanan artıları eksileri olsa da özellikle pek çok klavyeli telefonda olmayan 5 sıra klavyesi ile göz dolduruyor (en üst sıra rakamlara ayrılmış). T-Mobile G1 ile karşılaştırdığımız programı aşağıda izleyebilir, en alttaki linke tıklayarak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

[Link: HTC Touch Pro incelemesi]

VideoTurk – Hürriyet akıl veriyor, Doğan uyguluyor

Sevgili Özgür‘le Pazar günü konuşurken bana ilginç bir haberden bahsetti. Hürriyet’in Teknoloji sayfalarında yayınlanan haber şunu söylüyordu: Çin’de de Youtube yasaklandı ama yerel video siteleri bu açığı kapattı, biz hala Youtube açılsın diye uğraşıyoruz. Sansüre karşıyız AMA çözümü kendi içimizde aramalıyız.

Bu haber tek başına incelendiğinde çok haklı: Türk insanı Youtube‘a mahkum mu? Yapamıyor muyuz kendi TürkTube’ümüzü? Çekemiyor muyuz kendi videomuzu? Dalgalandıralım sanal ortamlarda şanlı bayrağımızı, bağıralım dünyaya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok!” diye!

Oysa kazın ayağı öyle değil. Türkiye’de çok uzun süredir ücretsiz video izlenebilen portaller mevcut: İzlesene, Mynet Video, Vidivodo, hatta ve hatta Kanal D’nin ünlü şovmeni Beyazıt Öztürk’ün başlattığı Piknik Tube. Bunun da ötesinde halen kapatılmamış pek çok yabancı video portali de mevcut: Google Video, Vimeo, Metacafe, vs.

Saymadıklarım darılmasın ama, ortada bir çırpıda sayacak bu kadar çok portal varken bu haberi neye bağlayalım derken işin aslı astarı ortaya çıktı: VideoTurk.com.

Video Türk, adıyla sanıyla yerli malı yurdum malı, dört dörtlük bir portal olabilir (öyle demiyorum, bence diğerlerinden bir farkı yok, hatta emekleme dönemine yeni girdi). Ancak maalesef zihniyet çok çirkin, Video Türk’ü açtığı gün “sansürü bırak, Çin’liye bak, kendine örnek al” gibi dünyanın en yüzeysel yönlendirme propagandasını yapmak benim etik anlayışımla bağdaşmıyor.

Bu arada: konuyla ilgili habere yaptığım yorumu da yayınlamadılar doğal olarak, muhtemelen etik anlayışları bunu da kaldıracak türden. Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetesine de bu yakışırdı :-)

The Dark Knight’ta Nokia 5800

Geçen hafta tatil dönüşü The Dark Knight‘ı izleme fırsatı buldum, hem de IMAX’te! Daha önce hafta içi bir akşam IMAX salonunu bu kadar kalabalık görmemiştim. Bu noktada AFM’dekiler IMAX’in İstanbul’da İstinye Park’tan başka bir alternatifi olmadığı için şanslılar zira o fasiliteler yüzünden bir daha adımımı atmam diyen ben bile dayanamadım. Neyse bu ayrı bir konu.

Batman – The Dark Knight, tam bir görsel şölen (bu klişeyi hep yazmak istemiştim :-) ). Filmde büyüleyici bir yön var, kimse açıklayamadıysa da filmi farklı kılan yanı da bu. Sürekli tansiyonunuz yüksek ve bir dakika bile rahatlayamıyorsunuz. Tıpkı Lost gibi bir sona da bağlanmıyor, bağlandığı noktada da sizi yeniden soru işaretlerine sürüklüyor (spoiler yok, tabii ki filmin bir sonu var, korkmayın :P) Fakat benim için filmde bir diğer önemli nokta daha var: Nokia Tube – ya da resmi adıyla Nokia 5800 XpressMusic. Filmin çok önemli sahnelerinden birinde bu telefonu görebiliyorsunuz, hatta tahmin edeceğiniz üzere filmde küçük bir rolü de var.

Her ne kadar “bu cihaz satışa sunulmayacaktır” dese de Nokia yetkilileri, Nokia 5800’ın aşağı yukarı bu boyutlarda olacağını ummaya devam edebiliriz. Hatta şöyle söyleyim: iPhone gibi dev gibi bir telefondan çok daha ufak ve umarım en az onun kadar hızlı bir telefonla karşı karşıya olacağız. İşte o zaman bakalım Apple ne yapacak? :-)